Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Bildik sularda (mı?)

Akdeniz’e girdikten sonra e-posta yollayan, telefon eden dostlar, hemen hemen aynı sözleri söylüyorlar: “Artık Akdeniz’desiniz, bundan sonrası kolay. Nasıl olsa bildik sular, arka bahçemiz… Hem okyanustan sonra Akdeniz nedir ki!..” Evet, Akdeniz okyanuslara göre daha küçük, Türkiye’nin de bu denize sahili var. Bahsedilen ‘bildik’lik bunlardan ibaret olsa gerek.
Ama yetmiyor… Malum, deniz her yerde denizdir. İster kocaman okyanus olsun, ister küçük bir iç deniz; ikisi de şakaya gelmiyor, aynı dikkati, özeni, saygıyı göstermeyi gerektiriyor. Üstelik şimdi, açık deniz hayatının olağan zorluklarına ek olarak, yoğun gemi trafiği, aniden değişen hava koşulları, sık sık uğranan limanlardaki formaliteler, hemen her ülke için vize alma zorunluluğu gibi can sıkıcı işlerle de uğraşmak zorundayız.

BİR ZAMANLAR TÜRK GÖLÜYDÜ
Ortaokulda tarih dersinde okuduğumuz, bir zamanlar Akdeniz’in Türk gölü olduğu devirler ne kadar geride kalmış! Koca Akdeniz’de bugün sadece iki ülke bizden vize istemiyor; Fas ve Tunus. Hadi Avrupa ülkelerini bir derece anladık, ama Kuzey Afrika’daki halkı Arap, Berberi olan ülkeler Türklerden niçin vize isterler bilmiyoruz. (Belki de biz bir nedenle onlara vize uyguladık, onlar da karşılık veriyor, bu arada kabak iki ülke vatandaşlarının ve tabii bizim başımıza patlıyor!)
Rotamız Cezayir’in çok uzun Akdeniz sahilinden geçiyor. Eğer limanlarına girmemize izin verirlerse, uğrayıp bir kurban kavurması yemeyi çok istiyoruz. Yıllar oldu kurban kavurması yemeyeli. Ne kadar da özledim! Cezayir’deki büyükelçiliğimiz oraya gelebilmemiz için yardımcı oluyor. Bir süredir Bilal Yılmaz adlı elçilik görevlisinin yolladığı yazıya, Cezayir makamlarından gelecek cevabı bekliyoruz.

ORUÇ REİS
Cezayir’e dair neler biliyorum diye hafızamı yokluyorum. Aklıma kocaman bir aslanı ayaklarının dibinde, evcil bir köpek gibi gezdiren Cezayirli Hasan Paşa'nın heykeli (ne heybetli bir adammış) ve tabii Cezayir fatihi Oruç Reis geliyor. Eğer gidebilirsek bakalım orada daha neler göreceğiz.
Akdeniz’deki ilk durağımız Ceuta (Septe) olmuştu. İkincisiyse Melilla oluyor. Bu iki liman şehri de Fas sınırları içinde, ama İspanya’ya ait özerk bölgeler. Turistik broşürlerde dört dinin ve kültürün (Katolik İspanyollar, Müslüman Araplar-Berberiler, Hindular ve Museviler) birada huzurla yaşadığı yerler olarak tarif ediliyor. Uzun palmiyelerin birazcık gölgelediği geniş kordon boyunda yürürken, şehrin broşürlerde bahsi edilen uyumuna şahit oluyoruz.
 

Daracık taytlarını, atlet fanilalarını giymiş koşu yapan (çoğunun kulağında ilk defa burada gördüğümüz, boynuza benzeyen kulaklıklar takılı, herhalde bunlardan müzik filan dinliyorlar) her yaştan kadınlar, erkekler görüyoruz. Kimileri bir ellerinde tasma kayışları, diğer ellerinde naylon torbalar köpek gezdiriyorlar. Köpek ihtiyaç molası için durduğunda onlar da duruyor, sonra hayvanın kaldırıma bıraktığı kakasını o naylon torbayla alıp yerden kaldırıyorlar.
Koşu yapanların arasında parlak göz alıcı kumaşlardan yapılmış uzun elbiseli, türbanlı kadınlar kızlar, beyaz cübbeli, sakallı, başlarının tepesine beyaz bir namaz takkesi kondurmuş erkekler yürüyor. Antrenmandan dönen bir grubun içindeki genç bir erkeğin forması dikkatimi çekiyor. 10 numaralı formanın üstünde ÖZİL yazıyor. Ön adını hatırlayamadığım bir Türk futbolcunun formasını giymiş olduğunu anlıyorum.

ATATÜRK ve SAİD-İ NURSİ
Şehrin balık, sebze-meyve pazarı en sık ziyaret ettiğimiz yer. Almasak bile tezgâhlardaki envai çeşit balığı, ahtapotu, çeşit çeşit karidesi, böceği, midyeyi, istiridyeyi, meyveleri yeşilliği seyretmek için sık sık uğruyoruz. Esnafın tamamı Arap, Berberi asıllı… Her defasında da dayanamayıp bir şeyler alıyoruz.
Takkeli, kara sakallı balıkçı Türk olduğumuzu öğrenince, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, ‘Mustafa Kemal Atatürk’, diyor. Arkasından elleriyle Atatürk’ün ne kadar büyük ve önemli bir kişi olduğunu bize(!) anlatmaya çalışıyor. Sonra hiç beklemediğim bir isim daha söylüyor: Bediüzzaman Nursî. Onu de el kol hareketleriyle methediyor. Yandaki diğer balıkçılar da sohbete katılıyorlar.
 

Egomuz okşanmış bir halde pazardan çıkınca Sibel konuşuyor: “Keşke bizdekiler de Atatürk’ün değerini bu kadar bilseler. Öbür adam kimdi?” Cevap veriyorum: “Nurculuk hareketinin kurucusu, bizdeki bilinen ismiyle Said-i Nursî. Ama hakkında pek az şey biliyorum, onlar da kulaktan dolma. Türkiye’ye gidince bakarız.”

BODEGA MADRİD MEYHANESİ
Bazı akşamlar ‘Bodega Madrid’ adlı lokantaya gidiyoruz. Faslıların işlettiği kantin benzeri bu yere civardaki esnaf, yerli halk devam ediyor. Fiyatları gayet uygun, teknede pişirmekten daha ucuza geliyor. Uzun tezgâhına yaslanıp küçük tabaklarda meze gibi servis edilen ızgara kalamar, sübye, ahtapot, karides, balık yumurtası sipariş ediyoruz. Bira sifonla fıçıdan çekiliyor.
 

Hepsi Fas asıllı ve erkek olan diğer müşteriler bir yandan yiyor, içiyor, bir yandan da karşıdaki duvara asılı hiç kapanmayan televizyondan maça bakıyorlar. Şehrin tertemiz sokaklarından biraz sıkılmıştık. Yere düşen kurumuş bir ağaç yaprağının bile münasebetsiz bir pislik gibi hemen süpürülüp göz önünden kaldırıldığı yarı steril sokaklardan sonra, burada kendimizi iyi hissediyoruz. Tezgâhtaki çer-çöp, kullanılmış peçeteler, işi biten ıvır-zıvır hiçbir suçluluk duygusuna kapılmadan, gönül rahatlığıyla yere atılıyor. Titiz Sibel’e: “Sahici bir yer ama…” diye açıklama yapıyorum.
Tezgâha dayanmış demlenirken, tezgâhın arkasındaki zayıf uzun boylu pişiriciyi seyretmek çok hoşuma gidiyor. Adam işinin ehli… Gözü okşayan zarif ve seri el hareketleriyle dolaptan malzemeleri çıkarıp mangalın üzerine atıyor. Teknede macun yaparken kullandığımızın aynısı bir spatulası, bir de kısa saplı maşası var. Bütün aletleri bunlar… Çatal, bıçak gibi diğer mutfak gereçlerine ihtiyaç duymuyor.
 

Balıkları, ahtapotları, kalamarları spatulasıyla dans ettirir gibi ateşin üzerinde atıyor, tutuyor, çeviriyor, kesiyor, biçiyor. Terini ve elinin yağını silmek için omzunda kararmış bir peşkir taşıyor. Sık sık geldiğimiz için bizi artık tanıdı ve sanırım sevdi. İçeri girdiğimizde gülerek uzatmadan önce ellerini önce peşkirine siliyor, sonra da bize verdiği değeri göstermek ister gibi, siyah pantolonunun eteklerine sürterek bir kez de orada temizliyor.
 

Osman Atasoy

 


Yazarın diğer yazıları:

Döndükten sonra olanlar
Ve nihayet Türkiye
Iyon Denizinde
Magrip Sahillerinde
Cezayir sularında
Bildik sularda (mı?)
Rota artık Akdeniz
Kara göründü
Dost Adalar

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri