Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Denizci bir toplum olabilecek miyiz ?

Türkiye’de amatör ve profesyonel denizciler arasında genel bir tartışma konusu vardır: üç yanımız suyla çevrili, neden bu ülkede denizciliğe gereken önem verilmiyor, neden insanlar denize sırtlarını çevirmiş? Bir ülkede balıkçılıktan tutun, taşımacılığa, turizme kadar birçok etkinlikte kullanılan ve ciddi bir ekonomik boyutu olan böyle bir etkinliğin nasıl olur da kendi bakanlığı dahi olmaz? Bu konu herkes gibi benim de aklımı epeyce kurcalıyor doğal olarak. Tecrübelerim ışığında yaptığım kendi gözlemlerimi ve çıkarımlarımı burada paylaşmak istiyorum.

Bence etrafınızın denizle çevrili olması denize ilgi duymanızı gerektirmiyor. Ondan para kazanmak da bence toplumu çok etkileyen bir şey değil. Unutmayalım ki biz kara hayvanıyız. Suda yaşamak için gereken donanıma sahip değiliz. Sudan yararlanmak için, aslında doğamızda olmayan, sonradan öğrendiğimiz bilgilere ihtiyacımız var. İnsanlar neden suya yönelirler? Bir şekilde sudan faydalanmak için. Ya besininizi oradan temin edeceksiniz, ya çok sıcak bir yerde yaşıyorsanız serinlemek için gideceksiniz, ya da suyu bir yerden bir yere gitmek için kullanacaksınız. Yoksa bizim için ölümcül olabilecek bir ortamda ne işimiz olabilir?

Deniz sevgisi ve ilgisinin toplumda ne derece yaygın olduğunun en önemli göstergesi bu işi para, pul, şöhret gibi nedenlerle değil, sadece istediği için yapan “amatör” denizcilerin sayısı, daha doğrusu nüfusa oranı. Sadece sevdiği ve istediği için bunu yapan insanlar ezici çoğunlukla batı toplumlarından çıkıyor. Bunun sadece zenginlikle, olanakla ilgili olduğunu söylemek çok kolaya kaçmak bence. Bu işin daha çok geçmişle, toplumların tarihiyle, insanların çocukken öğrendikleriyle, kendilerine örnek aldıkları kahramanların kimlikleriyle ilgili olduğunu düşünüyorum.

Teknenize atlayıp okyanusları aşmaya başladığınız zaman çok çarpıcı bir gerçeği derinden anlıyorsunuz. Avrupalılar dünyaya inanılmaz şekilde yayılmışlar ve ayaklarının değmediği yer, şöyle ya da böyle sömürmedikleri bir karış toprak kalmamış. Bunu da nasıl yapmışlar? Tabii ki deniz yolunu kullanarak... Kolomb’un yeni dünyayı keşfiyle başlayan keşifler çağı Avrupa’nın dünya üzerinde olağanüstü bir hakimiyet kurmasıyla sonuçlanmış.

Şimdi, soruyorum size: kendi ülkeniz böyle şeyler yapmış olsaydı, siz de dünyanın en güçlü toplumunun bir üyesi olsaydınız bundan ne hissederdiniz? “Gurur” değil mi? Bizim gibi, o topluma ait olmayan ülke insanları olarak, istediğimiz kadar “sömürgeciler, dünyayı mahvettiniz” diye bağıralım, onlar son beş yüzyıllık geçmişleriyle gurur duymaya devam edeceklerdir. Biz Osmanlı’nın yaptıklarıyla, yüzyıllarca dünyanın en güçlü imparatorluğu olarak kalmasıyla gurur duyarız. Halbuki Avrupalı için Osmanlı, daha doğrusu Türk “barbar, vahşi” gibi kavramlarla bir tutulur.

İnsanlar gurur duydukları tarihleriyle ne yaparlar? Elbette çocuklarına aktarır, onlara ne kadar güçlü bir tarihe sahip olduklarını göğüslerini gere gere anlatırlar. Biz tüm okul çağımız boyunca Osmanlı’nın gücünü, savaşları nasıl kazandığını okuduk, Kurtuluş savaşında ne kadar kahramanca savaştığımızı, cumhuriyeti nasıl kurduğumuzu öğrendik. Bu arada denizcilikle ilgili ne öğrendik? Barbaros ve Piri Reis ile ilgili birkaç bilgi, kazandıkları savaşlar, o kadar… O kadar savaş bilgisi içinde deniz savaşlarının kara savaşlarından bir farkı yoktu ki bizim için…

Avrupalı ne öğreniyor? Onların da tarihlerinde epeyce savaş var elbette. Ama bir de denizi kullanarak dünyaya yayılma tarihleri var. Bu tarihin savaşla bir ilgisi yok üstelik. Bunlar anlatılırken o dönemde denizde yaşanılan zorluklar, ticaret rüzgârlarını nasıl kullandıkları, Macellan’ın Pasifik’e geçerken hangi taktikleri kullandığı, Horn Burnu’nun nasıl geçildiği, iskorbütle nasıl savaştıkları, doldrum bölgesinin rüzgârsız bölümünden nasıl çıkabildiklerine varıncaya dek denizcilik detayları da öğretiliyor. Ne kadar çok tekne olduğu herkesin dilinde olan Kuzey ülkelerinin tarihi de neredeyse tamamen denize dayanıyor. Vikingler şartlar yüzünden denizi en çok kullanan toplumlardan biri olmuş ve Güney Avrupa’nın barbarlar diyerek titrediği bu savaşçı atalarıyla İskandinavlar oldukça gurur duyuyorlar.

Toplumun deniz konusunda ne denli bilgili olduğuna dair ufak bir örnek vereyim. Ben dünya turu sırasında Horn Burnu rotasını kullanarak Pasifik’e çıktığımı Batılı kime söylesem gözleri açılıyor. Tarih kitaplarında burayla ilgili o kadar şey okumuş ve bunlar öylesine aklında kalmış oluyor ki, “Horn” kelimesi dahi zihninde denizle ilgili bir duygu uyanmasına neden oluyor. Bizde ise sadece uzak yol kaptanları bunun ne olduğunu biliyor. Bırakın sokaktaki insanları, denizcilikle bilfiil uğraşan insanların bile en ufak fikri yok.

Böyle bir alt yapı farkı olunca insanlar ne yapsın? Siz istediğiniz kadar kulüpler kurun, televizyonda yayınlar yapın. Bunun tüm topluma yayılması o kadar da kolay olmayacak. İnsanların aklının köşesinde böyle bir şey olmadığı için yapılan yayınları başlarda algılamayacak, televizyon seyrederken kanal değiştirecekler.

Peki, durum umutsuz mu? Bence kesinlikle değil, ama zaman lazım. İnsanların örnek alacakları şeylerin oluşması, gurur duyulacak, insanların kopya çekmek isteyecekleri şeyler yapıp bunları paylaşmak lazım. Bu paylaşımın bence en önemli örneklerinden birisini Sadun Boro yaptı. Yaptığı yolculuk medyanın desteği, sonradan da yazdığı kitap sayesinde toplumun gurur duyduğu, insanların yapmak isteyeceği bir örneğe, toplumsal bir tarihe dönüştü. Benim jenerasyonumu denize yönlendiren çok önemli bir katalizör oldu. Fakat yine de etkisi oldukça kısıtlı kaldı. Çünkü toplumun öyle bir eğilimi yoktu. Sadun Boro ile aynı dönemlerde Fransa’da Bernard Moitessier adlı denizci hiç durmadan dünya etrafında bir buçuk tur attı ve bunu bir kitap haline getirdi. Bu kitap Fransızlar’ı o kadar etkiledi ki, yetmişlerin devrimci ruhuyla da birleşince Fransızlar kendilerini denize attı. Bugün de Fransa’nın amatör denizcilikte bu kadar güçlü olması keşifler tarihi kadar Moitessier, Tabarly gibi denizcilerin yayınlarıyla da ilgili.

Unutmayalım ki ülkeyi yöneten insanlar aramızdan çıkıyor. Bakanlıkları onlar kuruyor, yasaları onlar hazırlıyor. Denizcilikten çok küçük yaşlarda etkilenmeye başlamış, bunu çok derinden hisseden insanlar görev başına geldiğinde bakanlık da kurulur, yasalar da değişir. Ama bunun için daha fazla “tarih”e ihtiyacımız var. Bize düşenin deneyimlerimizi elimizden geldiği kadar paylaşmak, yazmak, yayınlamak olduğunu düşünüyorum.
 

Hakan Öge

 


Yazarın diğer yazıları:

Dünya turu için tekne boyutu
Tekne su üstü
Dünya turu için tekne tipleri
Uzun yol için tekne seçimi
Dünya turu için bütçe
Seyir rotaları ve zamanlama
Kimler okyanuslara açılabilir
İnsan neden dünya turuna çıkmak ister
Benim Sadun Ağabeyim
Denizci bir toplum olabilecek miyiz ?
Dönüş

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri