Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Denizci'nin Kafdağı.. Ufuk Çizgisi...

Her sabah yeni bir gün doğarken ufuklardan, önce tan yerinden kendini gösteren belli belirsiz ışık hüzmelerine, arkasından ateşten kor parçaları gibi göklere hakim olan kızıllara ve o alev göklerin usulca hayatın rengi sarıya değmesine ve ona teslim olmasına tanıklık eden, gün batımlarında, uzaklarda mavi sulara dalarak kaybolan güneşin ardından gökyüzünün nasıl kızılla kaplandığını an be an seyreden bir denizcinin Nirvanalarından birisi de kafasını dümenden yavaşça kaldırıp etrafı 360 C gözlemledikten sonra hiçbir kara parçasının görünmediği, açık denizle baş başa kaldığı andır. Issızlık hissi hakim olur her yanına. Alabildiğince ıssızlık, kimsesizlik... Ve sonra yalnızlık duygusu yayılır usulca. Denizle bir başına kalınan an, işte o andır. Gözler uzaklardaki ufuk çizgisine takılır kalır. İki yanı da mavi olan bir gizemdir o çizgi denizde yalnız kalmış adam için. Üzerinde masmavi gök, altına serili lacivert koca deniz, ortalarında sonsuzluk hissi. Ufuk çizgisi…

Denizlerdeki araftır ufuk çizgisi.

O uzak ufuk çizgisi güneşin her akşam damla damla aktığı, eriyip bittiği yerdir. O mavi çizginin arkasında bir yerlerde rüyaların gerçekleştiği yerler vardır. Geceleri rüzgarların denizdekilere usulca ninni söylediği bir yer. Ulaşılmaz kırmızı kuşların çok yükseklerde uçtuğu, kimselerin sizi bulamayacağı bir yer. Bulutların yağmurdan sonra basıp gittikleri yer orasıdır işte. Hiç yapamadıklarımızın ve asla yapamayacağımızı sandığımız şeylerin gerçekleştiği, yapmaya cesaret edildiği bir yer. Mavi yağmurların yağdığı, öğretilerin, buyrukların, yalanların unutulup gittiği bir yer. Su seslerinin tınladığı, özgürlüğün hüküm sürdüğü bir bilinmedik yerdir ufuk çizgisinin ardı.

Denizcinin Kafdağı işte o ufuk çizgisidir. Kafdağı gibi aşılmaz, Kafdağı gibi geçilmez ve varılmaz maviliklerin saklandığı yerdir orası.


Dümeni nereye çevirirsen çevir, pruva artık ufuk çizgisidir. Merak uyandıran, derinlik sarhoşluğu gibi insanı kendisine çeken bir bilinmezdir o çizgi. Derinlerde sarhoş eden şey azot, yukarıda ise mavi ahenktir. Üzerine doğru gittikçe yakınlaşmayan, yaklaşmaya çalıştıkça uzaklaşan, arkasında bir yerleri bir şeyleri saklıyormuş gibi duran ufuk, cezbeder yelkenleri. Açarsınız tüm armayı, verirsiniz rüzgarın emrine. Teknede meraklanır ne var orada, o uzak hatta diye. Dalgaların üzerine atar kendini heyecanla. Yelkenler torlanırken kalbi duracak gibi olur. Varmaya can atar o ince, sisli çizgiye. Ufuk uzaklarda sizi bekler gibi durur. Siz gidersiniz, o durur. Size bakar gibi gelir uzaklardan. Sizi bekler gibi gelir ötelerden. Sizi çağırır gibi yapar millerce mesafeden. Ufuk her yerden kaplar denizin ortasındaki teknedeki denizciyi, sarmalar… Sıcaksa hava, tüm çizgi boyunca haleler, dalgalanmalar oynaşır gözbebeğinizle. Çizgi yerinde duramaz, denizin notalarıyla, rüzgarın melodisiyle şarkılar söyler uzaklardan.

Sonra, mavi suların içinde ufkun peşine düşmüş halde bulursunuz kendinizi. Peşine düşmüş ama hiç yaklaşamamış, peşine düşmüş ama hiç varamamış, varamayacak…

Gözleriniz mavi sulara kayar sonra. Var olmamızın nedeni suya. Su gözünüze bir tanrıça gibi görünür. Köpüklerden doğan tanrıça Afrodit gibi. Denizlerin hükümdarı deniz tanrısı Oceanus gibi. Ne benzersiz bir zamandır o zaman. Açık denizde siz, deniziniz ve aşkınız ufuk çizgisi. Üçünüzden başkası yoktur ortalarda…

Siz artık hep ufka giden, ufka yaklaştıkça da ardında yeni ufuklar gören teknenin kaptanısınızdır. Ufukların kaptanı olmuşsunuzdur artık. Rotanız ufuk çizgisi, limanınız ufuk ötesidir. Varmayacağınız ama varmak da istemeyeceğiniz o gizemli liman. Sadece gitmek istenilen uzak diyar çizgisi.

Ne vardır orada ?
Sonsuzluk ? Sessizlik ? Issızlık? Başka bir dünya ? Cennet ? Tanrı ? Hiçlik ? Yaşamın sırrı ? Yepyeni yerler ? Karanlık bir araf ?

İşte bu bilinmezlik insanı deli eder. Başlangıca götürür… Ta en başa…

Sıcak, havasız, kuru gezegenin susuz, denizsiz geçen ilk zamanlarına. Orion bulutsusundan spiral dönüşlerle ve merkezkaç kuvvetlerle uzayın sessiz, karanlık, büyük boşluklarına fırlatılan su buharının dünyamıza düşmesi ne büyük bir şanstır. Yer altından sızan su buharının yoğuşması da yardım edince, maviler sarmış dört bir tarafı gezegende.

Su döngüsü hayat verir dünyaya. Su, ne azalır ne de artar. Hiç yok olmaz. Bir arının konduğu çiçeğin yaprağındaki bir su damlası bile asla kaybolmaz. Canlılar hep aynı suyu içerler binlerce yıldır. Su sonunda her zaman başladığı yere döner. Denizlere. Bulut da olsa, yağmur da olsa, toprağa can verse de, bir kedi tarafından içilse, bir şarap kadehinin içinde yer alsa da, ağzınızda bir yudum olsa da, soğuyup beyazlaşıp dağların zirvelerini karlarla donatsa da sonuçta hep başladığı yere döner su. Denizlere… Trilyonlarca su damlası, bu olağanüstü yolculuğu 4 milyar yıldır yapıp dururlar. Evrendeki bilinen tek mavi gezegendeki sular, ama aynı sular milyarlarca varlığa can katarlar, can verirler hiç durmadan… Hayat da su gibidir. Ona benzer. Akışkandır. İçinden su aktığı için. Su gibi kolayına kaçar. Nereye gideceği bilinmez. Ve su gibi kaybolur elimizden. Hayat çok değerlidir.
İnsan açık denizde daha iyi anlar kendisine vuran büyük bir kozmik piyangoyu kazandığını. Ufuk çizgisine aşık olmuş denizci bu büyük ikramiyeyi çarçur edemez. Denizler ülkesinde yavaş akan vakitle birlikte kendisine yetecek kadarını alarak yaşar.

Denizci adam iyi kalplidir. Ama çok iyimser olamaz. Biraz huysuzdur ama çekilmez olmaz. Aşıktır ama gözü kör görmez. Bilendir ama bilgiç değildir. Mücadelecidir ama kavga etmez. Kendisi ile giriştiği mücadeleden zaferle ayrılmamış adam ufuk çizgisine aşık olamaz. Kendini yenemeyen adam, var olma mücadelesini kazanamaz. Denizle kavga, öteki kavgalar için benzersiz bir savaş alanıdır. Denizci adam denizle kavgasını verir ama onu asla yenemeyeceğini de bilir. Zaten bu kavga denizi değil kendisini, içindekini yenme kavgasıdır. Deniz yardım eder ona. Berraklaşmasını, temizlenmesini, kendisini bulmasını, hikayenin bütününü görmesini sağlar. Deniz, denizciye yardım eder. Açık denizler insana galibiyeti getirir. Sanal dünyayı, madde dünyasını alt etmeyi öğretir. Var olmanın ne demek olduğunu anlatır.

Ufkun ardındaki ülkeleri düşler dümendeki adam. İnci yetiştirilen deniz tarlalarını, balık avlanan resifleri, Hindistan cevizi ağaçlarının kapladığı adaları, salınan sandallara konmuş pelikanları, dünya seyahati yapan yelkenlilerin uğradığı koyları, sık ormanlara yağan sert yağmurların seslerini, muz ağaçlarında gülüşen çocukları, basit ama insani hayatı, kızaran batı göklerini, sararan doğu ufuklarını, kararan okyanus gecelerini, ağaran beyaz sabahları, samanyolunun eşsiz kubbesini…
Hepsi vardır ufuk çizgisinin arkasındaki sularda. Yelkenleri trim eder, hızını artırır, dümene yapışır, gözlerini kısar. Varmak, oraları yaşamak için. Ama açık deniz bu. Gittikçe yaklaşılamayan bu sihirli rotada ilerleyen adam, bir süre sonra varmanın değil gitmenin esas olduğunu, yolculuğun hayatın ta kendisi olduğunu algılar. Durmanın yok olmak demek olduğunu anlar. Yaşarken ufuk çizgisine varmaya debelenerek, oraya varmak için her şeyi göze alanları, ömür harcayanları düşünür hüzünlenerek. Bir de ufuk çizgisine aşık olan yaşam sevdalılarını hatırlar. Ufuk çizgisine olan aşk, bir çeşit platonik aşktır. Asla kavuşulamayacak bir sevgilidir o. Hep vardır ve hep olacaktır. Zaten yaşamak denen şey sevdiğin şeylerin peşinde koşmak değil midir ? Varamasan, elde edemesen de yaşamak budur. Asla ulaşamasan da sevmekten vazgeçmemektir hayat. Uzaktan da sevebilen adam esaslı adamdır..

Sessizce ve habersizce yelkenlerin rüzgarlarında denizlerde dolaşmış eski ruhlar belki ufuk çizgisinin ötesinde toplanırlar. Denizler Ülkesi belki o ufuk çizgisinin hemen ardında başlar. Denizin her şeyi değiştirmeye, iyileştirmeye gücü vardır. Denizler, ebedi baharlardır insanoğlu için. Nasıl bahar yeniden doğuşsa, doğanın uyanışı, hayatın kaldığı yerden devam etmesiyse, denizler de işte öyledir bir denizci için. Denizden uzaklaşan her denizciye mevsim kış olur. Bahara kavuşmak demek, denizlere çıkmak demektir denizci adam için. Bahar, alınan bir demir, basılan bir yelken, tutulan bir dümen, çekilen bir halatla başlar denizciye… Bir martı bağırışı, bir dalga haykırışı, bir rüzgar çığlığı yeter denizlere gitmek için.

Karanlık basınca, ufuktaki o esrarengiz çizgi kaybolmaz. Bırakıp gitmez denizciyi. Tepesinde ışıl ışıl samanyolunun tuali, altında yakamozlanmış bir ışıltılar denizi arasında yine orada, yerindedir. Bakan görür. Adeta göz kırpar uzaklardan. Ufuklar işte böylesine uzak, böylesine yakındır aslında. Denizci anlar. Ufuk açık denizin her yeridir. Denizin gökle birleştiği yere bakıp gördüğü ufuk çizgisinin üzerinde durmaktadır aslında. Ufuk çizgisi ise uzaklardan ona bakmaktadır, asla ulaşamayacak olduğunu bilerek hem de. Ufuk çizgisine ulaşmaya çalışan denizci hep ufuk çizgisinin üzerinde dolaşır durur gerçekte. Ufuk çizgisinin karşı ufkunda ise denizci durmaktadır dümeninde…
 

Birbirlerini bilirler, görürler, severler ama hiçbir zaman kavuşamazlar… Hiçbir zaman…


Ve farkına varır büyük gerçeğin denizci; o kadar zor değilmiş aslında, şehrin hapis kıskacındaki sefil hayatlarda yaşanan onca kararsızlık, tereddüt, pişmanlık, karamsarlık, mutsuzluk sadece iki ihtimalde bitiyormuş.

Bir ölümde bir de aşkta, ufuk aşkında…

Ufuk çizgisi aslında umut çizgisidir… Gidilen yol da umuda yolculuk…

 


CENK SAHIN


Yazarın diğer yazıları:

Baharı beklerken
Yana yana
Ateşler Denizi
Cehenneme ateş taşımak
İhanet
Yaz bitiyor denizim
Maviye büyük kaçış
Halikarnas Balıkçısı 123 yaşında
Kehanet Dalgaları
Para kaç knot eser ?
Hep gitmek istedim
Anadolu'nun Avukatı
Ekim Denizci'nin Hüznüdür
Denizci'nin Kafdağı.. Ufuk Çizgisi...
Oksimoron Hayatlar
Ramaklar kalırken
Denizi olmayan kaptan... Yıl 2410
Sadun Boro sayesinde
Uzak denizlere gidenler neden geri dönerler ?
Balıkçı Memleketten ayrıldı
Temmuz 1910, 100 sene evvel bugünlerde...
Şehir Gangavaları
Cengogenes'in Mıknatıs Koyları
Maviye rastladım ama kart görmedim. Ne sarı ne de kırmızı ...
Başlarken

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri