Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Dönüş

Diyelim fırsatını buldunuz ve hayatınızın hayalini gerçekleştirdiniz. Atladınız tekneye, aştınız okyanusları, yaşadığımız gezegeni turladınız ve yıllar sonra özlemini çektiğiniz vatanınıza, toprağınıza, sevdiklerinize kavuştunuz. Memleketin mis gibi yiyecekleri, rakı masaları, insanların doyumsuz sohbetleri; her şeyi ne kadar özlemişsiniz meğerse… Derin özleminizin açlığıyla her akşam bir arkadaş, her akşam başka eğlenceye girip çıkıyorsunuz. Ama zaman geçmeye başlıyor… Birinci hafta geçiyor, kendinizi biraz yorgun hissediyorsunuz, ikinci hafta gelen davetleri elemeye başlıyorsunuz, üçüncü hafta canınız pek dışarı çıkmak istemiyor, dördüncü hafta gelince…

Fazla değil, bir ay geçtikten sonra bir hesaplaşma başlıyor içinizde. “Ben ne yapıyorum, ben gerçekten buraya mı aidim? Özlüyorum, denizi özlüyorum, okyanusun sonsuzluğunu, deniz yaşamının özgürlüğünü özlüyorum…” demeye başlıyorsunuz. İşte, o zaman hayatınız sorunlu bir hal almaya başlıyor.

Tekneyle evini, yurdunu terk edip yola çıkanlar için söylenen şöyle bir genel kural var: döndüğünüzde karaya alışma süreniz karadan ne kadar uzun kaldığınızla direkt orantılı. Yani üç sene ayrılmışsanız, alışma için en az üç sene beklemeyi göze almalısınız.

İnsanlar farklıdır, olaylara gösterdikleri tepkiler değişiklik gösterebilir, ama yazının başında verdiğim dönüş örneğini ben bizzat yaşadım, hem Türkiye’de, hem dışarıda benim gibi yola düşüp dönüş yapmış insanlar da benzer şeyleri yaşadılar ve yaşıyorlar.

Şurası kesin, döndüğünüzde yola çıkarken olan alışkanlıklarınız, hayattan beklentileriniz kesinlikle değişmiş oluyor. Genellemeleri bırakıp kendimden örnek vereyim. Döndüğümden beri hayata çok daha basit bakıyorum. Gelecekte edineceğim muhtemel şeyler üzerine hayatımı yönlendirmekten vazgeçtim, günümü mutlu geçirmeye, anımdan keyif almaya çalışıyorum. İçinde yaşadığımız medeniyet gelecekte yaşayacağımız hayatı düzenleme üzerine kurulmuş olduğundan topluma biraz uyumsuz bir yaşam sürdürüyorum. Gelecekte daha iyi yaşamak için para biriktirme, elinizdeki kaybetme korkusuyla her şeyi sigortalamaya çalışma, sözde daha iyi bir gelecek için çocuklara iyi eğitim verme adına hem onların, hem de kendimizin 15 – 20 yılını çöpe atma artık bana hiç bir şey ifade etmiyor.

Diyeceksiniz, denizde olmayla böyle düşünmenin ne ilgisi var? Bunun denizde olmayla değil, başka yaşam biçimlerini görmeyle ilgisi var sanırım. Benim hayatımda gördüğüm en mutlu insanlar medeniyetten uzak, ufak topluluklar halinde yaşayan, yarı vahşi denebilecek insanlardı. Bunları görüp aralarında bir süre geçirince tüm değerlerinizi tekrar gözden geçirme ihtiyacı hissediyorsunuz doğal olarak.

Ne yazık ki içinde yetiştiğimiz toplumun alışkanlıkları genlerimize işlemiş. Kalkıp tek başına, izole ve vahşi bir hayat yaşamak da bu saatten sonra pek mümkün değil. Ne kadar basit yaşamaya çalışsak da temel ihtiyaçlarımız için dahi, bir miktar da olsa paraya ihtiyaç var. Bu para bir yerlerden gelmiyorsa bizzat çalışıp, üretip o parayı kazanmanız lazım. Yani isteyin ya da istemeyin, o sisteme girmeniz gerekiyor. İşte, o anda kriz başlıyor. Hücreleriniz bu hayatı yaşamayı reddetmesine rağmen yaşayabilmek için katlanıyorsunuz.

Neyse ki insanoğlu şartlara uyum sağlayabilen bir yaratık. Bir süre sonra hücreleriniz daha az isyan etmeye başlıyor. Bir süre sonra sesini fazla duymamaya başlıyorsunuz. Ama sesi tamamen kesilmiyor, sadece azalıyor.

Ben döneli nerdeyse üç sene oldu, artık alıştım sayılır, ama ilk başlar, özellikle ilk sene çok acı vericiydi. İlk özlem anlarının giderildiğini birinci ay geçtikten sonra İstanbul’un inanılmaz kalabalığı, gürültüsü ve pisliği dayanma sınırlarımın ötesinde gibi geldi. “Burada yapamayız” diyerek alternatifleri düşünmeye başladık. Önce Belçika’ya gittik. Orada 3 ay geçirdikten sonra Türkiye’de yaşamanın daha mantıklı olacağına karar verdik. Tüm problemlerine rağmen İstanbul’u seçme nedenimiz ise bu şehirde hazır bulunan çevremdi. Adalara yerleşerek İstanbul’un kaosundan korunmaya karar verdik. Fakat bu sefer de insanlarla uğraşmak gerekti. O kadar uzak kalınca insanların ne kadar yalancı olabileceklerini unutmuşum. Verdikleri sözlere inanarak ardı ardına çok kazıklar yedik. O aralar ülkeyi terk etme sınırına kadar geldim. Neyse, soğukkanlılığımızı korumayı başardık da olayların üstünden gelebildik.

Ardından sıra geldi para kazanma yöntemine karar vermeye. Fotoğrafçılık mı yapacaktım, tekneyle ders mi verecektim, yoksa akademik mesleğim olan diş hekimliğine mi geri dönecektim? Seyahat etme, fotoğraf çekme, tekneyle açılma benim için artık çok özel anlar olduğu için para kazanma için onları kullanmamaya karar verdim çok farklı bir ortam olan diş hekimliğini seçtim. Şu anda bu karardan çok mutluyum, ama ilk anlar son derece çetin geçti. Tekrar geri döndüğümde bu işte 15 senelik geçmişim olmasına rağmen klinikte kendi yerimi bulmakta çok zorlandım. Kendimi muayenehaneye ait hissedebilmem için bir sene geçmesi gerekti.

Şimdi kara yaşantısına alıştım gibi. Eskiden olduğu gibi işime gidip geliyorum. Tek farkı, akşamları ya da hafta sonları bir şeyler yapamaya çalışmıyorum. Gürültülü akşam yemekleri ya da bir etkinlik yapabilmek için hafta sonları saatlerce yol tepmek artık çok cazip gelmiyor. Yaşadığım anın, muayenehanenin, adadaki evimin tadını çıkarıyorum.

Yıllarını medeniyetten uzak geçirmiş olan insanların başka bir ortak yönü daha var: bir şekilde o hayata tekrar dönme arzusu. Doğanın dinginliği, güzelliği, zenginliği, sürprizleri unutulabilecek şeyler değil. İnsanların oluşturduğu yapay dünyanın yapay dertleriyle uğraşırken insan gerçek dünyaya dönmek istiyor haliyle.

Bu bende de var elbette. Biliyorum ki bir gün tekrar engin denizlere açılacağım. Fakat bu hayatımın yegane hedefi falan değil. “Zavallı ben, denizler dururken burada ne arıyorum” diyerek günlerimi zehir etmek en son yapacağım şey. Şartlar uygun olursa, kendimi tekrar yola çıkmaya hazır hissedersem bir gün tekrar yola düşerim sanıyorum.
 

Hakan Öge


Yazarın diğer yazıları:

Dünya turu için tekne boyutu
Tekne su üstü
Dünya turu için tekne tipleri
Uzun yol için tekne seçimi
Dünya turu için bütçe
Seyir rotaları ve zamanlama
Kimler okyanuslara açılabilir
İnsan neden dünya turuna çıkmak ister
Benim Sadun Ağabeyim
Denizci bir toplum olabilecek miyiz ?
Dönüş

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri