Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Çok uzun zaman önce, onlar bizdik

Bizler, özellikle denize sevdalı biz deniz insanları... İhtimal ki asırlar öncesinden bizlere miras kalmış denizcilik genlerimizdeki deniz hasretinin, deniz sevdasını taşıyoruz. O masmavi sevgilinin kollarında olmadan yapamıyoruz. Yakın ve antik tarih 35 yıl boyunca mesleğimdi hala da devam ediyorum. Yazmak ihtiyacı duyuyorum çünkü ortada büyük bir haksızlık var. Anadolumuzun antik tarihi, antik yurttaşlarımız ve antik medeniyetleri batılı tarihçiler tarafından elimizden alınmış ve Helenlerle aynı torbaya konmuştur. Onlar katiyen helen değildiler. Bu, tarihi bir ayıp ve haksızlıktır. Artık tüm batılılarca antik Anadolu halkı ve medeniyetleri, kültürleri Helen yani Grek yani Yunanistan sayılmakta !

 Selçuklu, Osmanlı Türkleri ve onlardan yüzyıllar önce ( 1071 Malazgirtten önce ) Anadolu'ya gelmeye, yerleşmeye başlayan tüm Türk boyları, Ti-Kiyu Türkleri, Oğuz Türkleri, Peçenek Türkleri, Uzlar ve Kazak Türkleri, batılı tarihçilerce Anadol'ya musallat olmuş birer asalak olarak gösterilmeye çalışılmıştır ve hala daha da değişen pek birşey yoktur. Heleni Grek ya da Yunan tarihçileri ve siyasileri de onlara teslim edilen Antik Anadolu tarihine dört elle sarılmıştır. Fakat resmi tarihin dışında kalarak yapılan iyi bir araştırmada herşey ortaya çıkar, yani durum hiç de öyle değildir.

Fakat işin en üzücü yanı bizleriz...bizler...

Anadolu medeniyetlerimizi ( Eski Foça, İyon, Likya, Halikarnassos, Hitit ) görmezden gelerek, onların bizim antik yurttaşlarımız olduğunu bilmezden gelerek, o medeniyetlerin aydın, laik, bilgi ve uygar tarihi ile ilgilenmek şöyle dursun onu yok saymışızdır. Kendi antik yurttaşlarını ve antik yurdunu tanımayan tek ulus olma garabetini gösteriyoruz. Geçenlerde Sinop belediyesi Diyojen'in heykelini dikmek istedi. ( Diyojen Sinopludur ) Bir parlementerimiz " Bizim atalarımız duruken " diye seslendi. Halbuki Diyojen ne helen ne gerek ne makedon ne spartalı ne de mezepotamyalı.. O bizim yurttaşımız. N,ç,n yurttaşımız ? Şimdi bunu biraz açalım...

Önce Avrupalılaeı ele alalım kısaca. Kim onlar ?...

Kelt kavimleri İsadan 2000 yıl önce Asya'dan geldiler. Göçler hep Asya'dan batıya olomuştur. Keltler Anadolou üzerinden geçerek fakat durmadan batıya, günümüz Avrupasına göç ettiler. Günümüzün İngiliz, Fransız ya da Almanları kültğür ya da antik tarihleri söz konusu olduğunda " Biz Asya'dan gelen Keltleriz" mi diyorlar ? Onlar Avrupa'da hangi kavimlerle karışmış, melezlenmişlerse hangi koşulların, kültürlerin etkisinde kalmışlarsa, bunların toplamına birden kültürümüz demişlerdir. Mesela daha sonra Ang'larla Sakson'lar karışmış ve bu ortak kültüre Anglosakson denmiştir. Fakat Anadolu Medeniyetleri kültürü, kültürleri öksüzdür. Çünkü evlatlık verilmiştir. Çok acı bir yaradır bu durum.

Hristiyan tarihçiler, Sokrates ve Platon hristiyanlığım müjdecisidirler kafasıyla Helenlere aslı olmayan bir tarih yazmışlardır. Anadolu medeniyeti olan Iyon ve Likyalılara Yunan demişlerdir. Koca bir yalan ! 

Lütfen söyler misiniz, milletleri birbirinden ayıran en önemli özellik nedir ? Dil ve din öyle değil mi ? İyonlar, Likyalılar tıpkı eski Foçalılar ve Halikarnasoslular gibi Helence yani Grekçe yani Yunanca konuşmuyorlardı. Dilleri de, alfabeleri de, kültürleri de, dini inanışları da tamamen farklıydı... Eski Foçalılar Pers istilasından kaçarak Helen Ülkesine mi gittiler ? Niçin gitmediler ? Tüm Akdeniz'i geçerek ve sonunda Güney Fransa'da Marsilya'yı kurdular ve kuzeybatısına  doğru yayıldılar. Büyük Rhone ırmağı, Arles kentinden geçtikten sonra iki kola ayrılır ve daha ötede kavuşur. Böylece ırmağın ortasında bir ada oluşur. Eski Foçalılar oraya kadar gittiler ve oraya yerleştier, ağaçlarla kaplı bu yemyeşil ırmak adasına "Alyscamps" ismini verdiler. O adanın ismi hala öyledir.

Helenler güneşe ve aya tanrı diye taparlarken, Anadolu uygarlıkları o çağların en yüksek uygarlığı olan akıl ve bilim uygarlıklarını kurmuşlardı. Cepte taşınan güneş saatlerini, trigonemetriyi, çizim geometrisini, güneş ve ay tutulmaları hesaplarını, coğrafya bilimini, dünyanın ilk kağıdı olan Begama parşomenlerini, ilk ciltli kitapları, modern hekimliğin başlangıcını tarihe gömenler Helenlerdir. Çünkü Helenlere göre bu dünyada sadece geçici bir hayat, günahkar gövdeler fakat ölümsüz ruhlar vardı. Bu dünyada birşeyi icat etmeye çalışmak veya bilim denen şeyle uğraşmak basit insanların uğraşacağı alçaltıcı işler olarak görülürdü. "

Anadolu Medeniyetlerinin akıl ve bilimde o noktada kalmalarının yegane sebebi önce Helenler sonra da Büyük İskenderdir. İskenderin istilasından önce Pers tehlikesine karşın birleşik bir askeri kuvvet oluşturmak için Delos Adası'nda yapılan Delos Birliği Antlaşmasından sonra, gittikçe kuvvetlenen Helen ordusu, bu askeri gücü kullanarak Anadolu halklarını ezmeye başlamıştır. Şimdi şu satırların altını çizerek yazıyorum ki; Anadolu, özellikle de Batı Anadolu Tunç devrinden beri birbiri ardına gelmiş birçok akıl bilim uygarlıklarının ana rahmi olmuştur. Bunlar sırası ile şöyledir ;  Hitit, Frig, Lidya, İyon, Foça, Halikarnasos, Pers, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı...

Bütün bu uygarlıklar birbirleri ile kaynaşmış, melezlenmiş ve birbirinin izlerini, ruhunu taşıyarak birbirinin devamı olan uygarlıklardır. Bu zincirin tüm baklaları olan kuşaklar, bir önceki ve daha önceki medeniyetlerin izlerini taşır. Özellikle Batı Anadolulu, Egeli ve Karadenizli bir Türk'ün, kan, ruh ve kültür mirasları açısından kendisini Antik Anadolu Uygarlıklarının varisi, devamı ve yurttaşı saymaması demek ( özellikle denizcilerin ) "Ben Türk değilim" demesi ile aynı anlamı taşır.

Antik tarih otoritesi sayılan Toynbee gibilerinin Helenler ve Hristiyanlık için özel olarak buruşturulmuş tüm Batı Anadolu'yu Antik Helen Yurdu gösteren düzmece ama itibar ve ödüller kazandıran düzmece tarihi dururken, Ege ve Anadolu'nun gerçek tarihini ancak benim gibi artık kaybedecek şeyi olmayan vatan kurtaran şabanlar yazar.Komşumuz ve pek çok dostumuzun olduğu Yunaistan " Bizim Antik Kahramanımızdır " diyerek Leonidas2ın heykelini dikmiştir. Leonidas Sparta kralıdır. Sparta tüm varlığı boyunca Helenlerle yani Atina şehir devleti ile sürekli savaşmıştır. 30 yıl savaşlarında Grekleri yenmiş, Atina'yı istila etmiş, 30 Tiranlar devrini başlatmıştır. Leonidas iste bu Spartalıların kralıdır. Peki Spartalılar kimdir nedir ?

Spartalılar tıpkı Keltler gibi İsa'dan 2000 yıl önce doğudan gelen Dorlardı. Helen savaşçılarını ezerek yendiler. Çünkü o tarihlerde Helenlerin kılıçları tunçtan yapılmıştı. Tunç devrini yaşıyorlardı. Dor savaşçılarınınsa demir kılıçları vardı. Sonra bu dorlar Mora yarımadasına çekilerek orada Sparta şehir devletini kurdular. Yani Spartalılarda Helen değildiler. Çok sonraları iö.371 de Thebai şehir devleti ordusuna yenildiler. köleleir ellerinden alındı ve giderek zayıfladılar. Ve Roma Lejyonları tarafından tarihten silindiler.

Antik tarihlerinde Helenlerin Periklesden başka hiçbir kahramanları yoktur.O devirde ancak 50 yıl kadar ya sürdü ya sürmedi. Efendim ya Büyük İskender demeyin sakın. İnsan kendi yurdunu işgal etmez. Büyük İskender önce Helenistanı işgal etmiş  ve Korente kendini diktatör ilan etmiştir.(daha sonra da işgal ettiği Pers ülkesinde Tanrı ilan etti.) İskender,Helen dilini iyi biliyordu…Çünkü hocası Sokrates’in öğrencisi Platon ve Platon’un öğrencisi Aristotales idi.Büyük İskender Makedonyalı idi.Makedonlar Grekçeyi anlamaz,Grekler de Makedoncayı hiç bilmezlerdi.Makedonlar Trakya,Arnavut ve Epir karışımı bir halktı ve yurtları Trakya ve Güney Arnavutluğu kapsıyordu.

Büyük İskender bugünkü İran içlerine kadar giderek Persleri kendi topraklarında yenmiş ve başkentlerini işgal etmiştir.Yunan kayıtları buraya “ Persopolis “ der,hani neredeyse oraya da Helen toprakları diyecekler ama Büyük İskender,Helen değildi…Fakat ne tezat ama o da Helen torbasına konarak,uydurma Helen tarihine dahil edilmiştir.Şimdi gelelim Anadolu’ya ve antik tarihten Bizans tarihine geçişe…

Ayasofya’daki sütunların nereden geldiğini,yani nereden çalındığını biliyor musunuz? ( Yani Ayasofya yapılırken )

Dünyanın yedi harikasından biri ve hatta ilki kabul edilen,milattan önce 700’lerde yapılmış,Efes’teki Artemis Tapınağı’nın sütunları sökülmüş,sütunlardaki İyon başlıkları kırılmış,yerine Bizans başlıkları takılarak Ayasofya’ya dikilmiştir.Antik tarih düşmanlığına bakar mısınız.

İşte bu tarihlerde Türkler Anadolu’ya gelmeye başladılar.1071 Malazgirt Muharebesinden çok önceleri…Halbuki resmi tarihler “Türklere Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Muharebesidir” der.Bu tarihi yazanlar Sultanların tarihçileriydi,Türk halkının tarihçileri değil.Türkler İsa’dan sonra 600’lerde Anadolu’ya gelmeye başladılar.Yavaş yavaş…İlk gelenler Ti-Kiyu Türkleriydi.Kervanlarla gelip Bizans’a Uzakdoğu ipekleri satıyorlardı.( Tarihi:İsa’dan sonra 580-500 yılları.) Bu kervancılar içinden geri dönmeyerek Bizans’a ve Batı Anadolu’ya yerleşenler oldu.Daha sonra Peçenk Türkleri ve Kazar Türkleri geldi,bunlar hem Konstantinopolis’te hem de o zamanlar Bizans toprakları olan Batı Anadolu’da kaldılar.Öyle ki Peçenek Türkleri Bizans Ordusunda askerlik yapmaya başladılar.O tarihlerde Antik Anadolu Medeniyetlerinin ve Eski Foçalıların (Phokaia) torunları oradaydılar.Türkler kız alıp kız verdiler ve bu Antik Anadolu Medeniyetlerinin çocuklarıyla melezleştiler.

Bu nasıl olsu? Çünkü Bizans’ın ilk iki yüzyılında tüm kavimler ve Türkler tüm Bizans topraklarında barış içinde yaşadılar,birbirleri ile evlendiler,melezlendiler.

O yüzyıllarda insanlar arasına nifak sokan emperyalist Ortodoks papazları henüz yoktu.Bu ilk iki yüzyılda özellikle Konstantinopolis kenti sır sınırları içinde,Ermeni,Rum,Yahudi,Arnavut,Frenk,Lombar,Got,Kelt,Avar,Bulgar,Tatar aynı mahallerde oturdular.Zaten Peçenek ve Kazar Türkleri çoktan beridir hem Bizans halkıyla,hem de imparatorluk ileri gelenleri ile kaynaşmışlardı.

Kazar Türkleri Hakanı,Persleri püskürtmek için yardım isteyen Bizans İmparatorunun emrine tam 40.000 atlı savaşçı vermiş,böylece Persler durdurulmuş ve püskürtülmüş,Bizans kurtarılmıştır.(Yıl 679)
Bu dostluktan sonra İkinci Justinianus Kazar Hanı’nın kız kardeşi ile evlendi ve bir Türk kızı Teodora adıyla Bizans İmparatoriçesi oldu.(Yıl 695-705)

732 yılında altıncı Konstantin yine Kazar Hakanı’nın kızıyla evlendi.Kız İren adıyla imparatoriçe oldu.Bir erkek evlat doğurdu ve bu çocuk,yeni annesi Türk olan Leon Kazar,imparator oldu. (Yıl 775-780)

Leon Kazar zamanında bu defa da Araplar Bizans’a saldırdı.Sidi-el Battal komutasında güçlü bir orduyla geldiler.Leon Kazar,Kazar ve Peçenek Türklerinden yardım istedi…Ve on binlerce Türk süvarisi Arap ordusunu imha etti.O kadar ki,ünlü Arap komutanı Sidi-el-Battal Türk süvarileri tarafından kıstırılıp öldürüldü.Hani bir masal vardır ya,bir narada kırk bin kafirin ödünü patlatan Battal Gazi…Türk süvarilerinin öldürdüğü Sidi-el-Battal; Battal Gazi’nin ta kendisidir,işte hayali bir tarih masalı daha.Pekala,sonra ne oldu da Bizans’ta barış yok oldu? Türk ordusu Anadolu’ya girip Malazgirt’te savaşmak zorunda kaldı.Bunun sebebi çok önemlidir; Malazgirt 1071 bir barış harekatıdır.Türk soykırımına mani olmak için yapılmıştır,Anadolu’nun kapılarını açmak için değil.Batı Anadolu zaten Türkleşmişti.Malazgirt’ten sonra değil,Malazgirt’ten önce,400 sene önceden itibaren.

Bizans,Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra,Ortodoks papazların kışkırtması ile kendi dinlerinden olmayan Anadolu halkına önce eziyet etmeye başladılar ve giderek bu eziyet,soykırım vahşetine döndü.

Dindar Bizans prensleri tekfurları yapıyordu bu vahşeti…Yüzyıllardır oralarda sakin bir hayat süren Türklere ve Antik Anadolu Medeniyetlerinin torunlarına saldırılar başladı.Bu insanların hepsi de sivil Anadolu halkı idi.Bardağı taşıran son damla Koçhisar katliamı oldu…Binlerce Türkü kılıçtan geçirdiler,işte bu Koçhisar katliamı üzerine Selçuklu ordusu kendi soydaşlarını korumak üzere Anadolu’ya girmek zorunda kaldı.Bizans ordusu çok daha güçlüydü…Fakat Bizans ordusunun önemli bir kuvvetini Peçenek Türkleri oluşturuyordu ve kendilerine düşman diye tanıtılan ordunun Türkçe emirler veren komutanlarını duyduklarında Bizans ordusunu derhal terk ederek Selçuklu ordusuna katıldılar.Yani Anadolu,yani Bizans toprakları,hatta Bizans ordusu dahi 1071’de bu derece Türkleşmişti.Sonrası malum,Bizans bir daha Türklere soykırım yapamadı ve Fatih Sultan Mehmet’in zaptı ile tarihten silindi.Velhasıl günümüz Anadolu ve özellikle Batı Anadolu Türk halkının ataları,Eski Foçalılara,İyonlarla,Halikarnasoslularla birlikte yaşadı ve onlarla melezleşti…

Atina şehir devleti ve tüm Grek,Helen halkı,kültürü ile askeri gücü ile hep yabancı kalmış,yaklaştığı zamanlarda da düşmanca davranmıştır.Tarihte hiçbir ulusa Grekler kadar psikolojik bir tarihi onur yapıştırılmamıştır.O kadar ki bazı ansiklopediler dahi Karadeniz’in antik çağlardaki ismi olan “ Pontos Axeinos’a Karadeniz’in eski Yunanca adı der…Yalan…Tarihçi Toynbee gibilerinin uydurduğu bir yalan…İnsan ismi olsun,yer,şehir,nehir vs…Hiçbirinin sonuna “os” gelmez.Sonunda “os” olan her şey Helen olmayan Anadolu Medeniyetlerine aittir.

İsa’dan 950 yıl önce dünyanın bilinen ilk şiir babası Homeros İlyada’yı İzmir’dfe yazıp okumuştur.Yazılarını dünyanın ilk kağıtları olan Bergama parşömenlerine yazmıştır.

Antik tarihlerin atası Herodotos,İsa’dan 400 yıl önce Halikarnasos (Bodrum) şehir devletinde doğmuş.Dünyanın ilk tarih kitapları olan “Historiya”ları Bergama parşömenlerine yazmıştır.Dünya fen bilimlerinin babası Thales (cepte taşınan küçük güneş saatleri,meydanlara konan büyük güneş saatleri,trigonometri ve çizim geometrisi,güneş ve ay tutulmaları cetvelini bulan ) Miletos’ta (Didim dolayları) doğmuş ve yaşamıştır.

Modern doktorluğun kurucusu Hipokratos,Anadolu’da doğmuş ve modern tıbbın temellerini burada atmıştır.
Sesli harfleri geliştirip günümüzün fonetik alfabesini icat edenler Anadolu Medeniyetleridir.

İlk deniz demirini,deniz fenerini,modern yelken tekniklerini bulan Eski Foçalılar (Phokaia) günümüz Foça’sında yaşamışlardır.Antik Halikarnasos Kraliçeliği günümüz Bodrum’unda yaşamıştır ve Greklerle savaşmışlardır.

Biz Türklerin ataları,Bizans soykırımları başlayana kadar,iki yüzyıl bu insanlarla bir arada yaşamış ve melezleşmişlerdir.Yani bir anlamda şunu demek istiyorum…Çok çok uzun zamanlar önce,onlar bizdik;çünkü şimdi onlar bizim kanımızda,ruhumuzda,genlerimizde yaşıyorlar.

Pontos Axeinoslu denizciler,onlar bizdik…Foça’yı terk etmeyen denizciler,onlar bizdik,Halikarnasoslu denizciler,onlar bizdik.

Yıllar yılıdır,ben ve benim gibi,deniz insanlarının denizde doğup büyümemiş olsalar da,bir gün her şeyi kısmen ya da tamamen terk edip,geride bırakıp,denize dönmelerinin ve denizde yaşamak istemelerinin sosyolojik ve psikolojik sebeplerini araştırıp durdum.Bu hususta pek çok yazılar yazdım.Sonunda şunu gördüm ki,denize kaçışın sebebi sadece psikolojik değil,onunla bağlantılı başka bir şey…Çok daha önemli başka bir şey.Denize kaçış ve denizde huzur bulma,aynı zamanda da genetik.Evet genetik…

Günümüzün modern genomcuları,(bu hususta bir yazı da yazmıştım) DNA’larımızda bulunan,beyin yapısını etkileyen,genom kristallerindeki,atalarımızdan miras kalmış yazılımların varlığını ispatlamışlardır.Bu yazılımlar (kabiliyet,maceraperestlik,arzuların biçimi,tutkular vs.) nesiller boyu silinmeden kalmaktadır…O yazılımlardaki yer,deniz,yaşam biçimi,insan tipi,ve hayvan sevgisi ile ilk karşılaşmada,onunla,o şeyle,sanki daha önce yaşamış hissine kapılarak,o şeye birdenbire,bir anda sevdalanırsınız…Nesiller boyu içinizde olan hasret birden huzura kavuşur.Bu duyguyu mutlaka yaşamışsınızdır.

Bizler,özellikle denize sevdalı biz deniz insanları…İhtimal ki yıllar veya asırlar öncesinden bizlere miras kalmış denizcilik genlerimizdeki deniz hasretini,deniz sevdasını taşıyoruz…O masmavi sevgilinin kollarında olmadan yapamıyoruz…Ondan uzak kalamıyoruz.Uzak kaldığımız zaman ya hiçbir şey bizi mutlu etmiyor,ya içimizde,yüreğimizde hiçbir şeyin yerini dolduramadığı bir eksiklik duyuyoruz.Bence hiç şüphesiz bu sevgi,bu özlem,ona kavuştuğumuz zaman duyduğumuz huzur ve bahtiyarlık,biz deniz sevdalılarına,Pontos Axeinoslu,Phokaialı,Halikarnasoslu deniz insanlarından kalan genetik bir mirastır.

Bizler,denizi görmeden,onunla sarmaş dolaş olmadan,bütün tehlikelerine rağmen bıkıp yılmadan hep ona koşmadan,onunla sevişmeden yaşayamayız.

Ne diyelim dostlar…Selam olsun,yurttaşlarımız olan o antik denizcilerimize…Mekanları cennet olsun.Onlara çok şey borçluyuz.Hiç değilse hatırlayalım onları…Hakkı olamayanlara,onları üvey evlat vermeyelim…

Haldun Sevel



 

 


Yazarın diğer yazıları:

Yaşamın sırrı
Tanrım beni yavaşlat
Ne de ıssız ve soğuk olur mavi suların dibi
Halikarnas Balıkçısıyla ilk ve son karşılaşmam
Yaşam denen şey
Denizci Doğulur mu ? (2)
Denizci Doğulur mu ? (1)
Sadun Boro niçin bir Anıt Adamdır ?
Nedir Deniz
Devlerin Aşkı ( Azra Erhat & Cevat Şakir )
Çok uzun zaman önce, onlar bizdik
Kuşu uçmaya çağıran gök,rüzgarı esmeye çağıran deniz
Antik Tanrıların Sonuncusu
Düşler ve Yaşanası Hayaller Dükkanı
Hiç Durmadı Yağmur
Dünyanın Ucundaki Fenerin Bekçisi
Mavi Kart Aşağılaması
Pupa Yelken

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri