Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ben Şadan Gökovalı, "Muhtar" Mehmet'in oğlu

Rahmetli Mustantik (Mustafa) Yasakçı Dayıdan öğrendimdi:
Daha sonra babam olacak, Musiroğlu Mehmet, erken gençliğinde:
- Emine Dudu’yu alırsam, adam olurum, dermiş.
Adam olmuş mu? Bunu söylemek bana düşmez. Ama, dördü (Refika, yine Refika, Munise ve Hayriye) ölmüş, üçü sağ (Durdu, Ayşe, Sevim) yedi kızdan sonra ben doğmuşum. Babam, Gökova muhtarı olarak iz bırakmış. Babam, 60 yıl sonra, “Ben, Atatürk’ün partisinden başka partinin muhtarı olmam”, diye mührü Vali’ye teslim ederek görevi bıraktığı ve 35 yıl önce öldüğü halde, bize hala “Muhtarlar” derler. Benim, Beldemdeki adım, “Muhtar Mehmet’in Şadan”dır.
Gökovalı, konuya böyle yaklaşmakta haksız sayılmasa gerek. O’nun muhtarlığı döneminde, öteki köyleri kıskandıracak şekilde Gökova’ya okul, cami, köprü, öğretmen evleri, çamaşır yuma yeri ve belki de en önemlisi, ovayı aşağıdan yukarı kateden ve bataklığı kurutan okaliptüs ağaçları dikilmiş.

Güneyden başlanarak 1938, 1939, 1940 yıllarında dikilen bu ağaçlar, günümüzde yüksekliği 50-60 metreye ulaşan bir tünel oluşturmuş. Gazeteci yazar A. Nedim Atilla’ya sorarsanız, bu ağaçları babam, “yedi kızdan sonra bir oğlu oldu” diye diktirmiş. (Zamanın Muğla Valisinin Recai Güreli olduğunu, okaliptüs tohumlarını Avusturalya’dan -manevi babam- Halikarnas Balıkçısı’nın getirttiğini unutmayalım.)
“Vali” dedik te, orada durmamak gerek. Muğla valilerinin bir sözü ünlüdür: “Muğla’ya vali olacağına, Gökova’ya muhtar ol!” Muğla’nın “Koca” Valisi İbrahim Ethem Akıncı da dermiş ki:
“Gökova’nın nüfus kütüğü (yaklaşık 2 bin 500 kişi) yansa gam yemem. Muhtar Mehmet, aklından yazdırır.”
Bende varolduğu varsayılan bellekte, babamdan miras kalan genlerin etkisi olsa gerek…
VE DOĞUYORUM…

15 Mart 1939 Çarşamba günü doğmuşum.
Yedi kızdan sonra ortaya çıkmış bir “Muhtar Oğlu” olarak, biraz şımartılarak büyütülmüşüm. Gökova’daki büyüklere “amca, “dayı”, kadınlara da “yenge”, “teyze” derdik. Özellikle yengeler, teyzeler bana yıllarca:
- Seni çiynimde (omzumda) az mı gezdirdim, derlerdi.
Kızlara gelince… Yok yok, gelmeyelim, hemen hepsi sağ. Hepsi bacım.
Ablalarımın ardına takılarak, evimizden birkaç km uzaktaki Yazılıtaş İlkokuluna gidip geldim. Öğretmenler; önce ingastan (şakacıktan) karne vermişler bana. Sonra, “öteki çocuklardan daha başarılı” diyerek, sınıf geçirtmişler beni.
Ertesi yıl, babamın öncülüğünde yapılan Gökova İlkokuluna başlayarak, iki ve üçü köyümde okumuşum.
Hayal meyal anımsarım; Babam:
- Köyde sınıf mı geçiyorsun, köprüden mi geçiyorsun, diyerek ilçemiz Ula İlkokuluna aktarmamı sağladı. Bu okulda, “Hamdi Yaraş” adlı bir eğitim devinin öğrencisi oldum. Sınıf arkadaşlarımdan, isteyen herkes, öğrenimini sürdürdü. Ula’dan, okumayı sürdüren sınıfdaşlarım arasında Sedat Ercan’ı, Güner Bozkurt’u, öğretmenimizin oğlu Şener Yaraş’ı öncelikle saymam gerek...


O sıralar Muğla’da bir tek Muğla Ortaokulu olduğunu anımsıyorum. Sonraları, meslektaşım Prof. Dr. Cengiz Pınar’ın anımsatmasıyla, Milas’ta da bir ortaokul olduğunu öğrendim.
Ortaokuldaki öğretmenlerim arasında, İngilizce hocam Türkan Danışman’ı unutmam olası değil. Diyebilirim ki; İngilizce turist rehberi olduysam, bazı kitaplarımı o dilde yazabildiysem, üniversitede dersleri İngilizce olarak verebildiysem hep, Türkan Hocama borçluyum. (Aynı Türkan Hanım, Aydın’da, Ticaret Lisesinde öğretmenim olarak tekrar karşıma çıkacaktır!)
Muğla Ortaokulundaki sınıf arkadaşlarım arasında, hemencecik aklıma geliverenler: Günay Toprakçı, Erman Şahin, Zuhal Özbek, Seval Sepil, Serpin Bolu, Turgut Şeker, Aysel Möcek, Kamil Kırmızı, Serpil Gölcüklü, Orhan Besi, Mehmet Altınsoy. Bize göre, erkeklerin en yakışıklısı Erman, kızların en güzeli Zuhal’di. (Serpil’in gözleri, Gökova mavisiydi.)
O zamanlar Muğla’da lise ne gezer? En yakın lise, 110 km yakındaki (!) Aydın’da. Baktım, arkadaşlarımın çoğu, Aydın, Denizli ve İzmir’deki liselere gidiyor. Durumu babama ilettim:
- Dünyanın öteki ucunda olsa, git!   Malımı-mülkümü satar, okuturum seni…
(Bu arada zayıf aldığım, bütünlemeye kaldığımda babam hiç sert davranmadı bana. “Düzeltirsin, geçersin” gibi sözlerle moral verdi bana. Bütünlemeye kaldığım bir yılın yazında, tarladan dama saman çekmem, hala büyüklerin dilindedir.)

AYDIN TİCARET LİSESİNDE…

Pınarbaşı’ndaki Aydın Ticaret Lisesine geldiğimde, ders başlamıştı. Sora sora, dersimizin İngilizce olduğunu öğrendim. Sınıfın kapısını çalıp açtım. Baktım, öğretmen, ortaokuldan öğretmenim Türkan Danışman. Beni görünce şaşırdı. Konuşmamamı işaret ederek, sınıf arkadaşlarıma:
- Bu, Şadan Gökovalı. Muğla Ortaokulundan öğrencim! Devlet okullarında İngilizce öğrenilmediğini söylerler. Şadan, bunun aksini kanıtlayan örnektir…
Türkan Hanımın bu sözlerinin bana moral verdiğini, Hocama mahçup olmamak için çok çalıştığımı belirtmeliyim.
Çok değerli öğretmenleri ve müdürü (Nazım Soymen) olan bu okulda, adımı okula hatta Aydın’a duyuran işler yaptım:
- Dileyen öğrencilere, saat ücreti karşılığında İngilizce dersler verdim,
- Aydın’ın ünlü “Kıroba” gazetesinde “Okul Sayfa”ları düzenledim,
- Okulumuzda “Işık” adlı duvar gazetesi çıkardım,
- “Kültür Sanat Kolu Başkanı” olarak, çeşitli etkinlikler yaptım,
- Şiir okuma yarışmasında, Zeki Ömer Defne’nin “Kıyıdaki Tekne” adlı şiiriyle birinci oldum,
- Yurt çapında düzenlenen bir yarışmada birinci olarak, Ankara’da bir arsa kazandım,
- “Plevne Savunması” adlı ödevim yıllarca okulda örnek gösterildi,
- Steno ve daktilo yarışmalarında birinci oldum…
Lisedeyken Türkçemi sıvazlayan, bu, dünyanın en güzel diliyle ürünler vermemi sağlayan, Edebiyat öğretmenim Suzan Sunguroğlu’dur. Şiir okuma yarışması ödülüm olan Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Çocuk ve Allah” kitabını da kendisi imzalamıştı. Orta öğrenimim boyunca, Türkçe ve İngilizce’den, 10’dan aşağı not almadım. (1990 yılında, Günaydın Gazetesinin Ege Ekinde, “İnsan Mimarları” başlıklı yazı dizimde Türkan Danışman’a da yer vermiştim. Mutluyum!)

İZMİR’Lİ YILLARIM

Aynı Ticaret Lisesini dereceyle bitirdim. Ne yapacaktım? Babamın, Gökova’daki bakkal dükkanında mı çalışacaktım? Aslında babam, bu amaçla okutmuş, dahası ticaret lisesine bu gerekçeyle yollamıştı beni.
Baktım, sınıfdaşlarımın çoğu, üniversite okumak için İzmir’e hazırlanıyorlar. Yine babama sordum:
- Okuyacak olduktan sonra, dünyanın öbür ucuna yollarım seni!
1958 sonbaharında (Ekim başları olmalı) İzmir’de buldum kendimi. “Buldum” ama, kalacak yer bulamadım. Babamın taptığı Eczacı Etem Serim’in iş yaptığı (daha sonra damadı) İzmir Ecza Deposu sahibi Metin Kutucular’a başvurduk. Onun bastırmasıyla, Gündoğdu Öğrenci Yurdu sahibi Mehmet Öngören (Sahnelerimizin Renkli Kelebeği ile aşkı dillere destandı), Gazi Kadınlar Caddesinde yurdun bir şubesini açtı. Oraya yerleştik.
Sınıf arkadaşlarımdan Bahri Utanç, Buca PTT Müdürü şair Cemil Gökçe’nin aracılığıyla Ege Ekspres gazetesinde çalışmaya başlamıştı. Birkaç gün sonra bana:
- Benim kulağım iyi işitmiyor. Telefonla haber almayı beceremiyorum, senin Aydın’dan deneyimin var, sen gitsene!
Durumu Cemil beye açtık:
- Gazetede Suat Fehmi Eryalman’a git, benim selamımı söyle…
Gidiş o gidiş…
Gazetede, 125 TL olan aylığının 150 TL’ye çıkmasını istediği için kapıdışarı edilen muhabirler vardı. Şaşırtıcı şey, 200 TL aylıkla işe başlatıldım. Ve, yaşamımı değiştirecek olay, 01 Şubat 1959’da gazeteyle sözleşme imzaladım. (Hiç zaman yitirmeden, tam 2 yıl sonra da basın kartı aldım.)
İzmir’e geldikten yaklaşık 15 gün sonra gazetede çalışmaya başlamış, bir o kadar gün sonra, daha sonra beni “Manevi Evlat” seçecek Halikarnas Balıkçısı ile tanışacaktım… ( Bunu ayrıca yazacağım…)


Ege Ekspres’te daha çok ekonomi ve o zamanlar yeni yeni telaffuz edilmekte olan “Turizm” alanlarına baktım. Bunda, İngilizce bilmemin rolü vardı elbette. Bu donanımla turizm, araştırma, dizi yazı vb dallarında birçok birincilik aldım. O kadar ki; benimle rahmetli Süha Aknur için, İzmir Gazeteciler Cemiyetine önerge verdiler: “5 kez birincilik kazanan gazeteci bir daha yarışmaya girmesin; jüri üyesi olsun” diye…
1962 yılında askere gittim. Mamak Muhabere Okulunda yaptım yedek subaylığımı. 1 aylık yıllık iznimi tezkereye bırakmıştım. Gazeteciliğe döndüm. “İzmir’in Asırlıkları” başlıklı bir yazı dizisi hazırladım. Kıbrıs olayları çıktı, askere geri çağrıldım. İznim yandığı gibi, 15 gün de fazladan askerlik yaptım. Seri röportajımla, “Yılın Gazetecisi” seçildim.
Bunu izleyen, övündüğüm ödüller: “Efes” (1967), “Fethiye” (1971) ve “Bergama”yı (1978) “En İyi Anlatan Yazar” seçildim. Sonraki ödüllerim arasında “Türk Dil Kurumu”, “Anadolu Uygarlığına ve Halikarnas Balıkçısı İdealine Katkı”, “Son 10 Yılda İzmir Kültürüne En Fazla Hizmet Eden Kişi” vb ödüllerini kazandım. İzmir, Konak Belediyesi “Ustaya Saygı” büyük ödülüne layık görüldüm.
1965 yılında, Turizm Bakanlığınca İzmir’de düzenlenen kursu dereceyle bitirerek “Profesyonel Ülkesel Turist Rehberi” kokartı aldım. Sonraki yıllarda rehber kurslarında hocalık, İzmir, Ankara ve İstanbul kurslarının Türkiye turlarında rehberlik ettim.
 

Açıldığını öğrendiğim hemen hiçbir kursu kaçırmadım. Almanca, İtalyanca, yat kaptanlığı kurslarını izledim. Asıl, TRT’nin İzmir’de ilk defa düzenlediği yapımcı kursuna katıldım. Hocalarım arasında Turgut Özakman, sevgi Soysal, Nurten Görün, Oktay Arayıcı, Göksel Ziylan, Nihat Uytun vb vardı. Kursu başarıyla bitirerek, 23 Şubat 1966’da İzmir Radyosunda yapımcı olarak çalışmaya başladım. Çok geçmeden, Eğitim Yayınları Şube Müdürü oldum. 1973 yılında, ABD’de düzenlenen “Uluslararası Yayın Semineri”ne katılma hakkı elde ettim. Bu kurs, programcılığa bakış açımı değiştirdi. (Hasan Tahsin yarışmalarına ilk kez program bandıyla katıldım ve birinci oldum.)
Bitirdiğim İktisadi Ticari Bilimler Fakültesinde, benim için düşünülmüş “Türkiye’nin Ekonomik ve Turistik Yapısı ve Coğrafyası”, Basın Yayın Yüksekokulunda gazetecilik ve radyoculukla ilgili dersler vermeye başladım. (Bunları, Doktora Babam Hasan Olalı’ya borçluyum.) 1980 yılında, dostum Prof. Dr. Bilge Umar, Gazetecilik okuluna müdür oldu ve onun ısrarı üzerine o okulda öğretim görevlisi ve müdür yardımcısı olarak 01 Ağustos 1980 tarihinde göreve başladım. (Bu görevim sırasında Mustafa Balbay, Atilla Sertel, Nedim Atilla, Türey Köse, Serap Zeybek, Yılmaz Özdil, Yılmaz Coşkun, Cemalettin Özdoğan, Kutsal Ünlüönen, Mevlüt Gülveren, Ali Ekber Yıldırım vb öğrencilerim oldu.)


Akademik kariyerimin hiçbir aşamasında, hiçbir sınava iki kez girmedim. Doktoramı, 03 Mayıs 1979’da, Prof. Dr. Hasan Olalı’nın başkanlığındaki jüriden aldım. 20 Mayıs 1979’da, “Basın Şeref Kartı” aldım. Eskişehir Anadolu Üniversitesinde, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen başkanlığındaki jüri önünde, “Üniversite Doçenti”; Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde, 24 Ekim 2002’de, Prof. Dr. Nilgün Moralı başkanlığındaki jüri tarafından, “Üniversite Profesörü” unvan ve yetkisine layık görüldüm. 01 Kasım 2002’de DEÜ FEF’nde profesör olarak göreve başladım. Yaşar Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yaptım. 22 Mayıs 2009’da, İletişimciler Vakfınca, “Gazetecilikte 50. Altın Yıl” ödülüyle onurlandırıldım.


Yaptığım konuşma, moderatörlük yaptığım panel, katıldığım etkinlikler için aldığım sertifika ve plaketlerin çokluğuyla ilgili şu olayı yaşadık:
- Abla, demiş, “ağabey, bunları mı yapıp satıyor?”
Bir tarihte evime hırsız girince, ünlü THM sanatçısı Ahmet Günday şu yorumu yapmıştı:
Gökovalı’nın evinde bunca altın kalem, altın saat vb olunca, hırsız girmez mi hiç?
Internet’e bakıldığında görülecektir: Yüzlerce, binlerce “anış” var benimle ilgili. Bunca yollama arasında, aleyhimde tek satıra rastlanmadığını belirtmeliyim. Yaşamımda beni en çok onurlandıran birkaç satır ya da söz:


“Ölsem, ölüm bana galebe çalmamış olacak, çünkü Şadan var” (Halikarnas Balıkçısı),


“Her birini canımdan çok sevdiğim Türk gençleri içinde şu üçünü kendime evlat seçtim: Cengiz Bektaş, Şadan Gökovalı, Ayça Abakan” (Azra Erhat)

“… Şu okul mezunuyuz. Üstelik Şadan Gökovalı’nın öğrencisiyiz” (Okuttuğum öğrenciler),

“Bizim Şadan, sevdiklerini sevindirmekle sevinir.” (Halikarnas Balıkçısı),


İzmir XIX. Dönem rehber kursiyerlerinin, Türkiye turu bitiminde, akordeaon kartpostala yazdıkları, her biri “ilan-ı aşk” sayılabilecek ifadeleri;


“Gün gelecek, biz Şadan Gökovalı’nın rehberlik ettiği tura katıldık diye övüneceğiz”. (turuma katılanlar),
“Beni, 09 Kasım 1980 tarihinde gazeteciliğe başlatan, Prof. Dr. Şadan Gökovalı’dır”, (ünlü gazeteci Mustafa Balbay),
“Halikarnas Balıkçısı’na, ölümünden sonra her yıl bir kitap yazdıran kişidir Şadan Hoca…” (Gazeteci-Yazar Nedim Atilla),
“Bir araştırmaya göre, Türkiye’de en çok ezbere şiir bilenlerden biri, dahası birincisiymişim”, (TRT eski spikeri Gürsu Arat’a bakarsanız, ezbere bildiğim şiir sayısı 8 bin dolayındadır),


Salihli Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkan, Erdoğan Çokduru’nun “Karnaval Gecesi” ve Arif Karakoç’un “Çıkagelse Elleri” toplu şiirlerinin çoğunu ezberimden yazdım,
Üniversite ve rehberlik kursları öğrencilerimden, 25-30 yıldır unutmadıklarım vardır (unutmayana değil, unutulmayana bak),
Total olarak babam Muhtar Mehmet’le manevi babam Halikarnas Balıkçısı’nın hemen hiçbir sözünü unutmam.
Okuttuğum bazı dersler : İİBF’de “Türkiye’nin Ekonomik ve Turistik Yapısı ve Coğrafyası”, Basın Yayın Yüksekokulunda “Yazı Türleri”, “Radyo-TV İşletmeciliği”, “Radyo-TV ile Eğitim”, “Radyo ile Program Yapımı”; Turizm Bakanlığı Rehber Kursları “Turist Psikolojisi”, “Rehberlik Meslek Dersi”, “Mitoloji”, “Türkiye Turizm Coğrafyası”, “Rehberliğin Temel İlkeleri” vb; DEÜ Fen Edebiyat Fakültesi “Etik”, “Estetik”; Yaşar Üniversitesi “Turizm Coğrafyası”, “Anadolu Uygarlıkları”, “Rehberliğin Temel İlkeleri”, “Dinler Tarihi”, “Mitoloji” vb…


Mitoloji ders notlarım, Salihli Belediyesince birkaç kez yayınlandı. Ben bu çalışmamı, 2-3 kat genişletip, İngilizce özetini yaptım. Eser, bu Curriculum Vitae (özgeçmiş) yi karaladığım Ağustos 2010’da basım aşamasındaydı.
Gökova’da, Babadan kalma, şimdi oğlum Can Gökovalı’nın oturduğu evin caddesi ile Akyaka’da yazlığımın bulunduğu sokak, benim adımı taşıyor. İnsanı daha çok gururlandıracak olan ne olabilir ki?


Can, ilk evliliğimden. Şimdiki evliliğimden de bir kızım var: Ekin.
Bunlar da mutluluk nedenim…


Şadan Gökovalı  -  16 Ağustos 2010

 


Yazarın diğer yazıları:

Bana "iştiyak" larından gelmişler...
Balıkçı ile dostluğum. Manevi Oğul Şadan
Rehberlik ve Söylence
Ben Şadan Gökovalı, "Muhtar" Mehmet'in oğlu

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri