Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Anadolu'nun Avukatı

“İnsanlar doğdular, sevdiler, öldüler.” Böyle dedi balıkçı.

Hayatın esas anlamının, var olmamızın gerçek nedeninin, insan olmamızın sebebinin sevmek olduğunu, yaşamayı başarabilmek için sevmeyi becerebiliyor olmamız gerektiğini anlattı Koca Balıkçı bize hep.
Denizlerin de karaların da ölümlü insanoğluna göre kıyas edilemeyecek bir ezelden gelme ve ebediyete gitme hali vardır. Gezegenin bize göre dev, zamana göre kısa ömründe mavi denizler ve haşmetli ulu dağlar hep vardır ve var olacaktır. Ama karalar kıpırdayamaz. Aynı yerde durmaya mahkum olarak var olmaya devam ederler. Oysa denizler hareketlidir. Kabına sığmazlar. Eserler, gürlerler, akarlar, dalgalanırlar, devinim ve çalkantılarla doludurlar. Balıkçı da öyleydi. Bir oturuşta 60 sayfa mektup yazar, saatlerce toprağa tohum eker, kayığı Yatağanla günlerce denizlerde dolaşır, günlerce kapanıp kitaplar yazar, Antik kentleri arşınlardı. Büyükada ve Faleron’da filizlenen denizler aşkı onu ne Oxford’da ne de İstanbul’da tutabilmiştir. Hayatın belki de kaderin yardımı ile onun için mavi olan sürgüne Bodrum’a gönderilmiş ama o uzak diyar ona aradığı şeyi vermişti. Denizler Ülkesini…
Bodrum’da denizlere duyduğu aşk, Anadolu sevgisiyle harmanlanmış, yakın çağlar tarihi okuyan Cevat Şakir yurdunun sırlarını, gelmiş geçmiş kavimlerinin hikayelerini ve Akdeniz’in yaşamını araştırmış, öğrenmiş, anlatmış, yazmıştır. Onu farklı kılan en büyük şey var olan her şeyi tutkuyla sevmesiydi. Bir orfoz, denizde köpüklenen bir dalga, deniz kenarında oynayan bir çocuk, güzel bir kadın, antik bir kent ya da gökte uçan bir martı… Hayata aşıktı Cevat Şakir. O yüzden “ Ölüm yaşama sığar ama hayat ölümü aşar” demişti.


Balıkçı’nın ana tezi “Yunan uygarlığı, Anadolu uygarlığının öncüsü değil takipçisidir” olmuştur. Öyle ya, Helence konuşan Atina’ya karşın, iyonca, Karia’nın konuştuğu eski luwice ya da Likya dili konuşan bir Anadolu vardı. Dilleri tamamen farklıydı. Tapınmaları ve tanrıları gibi, inançları da aynı değildi. Atina okulunun hayata değil ölüme dönük felsefeleriyle bilinen 3 teorisyeni Sokrates, Pluton ve Aristotales’e karşın, Anadolulu düşünürler maddenin en küçük parçasına atom diyorlardı ve onlara Atomist deniyordu. Atina icat ve bilgiye gereksiz şeyler derken, Anadolu bilim ve akılla çoktan tanışmıştı. Balıkçı ; Atina okulunun üç öğreticisi, Sokrates, Platon ve Aristotales için “Bu üçü insan uygarlığını 1000 yıl yerinde saydırmıştır” derdi. Yaşama, var olmaya, düşünmeye değil ölüme endeksli düşünceler bütünü insanlığı harap etmiştir. Mesela büyük düşünür! Aristotales ansiklopedisine göre her şey yazılmıştı, öncesi yoktu, sonrası olmayacaktı. Bunu söylemek için gerçek bir cahil olmak gerekir sanırım. Oysa Efesli Herakliteos “Değişmeyen tek şey değişimdir.” diyordu.
Atina filozofları o tarihlerde dünyanın uydusu Ay’a bir tanrı olarak bakıp kendi tanrılarına isim yaparken ( Artemis ), İyonyalı Anaksogoras, Ayın bir madde olduğunu ilan ediyordu. Ve sırf bu yüzden Atina’da idama mahkum edildi.
Balıkçı “ İlla tarihe bir başlangıç yapılacaksa, o tarih İsa’nın doğumunu temsil eden 0 değil ondan çok önceleri İ.Ö 585 tarihini başlangıç kabul etmek gerekir” diyordu. Çünkü o tarihte Atina, sokaklardan güldür güldür akan şehir lağımlarından kaynaklanan kolera ve tifodan kırılırken, Miletos’lu Thales günü ve saatine varıncaya dek ilk güneş tutulmasını hesaplamış ve deklare etmişti. O yıllarda Anadolu’da bilinen ve sıkça söylenen çok meşhur bir söz vardır ;

“Eğer dünyada 1kg. akıl varsa bunun yarısı Thales’dedir”


Herakliteos “her şey akar” derken dünyadaki değişim dinamiklerini, “su ana maddedir.” derken de suyun devinimi ve döngüsünü keşfetmişti. Arkadan gelen Anaksimendos, Anaksogoras, Demokritos gibi bilginler bilim çağını daha da geliştirdiler. Atinalı düşünürlere filozof ( filo-zofi ) bilgisever derlerken Anadolu bilim insanları fusiologos yani doğa bilgini ismini kullanırlardı. Ses benzerliğinden zaman içinde hepsine filozof deyip geçiyoruz, ama değil ! Halikarnas Balıkçısı işte bunları anlattı biz Anadolu çocuklarına. Onun tutturduğu bu yola Mavi yol, akıma da Mavi Yolcular dendi. Balıkçı, Akdeniz’e “6. Kıta” demiştir. Çünkü bu topraklar ve etrafı gerçek bir uygarlık esaslı medeniyet yuvasıdır da ondan. Dünyanın asıl merkezi Akdeniz’dir. Anadolu ve Mezopotamya’dır. Akdeniz insanoğlunun ilk ve esas tarihidir. Neredeyse gezegendeki tüm ulusların kaynağıdır. Ve Anadolu Asya değil, Akdeniz’dir.
Balıkçı’nın manevi oğlu Şadan Gökovalı’nın dediği gibi ; “Uygarlık ve evrim bir tek şeyi çok sever; karışım !” Anadolu dünyada en büyük kavimler karışımının olduğu yerdir. Birçok insanın ne yazık ki yunan sandığı Historia’nın yazarı ilk gezgin Heredotos öz be öz Bodrumlu ve Likya lisanını konuşan bir Anadolulu, büyük ozan Homeros ise İzmirlidir. Ve İlyada ile Odesyya’yı grekçe dilinde değil, iyonca yazmıştır. 6.Truva işte bu Homeros’un anlattığı Truva’dır. İzmir, Söke ( Kolfon ) Değirmendere ve İzmir’in güneyi Homeros’un yaşadığı yerlerdir.
 

İşte bunları da biz sadece Balıkçı’dan duyduk, okuduk, dinledik. O, bu toprakların tarihin hiçbir sahnesinde yunan olmadığını anlatmıştır. Öyle olsaydı ne diye Pers ve Sparta’yla birleşip Anadolu’ya saldırsındı Atina ? Xshantos’dan köle taşısındı ana karasına ?
17 Nisan 1890 da doğup 83 yıl yaşadı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Anadolu’sunda, Arşipel’inin koynunda, Bodrum’un bucaksız mavilerinde. Kendine mavi bir Anadolu dünyası kurdu ve bu dünyanın içine alabildiği kadar çok insanı aldı, onlara gerçekleri öğretti. Aydınlattı Ege’nin çocuklarını. Ege’ye yayılmış onlarca eski antik kentin yabancı, öteki, başkası değil kendi ataları olduğunu anlattı durmadan. Sahip çıktı, çıkılmasına öncü oldu. Onun sayesinde ülkenin üzerine mavi ışıklar yayıldı Akdeniz kıyılarından başlayarak. Mavi ve beyaz ışıklar…
Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın toplam 24 büyük eseri var ama aslında onun tek bir eseri var ; o da Anadolu-Helenistan çatışması, kavgasıdır.
Oxford Üniversitesi’nde yakın çağlar tarihi okurken, Helen denilen düşünürlerin hepsinin aslında Helen değil, Anadolu uygarlıklarının çocukları olduğunu öğrenince, bu konuyla yakından ilgilenmeye başlamıştır. Bu başlangıç üstü örtülü, bilinmeyen, öğretilmeyen ve hatta yok edilmek istenen büyük gerçeği, Akdeniz ve Anadolu uygarlıklarının devamı olduğumuz gerçeğini ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Eski Anadolu dillerini okuyup yazabiliyor olması, onun bu incelemelerinde kendisine çok yardımcı olmuştur.


“Dünyada binlerce yıl önce patlayan ilk savaş bitmemiştir hala devam etmektedir” der Balıkçı ve ekler ; “Anadolu medeniyetleri tüm Avropa uygarlıklarını derinden ve direkt etkilemiştir.” Avrupa değil Avropa derdi. Ve doğrusunun Avropa ( Europa ) dan gelme olduğunu iddia ederdi.
Bazen insanın “Balıkçı iyi ki Bodruma sürülmüş de bize Akdeniz ve Anadolu’yu öğrenmeye başlamışız” diyesi geliyor. Balıkçı için Bodrum, Bodrum için de Balıkçı büyük şans olmuş.
Bodrum’dan başlayarak, Anadolu’yu, Arşipel’i ve Akdeniz’i sahiplenmiş ve anlatmıştır Koca Balıkçı. Kendisine Balıkçı denecek kadar alçak gönüllü bir insan, Rüzgar Baba’nın dediği gibi son fusiologos denecek kadar da büyük bir beyindi o. Zaten Türkiye’de ülkenin aydınlarının ilerleme ve gelişmedeki en büyük açmazı Ege ve özünde Akdeniz uygarlıklarına ve onların geride bıraktıklarına bakıp inanılmaz bir tavırla “Buralardan bize ne !” düşüncesinde olmalarıdır. Bu aslında bir dogma gibidir. Bu toprakların insanlarını ve medeniyetlerini ötekileştirirler farkında olmadan.

Anadolulu atalarımızın ötekileşmesinin sebeplerine bakarsanız, bir kısmı Müslüman olmadıkları için ( ki Türklerde benzer şekilde şamandı ve İslamiyet ancak 650 lerden sonra var olmaya başladı) bir kısmı da Türk değildir diye ( ki M.S 200 yıldan itibaren Türk boyları Egeye kadar tüm Anadolu’da karışmış ve melezleşmiştir) Balıkçı gibi Mavi Anadolucular ise tüm Anadolu medeniyetlerini kabul eder, kucaklar ve devamının bizler olduğunu söyler. Hem genetik, hem kültürel, hem de tarihsel bazda bu gerçekten de böyledir.


Anadolu onlara göre kavimler çorbasıdır. Bu anlamda ilk Mavi Anadolucu da İlk Mavi yolcu da Cevat Şakir’den başkası değildir. Zaten ona göre bir yere benimdir demek için oraya sadece asker koymak ve bayrak dikmek yetmez. Oranın resmini yapmak, şarkısını bestelemek, tarihini öğrenmek, insanı ile kaynaşmak, hikayesini yazmak, aşklarını yaşamak gerekir. Sahiplenmek ve sevmek gerekir. Bodruma mandalin, portakal, turunç ağaçlarını getiren, dev bellasombraları, palmiyeleri, okaliptusları, sabırlık bitkilerini diken Halikarnas Balıkçısıdır. Bir seferinde İstanbul’dayken, Büyükada’ya gitmiş, Büyükada’da sürgünde olan meşhur Rus işçi hareketinin liderlerinden Lev Troçki’nin bahçesindeki ağaca tırmanmış ve tohumları almış, ceplerine doldurup tam ağaçtan inecekken, casusluk şüphesiyle yakalanınca da “Ben tohumları almak ve canım Bodrum’uma götürüp dikmek için ağaca çıktım.” demiş ama derdini çok zor anlatmıştır.

"Merhaba" der Balıkçı her gördüğü insana ve her türden mahluka, hatta denize, ormana, ağaca, toprağa.
Çok eski zamanlarda seyyahlar epey bir uzun yol giderlermiş. Olur da yolda iki seyyah karşılaşırsa önce birbirlerini süzer sonra da birbirlerine zarar vermeyi düşünmediğini, düşmanca bir niyeti olmadığını anlatmak için, sırtlarından çıkardıkları yaylarını gerip, oklarını uzaklara, boşluğa atar ve "mir heba" yani, okum boşa gitsin, heba olsun derlermiş. Zaman içinde bu söz “Merhaba’ya” dönüşmüş.

Balıkçı insanlarla konuşurken iki kere merhaba derdi. Biri başında, öteki diyeceğini söyledikten sonra, bitirirken. İlki insanadır. Merhaba anlam itibarıyla “ rahat olun, ben dostum, benden size bir kötülük gelmez” mealindedir. İkinci ve en sonda söylenen merhaba ise, “Anlattıklarıma, yeni öğrendiğin bilgilere bir kapı aç aklında, onlara merhaba de, kucaklaş ve öğren, gerisi sana kalmıştır” anlamında söylenen bir merhabadır. Ve enteresandır ki Merhaba kelimesini eski harflerle yazarsanız yelken şeklini andırır.

Bu büyük adam, Akdeniz’in kapılarını cumhuriyet ilanı ertesi tüm ulusa açan ve anlatan adamdır. İlk mavi yolculuğu 1945 te başlatıp onlarcasını gerçekleştirmiş bilgili ve çok iyi bir denizcidir Cevat Şakir. Devlete hizmet edecek kadar bilgili ve donanımlı ülkemizin ilk profesyonel rehberidir de. Efes ya da Bergama’ya yüzlerce yabancı devlet adamı, heyeti götürmüş gezdirmiş ve oraların hikayelerini, tarihini bu insanlara anlatmıştır. Öyle bir an gelmiştir ki, her gelen yabancı hatta yerli heyetler sadece Cevat Şakir’in rehberliğini istemiş başka rehber kabul etmemişlerdir.
Biz onun peşindeyiz… Anlatmaya ve felsefesini dillendirmeye çalışıyoruz. Denizciyiz, onun deniz aşkını, Anadolu’ya aitiz, onun dev Anadolu sevdasını, akla ve bilgiye inanıyoruz, onun son fusiologos tarafını, insanlara göstermeye, yazıp çizmeye ve aktarmaya çalışıyoruz biz ve bizden sonraki kuşaklara.
Balıkçı son günlerinde “ Şimdi ne diyorum ben? Bunca yıl kafa patlatıp ortaya bir şeyler koymuşuz. Sen alacaksın onu kullanacaksın yani benim kafamı kullanacaksın, di mi ya? Başkası da senden öğrenecek bir şeyler” demiştir. Yani onun bıraktığı yerden devam edilmesini istemiştir. Dediği gibi olmuş, ölüm onun hayatının içine de sığmıştır zamanı gelince ama yaşam, onun aklının kağıda döküldüğü haliyle yazılı, ve memler yoluyla sözlü olarak yani kuşaktan kuşağa aktarılarak ölümü aşmıştır...


Halikarnas Balıkçısı, labris gibidir. Bir tarafı Akdeniz’e, diğer yanı Anadolu’ya dönük, bir devri kapatıp, öteki devri açan dev bir labristir Cevat Şakir…

Başta Helenistan ve Sparta olmak üzere Pers ve Greklerle tar,h öncesinden beri devamlı savaşmış ama kendi içinde birlik olmuş medeniyetler beşiği Anadolu Uygarlıklarının avukatıdır Halikarnas Balıkçısı...

İnsanlar yine doğuyorlar, yine aşık oluyorlar ve yine ölüyorlar....



Cenk Şahin

 


Yazarın diğer yazıları:

Baharı beklerken
Yana yana
Ateşler Denizi
Cehenneme ateş taşımak
İhanet
Yaz bitiyor denizim
Maviye büyük kaçış
Halikarnas Balıkçısı 123 yaşında
Kehanet Dalgaları
Para kaç knot eser ?
Hep gitmek istedim
Anadolu'nun Avukatı
Ekim Denizci'nin Hüznüdür
Denizci'nin Kafdağı.. Ufuk Çizgisi...
Oksimoron Hayatlar
Ramaklar kalırken
Denizi olmayan kaptan... Yıl 2410
Sadun Boro sayesinde
Uzak denizlere gidenler neden geri dönerler ?
Balıkçı Memleketten ayrıldı
Temmuz 1910, 100 sene evvel bugünlerde...
Şehir Gangavaları
Cengogenes'in Mıknatıs Koyları
Maviye rastladım ama kart görmedim. Ne sarı ne de kırmızı ...
Başlarken

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri