Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Balıkçı ile dostluğum. Manevi Oğul Şadan

“denizlerden.com” sitesindeki özgeçmişim, umduğum ilgiyi gördü. “Balıkçı ile Tanışmam” konusu da, beklediğim merakı uyandırdı. Onunla tanışmamın öyküsü sayfalara, dostluğum ise ciltlere sığmaz. Kısa yazacak denli uzun zamanım yok ama, yine de özetlemeye çalışayım.
Gökova’lıyım. Balıkçı da, bizim oraları gezen ve yazan adam. Çocukluğumda, “Halikarnas” değil de, “Ali Karnıaç” derlerdi ona. Bilge Umar’ın “Türkiye’deki Tarihsel Adlar” kitabına bakarsanız, Halikarnassos’un eski biçiminin “Alikarnassa” olduğunu görürsünüz.
Kendi yaptığı “Yatağan” adlı teknesiyle, bizim denizlerde gezinirken söylencelemişti Balıkçı.

Bir Bodrum balıkçısı, o gün onu Palamutbükü’nde gördüğünü söylerken, bir başkası, “nasıl olur? Ben onu bugün Çökertme’de gördüm” diye karşı çıkardı.
Sanki bir ben kalmıştım söylensel Balıkçı’yı görmeyen.
Balıkçı’ya değin somut bir nesneyle, yıllar sonra, Aydın Ticaret Lisesinde okurken karşılaştım. Ev-okul arasını yürüyerek gidip geliyorum. Bir gün, kapanmış bir kitapçı dükkanının vitrininde, tozlanmış bir kitap gördüm. Adı, “Ötelerin Çocuğu” idi kitabın. (Yıllar sonra, beni “Evlat” seçecek Balıkçı’nın “Tüm Yapıtları”nı yayına hazırlarken, bu kitabın adını, Balıkçı’nın isteği üzerine “Ötelerin Çocukları” diye düzeltecektim. Ha, unutmadan; Türk sinemasının “Sultan”ı Türkan Şoray, bu kitabı filme çekmek için can attığını söyleyecekti bana. Kitapçı vitrinindeki tozlanmış kitap, beni çok etkilemişti. Kapakta Balıkçı’nın fotoğrafı falan yoktu ama, çok etkilenmiştim.

VE İLK KARŞILAŞMAMIZ…

Liseyi bitirip, YETO (ben mezun olmadan İktisadi İdari İlimler Akademisi) öğrencisi oldum. Ben ve beş-on arkadaşım Gazi Kadınlar Caddesinde açılan Gündoğdu Öğrenci Yurdu şubesine yerleştik. İki hafta ya geçmiş ya geçmemişti ki; Demokrat İzmir ve Yeni Asır’la birlikte, İzmir’in popüler gazetelerinden Ege Ekspres’te çalışmaya başladım. Ekonomi ve turizm alanlarına bakıyordum. İngilizce biliyordum çünkü.
Yine iki hafta kadar geçmişti. İzmir Ticaret Borsasında işlemleri izlemiş, gazeteye dönüyordum. O zamanlar, yaprak tütün işletme evlerinin bulunduğu Sulumezar semtinden geçiyordum. Birden gök gürültüsü gibi, davul sesi gibi ses duydum:
- Güm, güm, güm!
Ses, o zamanlar İzmir’in üç büyük gazetesinden Sabah Postasından geliyordu.
Gayri ihtiyari, gözümü ve dikkatimi, sesin geldiği yöne yönelttim. Çok geçmeden, sesi çıkaran, gazetenin kapısına indi. Bu, beresiyle gökyüzüne, iki ayağı ve bastonuyla yeryüzüne dayanmış bir insan irisiydi. Maksut Doğan’ın pek sevip sıkça kullandığım dörtlüğünü bir daha aktarmamın zamanıdır:


“Merhaba ey insanların irisi
Merhaba ey deniz gözlüm!
Merhaba seni doğuran anaya,
Seni Bodrum’a sürenlere merhaba!”


- Bu, Balıkçı olmalı, dedim. Dedim ya; o güne dek ne Balıkçı’nın yüzünü görmüştüm, ne de fotoğrafını!
- Merhaba, dedim; “Ben Şadan Gökovalı, senin Cova’ndan!
O da bir:
- Merhaba! Patlattı ki, ayaklarım üstünde sarsıldım. Çünkü o zaman, Sabahattin Eyüboğlu’nun, “Balıkçı’ya ‘merhaba’ diyen ayakları üstünde sıkı durmalı” sözünü duymamıştım. Çünkü Eyüboğlu Usta daha o ünlü sözü söylememişti.
Balıkçı:
- Haaa, öyle mi, dedi, “gel”…
Geliş o geliş mi, gidiş o gidiş mi bilmiyorum.
Bu olay, 1958 yılı 10. Ayının ikinci yarısında (olasılıkla, 24 Ekim’de) gerçekleşmiş olmalı… Ben, İnönü Caddesi 293/1’de oturuyordum, Balıkçı, aynı caddede 232 Sokak, 19 nolu Merhaba Apartmanında oturuyordu. Evlerimiz arasındaki yakınlık, bir durak var yoktu. Nasıl oldu şimdi belleğimde açık değil ama, gidip gelmeye başladım Balıkçı’ya. Ben yanına varınca, hiç şemsiyesini kapatmıyordu. Açtığı konulara yatkınlığım, yakınlaşmamızı hızlandırdı. Her gün, akıl almaz bir üretkenlikle çalışıyordu. Bir işten yorulunca, soluklanmadan başka işe girişiyordu. Nedenini sorduğumda şöyle derdi:
- Dinlenmek, ne demek yahu Şadan? Uğraş değiştirmek demek! İnsan hep dinlenseydi, dinlenmekten yorulurdu!
O ara, yayınevi, Balıkçı’nın yazısının kolay okunmadığını bildirerek, mümkünse daktilo edilerek yollanmasını istedi. Balıkçı bana, bu işi yapacak kişi bulup bulamayacağımı sordu. “Var tabi” dedim. Balıkçı’nın yazdıklarını akşamüzeri alıyor, ertesi sabah işe giderken bırakıyordum.
Balıkçı, damadı John Noonan’a kağıt, karbon kağıdı aldırıp bana veriyordu. Üstelik, ille de para vermek istiyordu. Ben almayınca, bana yazdıklarını vermeyeceğini söyledi. Ben:
- Senin öykülerinde papafingo, öteki yelkenlere ne der, dedim.
Anladı. Papafingo, öteki yelkenlere:
- Ben burada havayı ilk elde soluyorum. Siz arkada, solunmuş hava soluyorsunuz!..
Balıkçı anladı ve tape için para almayışımı hoş karşıladı. “Hem böylece, yazıların özgünleri sende kalmış olur”. Öyle de oldu. Halen, Balıkçı’nın yüzlerce, belki de binlerce orijinal sayfası bende, valizlerde, müzeye gideceği günü beklemektedir.
Hemen her gece, birkaç saati bulan söyleşilerimizde Balıkçı, çok özel yaşantılarını anlattı bana. Ne zaman para sıkıntısı çekip, ne zaman, eline yüklüce para geçince, kendisine nasıl her şeyin ucuz geldiğini bugün bile anımsarım. Eli bolarınca, Eşrefpaşa ya da Hatay pazarına gider ve kendi aleyhine pazarlık ederdi bizim Balıkçı. Özellikle şevketibostan, radika, arapsaçı, tere vb gibi doğa bitkilerini alırken, mutlaka, satıcı kadının istediği fiyatın birkaç misli fazlasını verirdi.
Böyle bir olay, Hatay’daki ilk evinin istimlaki sırasında başına gelmiş. Zamanın İzmir Belediye Başkanı Dr. Selahattin Akçiçek:
- Balıkçı değerli bir yazarımızdır. Fazla geliri de yoktur. Onun arsasına fazlaca para verelim, demiş.
Bunu duyan Balıkçı durur mu? Belediyeyi basmış ve “siz ne hakla bana fazla para veriyorsunuz” demiş…
Torunlarının (Cevat, Deniz, Aliye Noonan; Siren ve Murat Önce; Sibel ve Derya Kabaağaçlı) albümler dolusu resimlerini yapar, boylarını, kapı sövesine ayrı renk kalemlerle işaret ederdi.
Hastalandığında, yakınlarını o teselli ederdi. Bir gün bana:
- Kuvvayı maneviye taş olsa çatlardı Şadan, dediydi.
Daha 1968’de (12 Mayıs), ilk göz ağrım “Yedi Bilge, Harika, Kilise, Uyuyanlar” kitabıma yazdığı sunuşta, şu satırlara yer verdi, işte o onur belgesinden birkaç satır:
“Şadan Gökovalı’nın Yediler’e değgin kaleme aldığı bu yazı,.. uygarlık tarihinde Anadolu’nun büyük payına işaret ettikten başka; turizmde hep üstün bir uygarlık iddiasıyla Anadolu’ya rakip olarak şımartılanlara, bilgiye dayanan bir cevaptır.
Şadan Gökovalı gibi, araştırma, inceleme özlemi olanlara, kütüphanelerimizde başka başka ulusların yapıtları yoktur… Bu kaynak yokluğunda Şadan Gökovalı’nın yazıları, zifiri karanlığı mum ışığıyla aydınlatmaya benzese bile –ki öyle değildir- alkışlanacak bir davranıştır.”
Balıkçı’nın asıl vasiyeti sayılan yazısını aktarmadan önce, o yazıyı verdiği gün yaşadığımız bir olayı anlatmalıyım:
Çeşitli sınavları başararak, Uluslararası Yayın Seminerine, TRT, dolayısıyla Türkiye adına katılma hakkını kazanmıştım. Durumu, evine giderek Balıkçı’ya bildirdim: Yüzüme helalaşır gibi baktı ve:
- Döndüğünde beni bulamazsın, dedi.
ABD’ye gitmeyeceğimi biliyordu.
- Yok a canım, beklerim seni, dedi.
ABD’de yapacağım konuşmadan sözettim:
- İyi, doğru, güzel, dedi, “ama sen, punduna getir, birkaç Nasrettin Hoca fıkrası anlat!”
Pek huyu değildir ama, şaka yaptığını sandım.
ABD’de, dünyanın 33 ülkesinden gelmiş iletişimcilere yaptığım konuşmaya, birkaç Hoca fıkrası ekledim. Sen misin bunu yapan? O konferanstan sonra adım “Hoca”ya çıktı… Önce ondan, sonra Aziz Nesin ve İsmail Sivri’den öğrendim, Atatürk gibi, Nazım gibi, Hoca’nın en önemli evrensel değerlerimizden biri olduğunu…
Balıkçı bana o gün (18 Haziran 1973), benim için yazdıklarını verdi:
“Şadan Gökovalı’ya arkadaşım, oğlum desem azdır. Çünkü, mevcut insanlar arasında beni temadi ettirecek, daha doğrusu temadi ettirmeye en müsait insan O’dur! Ölsem, ölüm bana galebe çalmamış olacak; çünkü Şadan var!..”
Bu anıtsal satırlara eklenecek bir şey olabilir mi?
 

Prof.Dr. Şadan Gökovalı

 


Yazarın diğer yazıları:

Bana "iştiyak" larından gelmişler...
Balıkçı ile dostluğum. Manevi Oğul Şadan
Rehberlik ve Söylence
Ben Şadan Gökovalı, "Muhtar" Mehmet'in oğlu

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri