Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Tekne su üstü

Yelkenli teknelerin su üstü tasarımlarına genel bir bakış:

Tek gövdeli teknelerin su üstü formları oldukça değişiklik gösteriyor. Genel olarak kıç ve merkezi havuzluklu tekneler olarak ikiye ayırabiliriz.

Kıç havuzluklar:
Havuzluğu kıçta olan teknelerde performans ön plana çıkıyor. Teknenin karinası çok daha aerodinamik olacağından özellikle rüzgâr üstüne giderken bu büyük avantaj sağlıyor. Bir başka avantajı da dümen sistemi palaya çok yakın olduğu için oldukça basit bir mekanizmayla dümenle pala birbirine bağlanabiliyor, hatta istenirse yeke dahi konabiliyor. Uzun yol denizcilerinin çok tercih ettiği rüzgâr dümeni de bu tür teknelere çok rahat biçimde uygulanıyor.

Ancak bu tür havuzluklar tekne içindeki alanı oldukça küçültüyor. Tekne 12 – 13 metrenin altındaysa kıç kamaralar çok basık oluyor, kamaraya tabuta girer gibi giriyorsunuz. Seyir halinde ise küçük teknelerde havuzluğa çok su geliyor. Ön tarafa koyacağınız bir serpinti körüğüne rağmen ıslanmaktan kurtulamıyorsunuz.

Merkezi havuzluklar (central kokpit):
Merkezde bulunan havuzluklarda teknenin içi çok genişliyor. Arka tarafa konacak olan kamara neredeyse bir ev odası hacmine ulaşabiliyor. Daha büyük teknelerde kıç kamara teknenin ana yaşam alanı, büyük bir salon olarak kullanılabiliyor. Seyir halinde ise su yüzeyinden epeyce yüksekte olacağınızdan havuzluğa pek su gelmiyor. Hava çok bozmadığı takdirde oldukça kuru seyirler yapabiliyorsunuz.

Bu tür havuzlukların dezavantajlarına gelince, tekne performansı teknenin su üstündeki alanının büyümesiyle birlikte düşüyor. Tekne daha ağırlaşıp hantallaşıyor. Rüzgâr üstüne gidişte ciddi performans kaybı gözleniyor. Bu tür teknelere rüzgâr dümeni uygulamaları çok verimli sonuçlar vermiyor. Dümen sistemi kıçtan uzakta olduğundan uzun halat ve makara sistemleri kullanmak gerekiyor ki, sistemin hassasiyeti bozuluyor. Son zamanlarda teknenin dümen sisteminden bağımsız, kendi dümen palası olan rüzgâr dümenleri geliştirildi. Tekne fazla büyük olmadığı takdirde bunlar kullanılabiliyor. Yine de bu tür havuzluklarda iyi bir elektronik oto pilota güvenmek daha çok tercih ediliyor.

Sonuçta uzun yolda rahatlık daha ön planda olacağından ve seyirler genel olarak rüzgâr üstüne değil, arka rüzgârla yapıldığından merkezi havuzluklar tercih nedeni olmalı.

Su üstünde kabin tasarımı da farklılıklar gösteriyor. Genel olarak pilot house adı verilen, salonun yukarıda bulunduğu, orta kısmı yükseltilmiş tasarımlar ve klasik olan, salonun teknenin içinde olduğu tasarımlar var.

Pilot house:
Pilot house tasarımlarda teknenin salon kısmı, koltuklara oturulduğunda dışarısı görülebilecek şekilde yükseltilebiliniyor. Aynı zamanda bu bölüme tekneyi içerden de kontrol edebilecek dümen ve kumanda mekanizmaları konabiliyor. Aslında bu tasarımların ismi de bu özelliğinden geliyor. Fakat bu tasarımlarda teknenin su üstünde kalan kısmı daha fazla olacağından tekne daha fazla rüzgâr tutacak, bu da özellikle orsa performansını olumsuz olarak etkileyecektir.

Klasik tasarım:
Klasik tasarımlarda uzun bir merdivenle inilen teknenin iç kısmı her yerde aynı seviyede oluyor. Teknenin içine girildiğinde dışarıyı görmenin mümkün olmadığı bu tasarımlar performansı ön planda tutan denizcilerin tercihi.

Bence, soğuk bölgelerde seyir yapmak istiyorsanız tartışmasız biçimde pilot house tekneniz olmalı. Böylelikle hava durumuna bağımlı olmaksızın içerden teknenizi yönetebilecek, soğuk, yağmurlu, kasvetli günlerde aydınlık ve her tarafı görebileceğiniz salonunuz sayesinde depresyona girmeyeceksiniz. Sıcak suları sevenler için her iki tasarım da düşünülebilir.

Burun ve kıç tasarımları:

Burun:
Teknenin burnu kütleştikçe, yani sudan neredeyse dümdüz çıkmaya başlarsa teknenin toplam boyuna göre su içindeki boyu uzayacak, bu da teknenin süratini artıracaktır. Yarışlardaki sınıflandırmalar teknenin genel boyuna göre yapıldığından rakipler üzerinde bir avantaj elde ediliyor. Fakat bu tür burunlarla demir atma manevraları tam bir kâbusa dönüşebiliyor. Demiri atarken, daha da çok çekerken, hemen her defasında demir tekneye vuruyor. Bu tür burunlarda demire bosa tutmak da imkânsız gibi bir şey. Halat burna o kadar çok sürtünüyor ki kazınan boyayı görünce ırgatı eskitmeyi göze alıp bosa sistemi kullanmamaya başlıyorsunuz. Bir de zincirin ağırlığı var. Bu ağırlığı mümkün olduğunca burundan uzağa yerleştirin der kitaplar. Hâlbuki bu tür burunlarda çok geriye gitme şansınız olmadığından mecburen teknenin en ucuna ciddi bir ağırlık yerleştirerek genel denge hesaplarını yerle bir ediyorsunuz.

Tüm bu nedenlerden dolayı uzun yolda kullanılacak teknelerin burunlarının biraz eğimli olması gerekiyor. Bu sayede demirde sorun yaşamayacağınız gibi mercan resiflerinde seyir yaparken teknenin burnundan eğilerek su altını daha rahat izleme şansınız oluyor.

Kıç:
Kıç formları çok genel olarak düz sonlanan ayna kıç ve teknenin burnu gibi, suyu yaracakmışçasına ince sonlanan double ender olarak ikiye ayrılabilir. Eskiden uzun okyanus geçişi yapacak teknelerin double ender olması neredeyse bir standart olarak kabul ediliyordu. Bu kıç tasarımı sayesinde tekne büyük denizlerde dalga tarafından sürüklenme eğilimi göstermiyor, istemsiz biçimde sörfe kalkmadığından da çok emniyetli seyirler yapma imkânı veriyordu. Fakat bu teknelerde kıç bölümde muazzam yer kaybı olduğundan tasarımcılar ayna kıç üzerine daha çok gitmeye başladılar. Hatta kıçtaki yer kaybını yok etmeyi daha da ileri götürerek teknelerin genişliğini de artırdılar. Eskiden teknelerin genişlik – boy oranı bire dört civarındaydı, bugün bu oran bire üçe çıktı. Double ender tasarımların fırtınada bir güvenlik sağladığı tartışılmaz bir gerçek, fakat modern seyir ekipmanıyla donatılmış, tasarımı düzgün yapılmış bir ayna kıçın da bugün büyük bir dezavantajı kalmadı.

Modern yelkenli teknelerde görmeye alıştığımız tersine eğimli ayna kıç günümüzde artık bir standart oldu diyebilirim. Tersine eğimin sağladığı platform tekneye girip çıkarken çok büyük kolaylık sağladığı gibi teknenin içindeki yaşam alanı muazzam biçimde büyümüş oluyor.

Arma:

Yelkenli teknelerin armaları bir kitap yazacak kadar derin bir konu. Ben sadece günümüzde en çok kullanılan modern armalardan bahsetmek istiyorum.

Bugün uzun yola çıkan yelkenli teknelerde bir ya da iki direkli arma tasarımı kullanılıyor.

Tek direk:
Tek direkli tasarımlar çoğunluğu oluşturuyor. Özellikle seri üretim tekneleri ve yarış teknelerinde bir ana yelken, bir de ön yelkenden oluşan son derece basit, fakat çok etkili bermuda sloop arma kullanılıyor. Bu arma özellikle orsa seyirlerinde en iyi performans veren tasarım.

Bu tek direkli armaların bir de cutter (kotra) adlı versiyonu var. Bu tasarımda ana yelkene iki ön yelken destek veriyor. Ön yelkenlerin en önde olanına bir cenova, arkadakine de bir flok furler sistemleriyle takılarak teknedeki yelken alternatifleri oldukça artırılmış oluyor. Uzun yol teknelerinde en çok tercih edilen arma cinsi cutter diyebilirim.

İki direk:
İki direkli armalarda keç en çok kullanılan tasarım. Yawl adlı arka direğin çok arkada bulunduğu, kıçın ise epeyce taşkın biçimde su üstünde bulunduğu tasarımlar günümüzde çok rağbet görmüyor.

İki direğin iki önemli avantajı var: Birincisi, kaç direk koyarsanız koyun teknenin taşıyabileceği toplam yelken alanı aynı olacağından direk sayısı artınca her bir yelkenin alanı azalmış oluyor. Böylelikle yelkenleri zapt etmek daha kolaylaşıyor. İkincisi, bir fırtınada direklerden birini kaybederseniz sizi limana ulaştırabilecek ikinci bir direğe sahipsiniz.

Bu armanın dezavantajlarına gelince; bir kere daha pahalı ve komplike bir sistem. Teknede kaçınılmaz olarak daha fazla direk, daha fazla makara, daha fazla yelken, vinç, halat olacak. Arka direk küçük teknelerde havuzluğun ortasında olacağından epeyce rahatınızı bozacak. Orsa seyirlerde işi daha çok öndeki direkte bulunan ana yelken sistemi yapacağından ve bu da keçlerde nispeten küçük olduğundan tekne iyi performans göstermeyecek. Bütün bu nedenlerden dolayı tekne 15 metreden büyük olmadıkça iki direkli arma sistemleri artık pek önerilmiyor.

2. Çok gövdeli tekneler:

Yelkenli teknelerde çift gövdeli katamaran ve üç gövdeli trimaran tasarımları var. Trimaranlar daha çok hız amaçlı performans teknesi olarak kullanıldığından bizim konumuza katamaranlar daha uygun.

Katamaranlar oldukça büyük ve konforlu bir yaşam alanı sunan tekneler. Özellikle hayatın büyük bir bölümünün geçtiği havuzluk ve salon çok ferah ve rahat. İki gövdeli olduklarından fazla yalpa yapmıyorlar. Özellikle demirde bu özellik çok işe yarayabiliyor. Su altı ise çok sade. Kimi tasarımlarda ufak, sabit bir fin salma tercih edilirken kimi tasarımlarda girip çıkabilen salmalar kullanılıyor. İki gövde olduğundan iki dümen palası ve iki motor var. Bunlar tekneye ekstra güvenlik kazandıran unsurlar. Denge için safra kullanılmadığından katamaranlar çok hafif tekneler, bu nedenle tek gövdeli teknelere göre daha hızlılar. Bunların su çekimleri de oldukça az. Bu sayede karaya çok fazla yaklaşabiliyor, gerektiğinde de gelgit sırasında güvenli biçimde karaya oturtulabiliyorlar.

Dezavantajlarına gelince… Katamaranlar pahalı oyuncaklar, satın alırken tek gövdeli bir tekneye göre daha fazla para ödüyorsunuz. Bu tekneler marinalarda tam bir baş belası olabiliyor. Çok fazla yer kapladıklarından kimi marinalar kabul etmeyebiliyor, edenler de genellikle çok para istiyorlar. Bu teknelerle yelken yapma alanınız daha kısıtlı. Rüzgâr üstüne fazla gidemedikleri gibi pupa yelken gitme kabiliyetleri de çok iyi değil. Katamaranların en sevdikleri seyir apaz ve geniş apaz.

Bu kadar genel bilgiden sonra gelelim benim tercihlerime. Benim teknem Mardek fin salma ve skeg desteği olmayan bir dümen palasına sahip klasik bir fiber gezi – yarış teknesiydi. Mardek’le dünya turunu kazasız belasız tamamladım, ama tekrar yola çıksam tercihim farklı olurdu.

Yaşadığım tecrübeler ışığında tropikal sularda katamaranların çok uygun olduğunu söyleyebilirim. Sağladığı yaşam alanının konforu, sürati, az su çekimi tercih nedenlerim olacaktır. Buralarda katamarana alternatif olarak, tek gövdeli olarak central kokpitli, skeg desteği olan dümen palalı, dikey olarak çok uzun olmayan fin salmalı, cutter ya da sloop armalı sağlam bir tekne de oldukça uygun.

Ancak ilerde tropikal sulara değil, buzun, soğuğun ve fırtınaların hüküm sürdüğü kutup bölgelerine gitmeyi planlıyorum. O yüzden fırtınalı denizlerde bana daha güvenli gibi gelen ve buzu yarması daha kolay olan tek gövdeli, bakım için tekneyi gerektiğinde karaya oturtabileceğim, koylarda çok derin kuytulara kadar girebileceğim, salması hareketli ve dümen palası bir skegle desteklenmiş, tekneyi içerden yönetebileceğim pilot house, cutter armalı, central kokpitli, çelik ya da alüminyum, tank gibi sağlam bir tekneyi tercih ederdim.

 

Hakan Öge

 

 


Yazarın diğer yazıları:

Dünya turu için tekne boyutu
Tekne su üstü
Dünya turu için tekne tipleri
Uzun yol için tekne seçimi
Dünya turu için bütçe
Seyir rotaları ve zamanlama
Kimler okyanuslara açılabilir
İnsan neden dünya turuna çıkmak ister
Benim Sadun Ağabeyim
Denizci bir toplum olabilecek miyiz ?
Dönüş

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri