Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Beni uçak tuttu

Deniz de her gün bir şeyler öğreniyordum, hiç bir şey yapmayıp teknede otursan en azından güneşin bir saatte insanı ne hale getirdiğini öğrenmiş idim.
Öğrenerek denizin kazasız keyfini yaşamaya çalışıyordum.
Her gün vapurların yolcu taşıyıp yanaştığı yere kendi teknenizle gitseniz, insana yeni bir kara parçası bulmuş edası geliyor.
İnsan denize açıldıkça açılası gelir.
Yeni yerler görüp iyice bölgeyi öğrenene kadar oraya dadanır sonra yeni yerleri keşfe çıkarsın.
Gittiğin bölgeyi size soran olursa, liman girişi nasıl, su derinliği ne kadar veya girişte görünmeyen bir kayalık var mı, su bulunuyor mu, yakıt alınabilir mi, kumanya alınacak yer uzak mı, önemli olan her şeyi anlatı verirsin.
Ayrıca her yerin bir hikâyesi vardır.
Kimi doğrudur kimi hayal ürünü.
Birileri bir şey duyar, çok hoşuna gider veya gitmez üzerine ekler yapar anlatır, ondan sonra başkaları da aynısını yapar gerçek bile olsa şüpheli hale sokarlar.
Ama benim gibi macera severler gerçek mi diye kafaya takar ancak keşfedince rahatlar.
Bu tür muhabbetler konu açıldığı zaman, kıyı kahvelerinde, kayıkhanelerde konuşulur.
Bir gün bizim kayıkhanede muhabbet sırasında Bostancı vapur iskelesi açığında kumların altında uçak mermileri olduğu ve kumları karıştırınca mutlaka bulunduğu söylendi.
Cihan savaşında avcı uçaklarından biri vurulmuş düşerek dağılmış.
Balıkçılar bazı parçalarını çıkarmış.
Maskeyle bakanlar da dalıp ufak tefek parça ve uçak mermisi çıkarıyormuş.
Kulaktan kulağa bana da geldi, heyecanlandım.
Vapur iskelesi önü on-on iki metre, dalabilirim.
Hemen hafızama kayıt edip planı yaptım
Madara olmak istemediğim içinde ben de gidip bakacağım demedim.
Çünkü meraklı olduğun anlaşıldığı zaman devamlı kefal balığı durumuna düşüyorsun, yani her oltaya, her yeme atlar durumu oluyor.
Sonra devamlı muhabbette senin için yemli olta bekliyor.
Bende diye lafa atladığın zamanda katılarak gülüyorlar.
Biraz sinir bozucu bir durum, her kez gülüyor sende de keh küh oluyorsun.
Bu sebeple duyduğumu hemen hafızama kayıt edip planı yaptım.
Bu işi keşfe yeterliyim, şansımı denemem lazım.
Zaten tekneye yakıtı Bostancı vapur iskelesinden alıyoruz.
Deniz kıyısında yakıt satan istasyon yok.
Bostancı iskelesinde tekneyi iskeleye bağlıyor ve mayo ile bidonlarını alıp benzinciye yürüyerek gidip, yakıtı aldıktan sonra teknenin deposuna döküyorsun.
Ben bu arada tekneyi iskelenin uç tarafına bağlamayı, yakıt aldıktan sonra dalıp kumu mıncıklayıp rast gelirse mermi çıkarmayı düşünüyorum.
O zaman denizden hatıram olsun istiyorum.
Tek dikkat edilecek husus vapur saatleri, kıyma olurum maazallah.
Zaman geldi Bostancı’dan yakıt alınacak yola çıktık.
Teknede Annem var, hem yüzmeye hem de beni kollamaya geliyor anacım.
Talat var, babası armatör, kendisi denizde büyümüş, güvendiğim bir arkadaşım.
Birde dayımın kızı Lale var Ankara opera ve balesinde balerin, bize tatile gelmiş ve deniz keyfi yapıyor.


Bostancı vapur iskelesine bordaladım, tekneyi bağlayıp hemen vapur saatlerini öğrendim, fazla vakit yoktu bir saat sonra vapur yanaşacak.
Gemi yanaşıp kalktığı zaman zemin her ne kadar temiz kumsa da bir iki saat bulanıklık geçmiyor.
Önce dalış yapmam gerekiyor. Sonra dalsam keşif dalışı zamanım azalacak, güneşin altında piştim bahanesi ile annemden şnorkel programını öne aldım.
ABC malzememi çıkardım (maske, şnorkel, palet) sırtım kavrulmasın diye tişört giydim.
Paletlerimi kuşanıp suya atladım, suya alışınca maske şnorkeli verdiler ve heyecan başladı.
İskelenin ucundan Büyükada istikametine doğru açılıyordum, zemini kontrol ederken de hafızamda senaryolar kuruyordum.
Uçak parçası da olsa yüz elli metre gemi de hepsi deryanın için de bir nokta.
Aradığın yeri bulmaya yardımcı kerterizin ne kadar iyi olsa da zor iştir.
Deniz de tarifle nokta buluyorsun, evde yüzük düşüp yuvarlansa on dakikada zor bulunur.
Bu deniz de uçak, bütün umudum deniz tabanında doğal görünmeyen bir şeyler görmek sonra oralara yoğunlaşmayı düşünüyorum.
Zemini pek net göremiyordum gözüme kestirdiğim yere sallandım, beş altı metre indim zemin henüz netleşmedi.
Geç kaldığımı anladım, böyle çetrefilli denize el ayak girmeden yapmak lazım.
Öğle vakti her kez denizi karıştırıyor, berrak değil. Sabah erken cam gibi oluyor.
Hem toyluk var hem ailemin izniyle alakalı.
Sabah körü dalışa gidemiyorum.
Bir şey olur diye yalnız gitmeme izin yok
Buna da şükür kısmetse bulurum diyorum.
Çıkıp nefesle ciğerlerimi temizleyip gene iniyorum aşağı parça görürüm umuduyla.
Su üstüne çıktığım zaman beni biçmesin diye etrafı kolaçan ediyorum, tek tük sürat teknesi ve diğerleri seyirde.
Bir yandan da göz ucunla bizim tekneyi kesiyorum ama gel artık ikazlarına kulaklarım kapanmış durumda.
Teknelerin hızlarını ve mesafelerini kontrol edip tekrar sallanıyorum aşağı.
Artık direk zemine yapışıp kumu karıştırıyorum, böyle söylendi ama elime bir şey gelmiyor.
Hem söylenilen bölgeyi karıştırıyorum hem etrafı bulandırıyorum.
Nefesim bitince yukarı yeni nefes sonra aşağı in çık – in çık.
Yavaşça yoruluyordum etrafta iyice bulandı birkaç dalış daha yapıp tekneye dönmeyi düşünürken tekrar sallandım aşağı zemine yapışıp kuma ellerimi daldırıp karıştırıyorum, bir daha, bir daha, defalarca.
Ha buldum ha buluyorum, ha şimdi diyerek aranıyorum.
Bu seferde yok,
Pervane sesi duydum ve durdum.
Tüylerim ürperdi gemi mi geliyor?
O zaman su altında sesin yönünü tespit edemeyeceğimi bilmiyordum.
Ses nereden geliyor diye oyalandım nefes alma ihtiyacı arttı çıkmam lazımdı.
Hız kazanmak için ayağımı zemine vurdum ve vurduğum anada cartla cırt arası bir ses duydum.
Galiba paletim yırtıldı dedim, çıkmam lazımdı ayağımı oynatmaya çalıyorum sağ ayağım oynamıyor.
Nefes almam lazım, nefes lazım, boğulacağım.

 

 

Debelenmekten zemini göremiyorum zaten kafamı aşağı zemine eğemiyorum, yukarı çıkma isteği aşağı baktırtmıyor.
Kurtulamıyorum refleks olarak sol ayağımı da yere bastım iki elimle sağ dizimin altından ayağımı iki elimle kavradım olanca gücümle sağ ayağımı takıldığı yerden kurtarmaya çalıştım.
Biranda ayağımı kurtardım.
Nefes alma isteğini erteleme hıçkırıklarıyla deli gibi yüzeye çıkıyordum.
Çıkış vaktimi çok aşmıştım.
Su üstüne az kaldı yaşama isteğim onay görmüş meleklerim de acil yardıma geçmişti
Su üstüne geldim bir nefes aldım gözüm karardı midem bulandı neyse ki sığı su bayılması yaşamadım,
Üzerime gelen gemi veya motor da yoktu.

Bizim tekneye dönüp baktım herkes ayaktaydı, Annem avazı çıktığı kadar bağırıyordu,
Talat motorla uğraşıyor ama çalıştıramıyordu.
Ben tek pervaneyle yani sol ayağımdaki paletle tekneye yüzüyorum,
sağ ayağımda acı ve hissizlik var.
Yüzdükçe biber den beter yanma başladı.
Tekneye az kaldı, yüzerken zaman zaman gözüm kararır gibi oluyor az kaldı diyerek geçiştiriyorum.
Teknenin küpeştesini tuttum ama nedense kendimi yukarı çekecek gücüm yok.
Teknedekiler ve annemin çığlıklarına birikenlerin yardımıyla tekneye çıktım.
Oturup nefeslenerek kendimi kontrol altına almaya çalıştım.
Kurtarmıştım ama bir tuhaflık vardı, tuhaflık sadece bende değil herkes de vardı.
Lale bayılır gibi oldu,
Talat ayağıma bakarak ne oldu oğlum dedi bende ayağıma baktım,
Ayak bileğim tandon başlangıcından topuk altına kadar yarılmıştı,
Topuk kemiğim görünüyordu.
Çok kanıyordu, farş tahtaları kan olmuştu, kurban kezsen o kadar kan çıkar.
Düşen savaş uçağının pilotu gibi olmuştum.
Gene tuhaflaştım, gözümün kararmasının yanı sıra adrenalin salgısından dilimde teneke tadı oluştu.
Şimdi de hastaneye yetişmem lazımdı.
Böyle akmaya devam ederse kanım bitecek.
Birileri ayağıma bir şeyler sardı doğru hastaneye diyerek iskeleye çıkmama yardım ettiler.
İskelede birikenlerin de uğultularıyla taksi durduruldu.
Malum kanamalı hastaların taksi bulması kolay değil, hemen
Haydarpaşa Numune hastanesine yola koyulduk.
Annecim büyük bir sakinlikle bana moral veriyor ve şoföre de daha hızlı diyor.
Bu arada ben mayo ile annem havluyu etek gibi dolamış ve hatırlamadığım bir şeyi de
Üstüne atmış yalın ayaktı.
Denizden geldiğimiz çok belli oluyordu.
Hastaneye vardık
Kaza geçiren insanlar herkes den acilen yardım bekler ve öncelikle kendisine yardım edilmesi gerekliliği egosu yaşar.
Bu beklenti içerisinde arabadan indim ama kapıda kimse karşılamadı içeri girdik,
Hasta bakıcı neyin var diye sordu ayağımı görünce şuraya otur dedi.
Ben hemen ameliyata alına cam diye bekliyorum ama kuyruk var.


Oturduğum bankta eli torbada başka bir kazazede var, torbadan kan sızıyor ikinci torbada da parmakları.
Bey kasapmış, yanındakiler satırı kaçırdı dediler.
Başkaları da var bağıran inleyen herksin kendi elinde bir şeyi var.
Benim durumum daha iyi gibi geldi ağrım olmasa anneme eve gidelim diyeceğim.
Hiç olmasa hala tek parçayım benden ayrılmış bir uzvum yok!
Sonun da sıra geldi, doktor baktı ve dışarı çıktı odayı değiştirdik bir doktor daha geldi ortopedistmiş ben canı kurtarırken ayağı haşat etmişim.
Lokal anestezi yaparak diktiler, doktor tampon dedikçe hasta bakıcı kamyon tamponu gibi yaraya basıp canımı yakıyor dikiş acısı sinek ısırması gibi kalıyordu.
Deniz de keyif yapıp tarihi mıncıklayayım derken şimdi hastane de inliyordum.
Operasyon bitti ayağımın üstüne basmamı yasakladılar.
Neye yansam, aylarca yürümem yasaklandı.
Yaz güme gitti
Korktuğum gibi kendime madara da oldum
Uçak mermisi de bulamadım
Takıldığım parça neydi bilemedim.
Gerçekten düşen uçağın bir parçası mıydı!


Büyük olasılıkla DENİZİ çöplük zannedenlerden birinin attığı bir hurdaydı!
Onu da ben bulup ayağıma sokmuştum.
Elbet bir gün bir şeyler bulup, keyifle nasıl da başardığımı anlatacaktım!
 

Kenan Ergüç

 


Yazarın diğer yazıları:

Derinlik 70 iş bitmiş
Beni uçak tuttu
Elde var palamut
Hırsız Köpekbalığı

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri