Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İhanet

Aşıksan ihanet arafındır…

Ilk gördüğümde aşık olmadım elbet. Başkasıylaydı. Ben yıllardır ona uzaklardan bakıp mavisine platonik bir sevdayla gün be gün bağlanırken, o çok uzaklarda benden bi haberdi. Koynunda, koylarında, dalgalarında, o tarifsiz hırçın fırtınalarında hep başka denizciler seyirdeydi. Açıklarında ufuklarına başka yelkenler basılıyordu sabahın şafaklarında. Geceleri ay ışığını koynuna aldığında, kıyılarına karanlıklar çöktüğünde, göğsünde uyuyan başka denizcilerdi.

Viran hikayem viran şehirde sürüp gidiyordu henüz.
Soğuk taşlar ve ıslak caddelerde… Issız bir gönülle yaşayıp gidiyordum başlamayan hikayemde. Doğmadan binlerce yıl once düşmüş gibiydim bu sevdaya. Mavi genli, sapsarı yürekli bir oğlan çocuğuydum ben. Atalarım egeliydi, hissediyordum.

Nasıl olduysa egemden, denizlerimden kopmuş kaybolmuş olmalıydım zaman yolculuğumda. Onu ilk gördüğümde ürkek bakışlarla gözgöze gelmemeye çalışarak seyrediyordum mavisini.
Sadece renklerini…

Tan zamanı sahilime gönderdiği mor dalgalarını, sabahları aldığı mavi rengini, derinlerinin lacivertini, fırtınalarındaki yeşil öfkesini ve gün batımlarında ufuklarına yerleşen o kızıl ateşini…

Kokusunu bilmiyordum. Tadını, bakışlarını, daha ruhuma esmemiş rüzgarını bilmiyordum. Sakladıklarını, sırlarını, gizlerinden habersizdim. Ege… Arşipelim… Aşkım…

Bir gölgeydim onun için… Varlığımdan habersizdi. Sevdamdan, ona ait ruhumdan, tek taraflı aşkımdan habersizdi.

Yüzümde korkularla, yüreğimde çığlıklarla kavuşmayı bekleyen çok eski bir aşığı olduğumdan öylesine habersizdi ki…

Hem o mavi gözlü masal kahramanlarına aşık değil miydi. Kokusu, tadı onlarda hapsolmamış mıydı. Onların teknelerine bırakmıyor muydu tuzlu sularını. O teknelerin beyaz yelkenlerine göndermiyor muydu mavisini. Yağmurlar yağarken baharlarında, özlemiyor muydu bağrında dolaşan sevdaları… Tenine karışmıyor muydu denizler ülkesinde yaşayan denizcilerin terleri.

Sen de kim oluyordun böyle. Ne sanıyordun kendini. Denize bir sen mi sevdalıydın. Binlerce yıldır kimbilir kimlere sevdalanmıştı, kaç denizciyi kendine aşık etmişti… sen şimdi kalkıp karşısına çıkıp ne diyecektin. Nasıl söyleyecektin. Hem de kentin harabe hayatına tutsak bir adamken… Nasıl aşkla bakacaktın o her sabah bal gözlerle uyandırdığı denizler ülkesi denizcileri dururken.

Her gün aynı yorgun sokakları arşınlayıp, buruşturup atmak istediğin hayatı yaşamaya yola koyulup, yalnızlığının fırtınasında tek başına üşürken…

İçimdeki oğlan çocuğu o kadar çaresizdi ki…
Anlatamıyordu kimseye…
Gidemiyordu denizine… Dokunamıyordu henüz… Ama seviyordu belki kendisinden bile saklayarak sevdasını.

Bir mucize oldu sonra. Üzerime şimşekler yağdı ona ilk dokunduğumda. Kendimi onun kollarında buldum. Sessiz bir gece, tedirgin adımlarla vardım ona. Uzak ufuklarında savrulan kızıl renkleri sarısını henüz hapsetmemişken göklere uçusan saçlarında buldum onu.

Siyahtı… o gece kapkaranlıktı suları. İçine işlemiş bir keder vardı çırpıntılı sularında. Hüzün dolu bir sevgiliye o gece açıldım bir oğlan çocuğu saflığıyla… Masumiyet ve aşk dolu kalbimi ilk o gece gösterdim ona… Görmesini bekledim… Anlamasını…

“Herkes gitti” dedi usulca. “Yüreğimin büyüklüğünden , aşkımın engin mavilerinden korktular. Hırçın fırtınalarımda herkes bir yere kaçıştı… Sevdiğim denizciler hep kaçtılar benden. Hiçbiri benim için bir şeylerden vazgeçecek cesareti gösteremediler. Ben bekledim. Hep bekledim. Beni sadece ben olduğum için sevecek bir denizci bekledim asırlardır.” dedi.

Mavisini ellerinden tuttum. Gözlerine baktım… Uzun uzun… Binlerce yıl öncesini görüyor gibi. “ Seni sevdiğimi anladığım günden beri renkler değişti, sesler değişti, geçmişim şekillendi, ruhum başkalaştı” dedim aşkıma usulca. Sonra fısıldadım yalnız sandığım yüreğinin sıcaklığına “ sen… benim sisimsin. Sisler içinde maviyi arıyorum hayatımda. Sis sandığım gri dumanların yanıp yanıp yüzlerce senedir küllenmiş aşkımın yeniden tutuşan ateşimden geldiğini umarak.”

Gitmeye başladım ona. Denizime… Masalıma kavuşmuştum artık. Kentin, avucuna alıp beni bir yok, bir hiç yapmasına ramak kalmışken bulmuştu beni.

Açtım yelkenlerimi, verdim kendimi rüzgarına… Aşık bir denizci onun için belki eski bir yolcuydu. Uzunca bir zaman mavi yolundan geçmeyen bir yolcu. Ben ona gittikçe o bana vardı. Sevgilim oldu… Canım oldu… Canım…

Denizimde artık sadece ben vardım. Belki onu çok sevmişlerdi. Aşık olanlar her yerdeydi belki. Mavisini, dalgasını, kokusunu, tadını sevmişlerdi. Ruhuna aşık olmuşlardı belki. Ama ben onun sonsuzluğuna, yüreğimdeki ölümsüzlüğüne sevdalıydım.

Yaz aşk demekti benim için. Limandan ayrılıp yelkenlerimi Arşipel’in rüzgarıyla doldurduğumda kavuşurdum sonsuzluğuma. Fırtına olduğunda didişir, sevişir, sakinleştiğinde atardım gönül demirimi derinlerine. Şarap renkli akşam denizim olurdu koynumda… İçinden çıkmak istemezdim. Ölümsüzlüğünden bir parça alır karşılığında sonsuzlukta yaşayacak epeski bir aşk verirdim. Onu çok sevdim… Beni… sevdi… biraz…

Ama kış da vardı ve bir gün her yer her şey kış oldu… Aniden soğudu renkler bir sonbahar akşamı. Siyahlaştı. Dondu ufkun ardı. Donan biraz da iki mavi su damlasıydı…

Gidişlerimin sonuncusuydu. Bu kez ben rüzgar olmuş içimde dinmeyen hasretimle ona gelmiştim. Yine mavisini yine fırtınasını yine dalga dalga gelen ölümsüzlüğünü tatmaya…

Soğuk denizlere vardığımda ruhum dondu… Onda artık başka denizciler vardı. Bilmediğim tanımadığım yabancılar…

Benim gibi baharda yazda sevgilisine kavuşan yeni bir denizcinin seyrek gelişlerinden bıkmıştı. Denizler ülkesini kendisine yar etmiş kış denizcileri vardı bu kez koynunda… Soğuktular… Sevgisizdiler… Eski değillerdi… Denizime ihtiyaçları vardı. Kendi yalnızlıkları için…Hepsi bu.

Kalakaldım… Bana yer yoktu artık soğuk kış günlerinde rengi griye çalmış denizimde…

Ağırlaştım…
Yıkık dökük bir antik kente döndü ruhum…
Kuş sürülerinin şehri terketmeleri gibi terk ediyordu denizim beni…
Sonbaharın güçsüz küçük yaprakları gibi titreyen yüreğimi görecek hali yoktu… Yeni bir kahramanı olmuştu onun…

Kış denizcisi…

Tutulmayan bir yemin, bir veda, sebepsiz bir tokat gibi çarptı gerçek yüzüme… Hikayemiz savruldu çok uzaklara… İlk dalganın hızla sileceği kumlara yazılmış bir kelimeydi aşk sanki bizim için… ruhum katranlaştı. Çıkarıp atmak istedim içimden… Kirli siyah yalanlarla doldu gökler… Yüreğime çizilen sevgi sözcüklerini tükürmek, sevdamı oracığa kusup kurtulmak istedim acılarla beraber. Birer birer yalana dönüşen anılarımızı çıkarmaya çabaladım aşk dolu zavallı zihnimden… Söktüm…Defalarca diktim aşkla bakan gözleriyle açtığı kanayan yaralarımı…

Bana ne yaptın denizim… Bana ne yaptın böyle …
Niye yaptın…
Öylece durup izledim uzaktan birbirlerinin sıkıca tuttukları ellerinde aşkımın hoyratça sökülüşünü…

Denizim ve kış denizcisi…
Soğuk, donuk, ışıksız, kahredici bir görüntüdeki iki silik silüete kitlenen gözlerimdem dökülen yaşların ıslak acısında boğuldum dakikalarca…

Ne bir isim kaldı aklımda ne de bir sözcük çıktı taşlaşmış dudaklarımdan… Gözgöze geldik son kez… Acıyla…

Ne kar, ne soğuk ne de sert esen rüzgardı canımı yakan…
Gönlümdeki aciz sevdanın, yüreğimdeki benzersiz aşkın denizimi geri getiremeyeceğini görmüş olmaktı acı içinde bırakan ruhumu…

Durdu zaman…
Keskin bir sessizlik kapladı ortalığı…
Burdan gitmem gerek…
Kendimdem kaçmam gerek…
Senden uzaklaşmam gerek…
Gördüklerimi unutmam gerek…

Aşkım öldü… Gömülüşünü izlemeden viran şehrime dönmem gerek…
Bulduğunda kaybettiğin nefesini tutarak, yazdığında silinen duygularını saklayarak, gördüğünde başlayan başka sevdanın yanışını izlemeden geri gitmen gerek diye kendime fısıldayarak terk etmem gerekti artık eskimi…


Unut ne yaptı sana unut artık denizci… unut ve kır dümenini onsuz rotana artık. Git…Nereye gittiğini bilmeden git… Git ve ufukta kaybol artık… Gitmek yenilmektir. Hepsi bu… Kaybetmiş bir adamın acılarıyla ardında bıraktığın ve simsiyah denizinde kimsenin göremeyeceği o karanlık köpüklerinin izlerini gecenin siyahına katarak uzaklaş sadece…

Sen yaz denizcisi… Sen baharlarla var olan… Sen sıcak…Sen sarı… Sen eskilerden, eskilerde kalan belki de son denizci…

Baş edemezdin soğuklarla… Baş edemezdin kış denizleriyle… Alt edemezdin buz gibi kesilmeyi… Dondurucu acıların hissiz bıraktığı gönlünle başa çıkamazdın…

Seni aldatan bir denize artık bakamazdın bile… Çevir bakışlarını… Kapat gözlerini… Sökemesen de taşa döndür kendine küsmüş yüreğini…

Bakma…
Duyma…
Hatırlama…

İhanet denizlerinde sana yer yok artık…
Sen yaz denizcisi…
Gidemedin denizine kışları…
Ve kış denizcilerine bıraktın mavi sevdanı…
Soğuk ve kara günleri hak ettin sen denizci…
Arafta bir zamanlar terk ettiğin o yerine, cehennemine dön artık.
Dön ve sızlayan bir taş olarak kal orada…
Sonsuzluğun bir gün biteceğini umut ederek…

Cenk Şahin
 


Yazarın diğer yazıları:

Baharı beklerken
Yana yana
Ateşler Denizi
Cehenneme ateş taşımak
İhanet
Yaz bitiyor denizim
Maviye büyük kaçış
Halikarnas Balıkçısı 123 yaşında
Kehanet Dalgaları
Para kaç knot eser ?
Hep gitmek istedim
Anadolu'nun Avukatı
Ekim Denizci'nin Hüznüdür
Denizci'nin Kafdağı.. Ufuk Çizgisi...
Oksimoron Hayatlar
Ramaklar kalırken
Denizi olmayan kaptan... Yıl 2410
Sadun Boro sayesinde
Uzak denizlere gidenler neden geri dönerler ?
Balıkçı Memleketten ayrıldı
Temmuz 1910, 100 sene evvel bugünlerde...
Şehir Gangavaları
Cengogenes'in Mıknatıs Koyları
Maviye rastladım ama kart görmedim. Ne sarı ne de kırmızı ...
Başlarken

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri