Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Denizci Doğulur mu ? (1)

İnsanın huylarının, alışkanlıklarının, yaptığı herşeyin kaynağında genlerin olduğu söylenir çoğu kez. Gen araştırmalarının babası sayılan Mendel ve daha birçok önemli bilim adamının yazdıklarının ışığında şu sorunun cevabını arayalım ; Denizlerre saygılı, denizlere tiryaki, denizlere aşık doğulur mu ?

İnsan sanatçı doğar mı ? Ya da matematikçi veya müzisyen... Yani bu kabiliyetlerle mi dünyaya gelir ?  Kibar ya da serseri ruhlu, hain ya da merhametli... Doğa aşığı ya da açıklık korkuları olan yani agorafobili biri olarak dünyaya gelebilir mi ? Yoksa bu kabiliyetler, özellikler ya da korkular, cesaretler sonradan mı kazanılır ?

Hani derler ya "Aaa,tıpkı babası.Hık demiş burnundan düşmüş, tabi ayol bu huyunu kimden almış!" Şöyle de olabilir Bu huy ailede var. Tıpkı dedesine çekmiş. Anneanneciğimi kızdırdığım zaman bana "Seni ak gözlü kafir... Tıpkı dedene çekmişsin. neden sizden çektiğim" diye bağırırdı... 

Soyaçekim daha doğrusu gen ve davranış araştırmalarının önderi ve lideri sayılan Profesör Benzer, bir süre önce genlerin ve davranışların bağlantısı üzerine yaptığı çalışmalarla layık görüldüğü Crafoord Ödülü'nü alırkenki konuşmasında şunları söylüyordu. " Bir çocuğunuz olduğunda o da her çocuk gibi davranır. Fakat ne zaman ikinci bir çocuk sahibi olursunuz, daha ilk günlerde fark edersiniz ki bu ikincisi , ilk bebeğinizden farklı huylara sahiptir.

İlk gençlik yıllarımda, Salacak'ta oturduğumuz günlerde, Salacak Plajı ile Kız Kulesi arasındaki kayalıklara dalarak o akıntılı soğuk sularda torbalar dolusu midye çıkarırdım. O üç hatta dört millik akıntıda , Kız Kulkesi'nin altına dalmak beni tedirgin etmezdi.Sanki yılların dalgıcı gibi dalışlarımı yapardım. Birlikte yaşadığım ailemde ne bir dalgıç vardı ne de bir denizci. Orada gayet iri ve lezzetli akıntı midyeleri olurdu o zamanlar. Kabukları yarım santim açık durur ama üzerinlerine bir tık diye vurunca hemen kapanırlardı. Yoksa avucunuzun etini koparırdı. Midye kesiği de kolay kolay geçmezdi. Avucumu, parmağımı hiç kaptırmadım. İri midyeleri koparmadan önce tık diye vurulması gerektiğini biliyordum.  Bunu bana kimse söylemedi. Ama beni düşündüren esas şey bu değildi...

Gözleri, kulakları, hisleri hatta beyinleri dahi olmayan o iri akıntı midyeleri üzerlerine vurulnca kapanacaklarını nasıl biliyorlardı ? O yıllarda bunun cevabını bilemiyordum.

Çocukluğumdan beri bütün hayvanları, özellikle de köpekleri çok sevmişimdir. Bu sevgiyle doğduğum kesin. Küçüklüğümde Üsküdar Çiçekçi'de büyük bahçeli bir evde otururduk. Bahçeye sokak köpekleri gelirdi. Hatta biri beni ısırmış olduğu halde yine de onlarla oynardım. Yere uzanmış bir köpek gördüğümde gidip üstüne yatarmışım. Uzun yıllar sonra dedemin, adı "Berbat" olan iri ve gayet sert bir köpeği olduğunu öğrendim. Alman Kurdu olan Berbat, dedem evde olmadığı zamanlar anneannemi sokağa bırakmazmış. Anneannem bu yüzden köpekleri sevmezdi ama dinleyen kim !  Hep bir köpeğim olurdu. Sonra da onların yavruları doğdu. Başka yavru köpekler bulup büyüttüm, çok ilginçtir, köpek yavruları doğduklarında insanı fark eder etmez emekleyerek ve sevgiyle yaklaşır. Kendi minicik cüssesine rağmen dev gibi olan insandan korkmaz. Daha hiçbirşey öğrenmeden, bilmeden insan sevgisini ve insana sadakati bilir.

Peki ama o minicik yavry bunu anasının karnında mı öğrendi ? 

Evet !  Bence anasının karnında öğrendi...

Bir kap mama, bir yudum su uğruna bu canlı bir ömür boyu insana hizmet eder, arkadaşlık yapar, onu korur. Niçin, nasıl oluyor da bunları bilerek ve ayrıca tüm hayvanlar gibi o da yüzmeyi öğrenmiş olarak doğuyor ?

Gen ve davranışlar konusunda binlerce örnek verilebilir. Ayçiçeği sadece bir bitki. Nasıl oluyor da güneş ne taraftan doğuyorsa o tarafa dönüyor ?  Bunu nasıl biliyor ?

30 senedir kader arkadaşım olan Maviş benim üçüncü teknemdir. İlk ve ikinci teknemin isimleri aynıydı. Üsküdarlı... Hiçbirine yetişemedim ama ( malulen emekli kaptan olan dayım hariç ) anne tarafım hep denizci. Hiç görmediğim 1932 yılında vefat eden dedem, dedemin babası hep kaptan. Ben, itirazlara rağmen teknelerime Üsküdarlı ismini koyarken dedemin bir lakabı olduğunu katiyen bilmiyorduk. Hatta 30 yıl yayımlanan resimli romanım Ustura Kemal'i inatla Üsküdarlı Kemal olarak yayınladım zaman zaman. Uzun yıllar sonra bir gün eski gemilerimizi ve kaptanlarını anlatan "Seyri Sefain" isimli bir kitap geçti elime. Sayfaları çeviriken birden dedemin ve gemimizin resimlerini gördüm. Hani derler ya "İçim cız etti " diye...Neden derseniz, resmin altında Alemdar gemisinin süvarisi Üsküdarlı İsmail Hakkı Bey yazıyordu. Bunu daha önce öğrenseydim, Maviş Evladın adı da kesin Üsküdarlı olacaktı.  Dedemin lakabı Üsküdarlı imiş...

Zihinsel kalıtımın ne olduğu, genlerin keşfine kadar hiç bilinmiyordu... Günümüzde ise bu tanrısal sır bir dereceye kadar çözüldü. Bu çalışmaların başlangıcı 1850 lere dayanır. Hikaye, şimdiki Çek Cumhuriyetinde Brno'da bezelye sever bir obur rahiple başladı. Gregor Mendel, manastırın bahçesindeki seraya bakıyor ve bezelyeler üzerinde bazı deneyler yapıyordu. Bir çeşit uzun bezelyeden aldığı polenle, bir başka ama kısa olan bezelyeyi çarprazlıyordu. Böyle farklı bezelyeler çarprazlandığında uzun ve kısa bezelyelerin özellikleri birbirine karışıyordu. Fakat bir kaç nesil sonra o çarprazlamadan önceki özellikler yeniden ortaya çıkıyor ve bezelyeler nesiller önceki hallerine yeniden kavuşuyorlardı. Nesiller öncesine ait özellikler kaybolmuyordu. Peki ama nesiller önceki özellikler neredeydi ki kaybolmadan nesiller boyunca saklanabiliyordu...

Doğdumuzda bomboş olan beynimize karşılık nesiller boyu atalarımızdan gelen genetik özelliklerimizin yazılı olduğu kromozomlarımızın keşfi adına ilk çalışmalar, genç üniversite öğrencisi Benzer'in sinekler üzerine bitmez tükenmez çalışmalarıyla başlamıştı. Çünkü 1907 sonbaharında bir gün Colombia Universitesinde zooloji hocası olan Profesör Morgan, beyaz gözlü tek bir sinek yakalamıştı. Prof.Morgan erkek olan bu beyaz gözlü sineği, daha önce hiç çiftleşmemiş normal gözlü sineklerle çiftleştirdi. Bu çiftleşmeden binden fazla yavru sinek elde etti. Fakat yavruların hiçbiri beyaz gözlü değildi. Profesör, yavrular büyüyünce onları yine kendi aralarında çifleştirdi. Netice aynıydı. Üçüncü nesil yavrular erişkin olunca onları da çiftleştirdi.  Sonunda torunların dişi olanların tamamı normal gözlü olmasına karşın erkeklerin yarısına yakınının beyaz gözlü olduğunu görünce "Buldum buldum" diye hamamdan dışarı fırtladı ... (şaka, şaka ) İnanılmaz bir durumdu bu. Yani birkaç nesil geçse bile genomlardaki özellikler yok olmuyor ve yeniden ortaya çıkıyordu.

Kuantum Fizikçisi Einstein'ın kum torbası ukala Profesör Feyman bir gün gen araştırmalarının önderi Sinekçi Benzer'e oğlunu getirmiş ve çocuğa bir sineğin beynini göstermesini istemişti. Benzer, çocuğu bir mikroskobun başına oturtup şöyle söylemiş ; "O gördüğün beyinde yüz bin tane transistör var." Profesör Benzer sinek beynindeki yüz bin nöronu ( hafıza hücresi ) transistöre benzeterek çocuğa anlayabileceği bir şey söylemek istemişti. Fakat Profesör Feyman "Hayır, hayır" demişti. "Basitleştirme.Onlar transistör değil..Nöron" Benzer bu  ikazı çok sevmişti. Çünkü Feyman haklıydı. Beyindeki bir nöron hücresi bir transistörden çok daha fazla karmaşık bir şeydi. Üstelik nöron hücrelerinin içinde atalarımız tarafından miras bırakılmış sayısız özellikler yüklüydü. Ya da yazılı genom kristalleri vardı.Bu özellikler, bilgiler, kabiliyetler genomlardan nöronlara, nöronlardan sinir hücrelerine, oradan da davranışlarımıza, huylarımıza, kabiliyetlerimize uzanıyordu. Bu yol bir elektrondan radyoya, televizyona ya da bilgisayara giden yoldan kıyaslanmayacak kadar uzun, karışık ve gizemliydi. 

Günümüz biliminde genlerimizden beynimize, oradan sinir sistemimize, ve sonuında huy, davranış, kabiliyet ve diğer özelliklerimize geçen bu gizemli yolu araştıran bilim dalına "nörogenetik" deniliyor. 

Nörogenetik biliminin en önemli araştırmacı bilim adamlarından Prof.Schrodinger, kitabı "What is Life"'da  vücudun her yerinde tüm hücrelerinde ve beyinde de bulunan kromozomların genom kristalleri örgüzü içinde hayatın, insanın, tüm canlıların yaşam sırlarının kaydedilmiş halde saklandığını anlatıyor. Bu genom kristalleri için "Bu, tanrının kuantum mekaniği alanında en mükemmel şaheserin ta kendisidir" diyor ve ekliyor " Atalarımızdan bizlere miras kalan şeyler,sadece şu ya da bu tuhaflıktan, kemerli bir burundan, küt parmaklardan, romatizmadan, hemofiliden, yüksek kolesterolden, veya renk körlüğünden ibaret değildir. Huylarımız, kabiliyetlerimiz, heveslerimiz, cesaretlerimizde atalarımızdan bize genomlarımız içinde miras olarak aktarılmıştır."

Günümüz nörogenetiğinin en önemli labaratuarı olarak genellikle Rehovot'taki Weizmann Bilim Enstitisü gösterilmekte. Benzer'in öğrencilerinden Profesör Yadin, " Herhangi bir şeye intibak edebilmek, öğrenebilmek için doğmadan önce pek çok şeyi biliyor olmamız lazım. Bu bağlamda çok özet bir ifadeyle, genlerimizdeki yazılım, atalarımızın hayatlarından kalam anılardır.

DNA'nın tamamı, bizi hiçliğin zifiri karanlık derinliklerinden  çekip çıkartmak için göklerden indirilmiş, bükülü bir ip merdivendir. Üç çeşit bilgi olmadan yaşadığımız sürece parmağımızı bile oynatamayız.

1- O anda duyularımızdan gelen bilgi

2- Geçmiş yıllarda duyularımızla tecrübe ettiğimiz bilgi

3- Dünya üzerinde hayat başlayalı beri atalarımızın edindiği ve bizzat genlerimizde taşıdığımız atalarımıza ait bilgi

Çok eski bir efsaneye göre, dünyaya geldiğimiz anda hayata ait bütün sırları bilirmişiz. Bebeklkerin suratlarındaki o sonsuz bilgelik ifadesinin sebebi buymuş. Fakat doğduğumuz anda sadece bebeğin gördüğü bir melek gelirmiş  ve işaret parmağını bebeğin dudağının üzerine koyup " Sus bebek, hiçbir şey söyleme. Tanrısal sırları bildiğini kimse anlamasın." dermiş.

İşte her inasnın dudağının üzerinde bulunan o minik çukur, gelen meleğin parmak iziymiş... Efsane işte ..!

Fakat ben yine soruyorum dostlar..Denizci doğulur mu ? Denize sevgili, denize tiryaki, denize aşık doğulur mu ?  Doğulur mu ?

 

Haldun Sevel

 

 

 

 


Yazarın diğer yazıları:

Yaşamın sırrı
Tanrım beni yavaşlat
Ne de ıssız ve soğuk olur mavi suların dibi
Halikarnas Balıkçısıyla ilk ve son karşılaşmam
Yaşam denen şey
Denizci Doğulur mu ? (2)
Denizci Doğulur mu ? (1)
Sadun Boro niçin bir Anıt Adamdır ?
Nedir Deniz
Devlerin Aşkı ( Azra Erhat & Cevat Şakir )
Çok uzun zaman önce, onlar bizdik
Kuşu uçmaya çağıran gök,rüzgarı esmeye çağıran deniz
Antik Tanrıların Sonuncusu
Düşler ve Yaşanası Hayaller Dükkanı
Hiç Durmadı Yağmur
Dünyanın Ucundaki Fenerin Bekçisi
Mavi Kart Aşağılaması
Pupa Yelken

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri