Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Gani Müjde ve HAYACHT

GANİ MÜJDE                      HAYACHT
 

GİRİŞ: Denizlerdeki hayatını teknesi Hayacht’ta geçiren, deniz yaşamının nasıl bir şey olduğunu NTV deki “Denizde Hayat” programı ile bizlere anlatmaya çalışan bir tanıdık denizci o. Yaptığı dizilerde, çektiği filmlerde ona ait espri üslubunu hemen tanıyabileceğiniz bir senarist. Denizlere açılmanın, mavilerde olmanın ruhunu ve aklını doldurmak için en iyi yol olduğunu söyleyen ve yazılı-görsel medyanın ve daha da önemlisi ülke insanının denizciliğe yeterince ilgi göstermediğine çok hayıflanan gerçek bir denizci ile konuştuk bu ay. Söyleşiden çok espri yapıldı, konuşmaktan çok gülündü, soru –cevaptan çok sohbet edildi tüm röportaj boyunca. Genlerinde neşe ve gülümseme olan Gani Müjde bu ayki deniz sevdalısı konuğumuz. Osmanlı Cumhuriyeti filminden sonra yine Osmanlı ile ilgili yeni bir diziye başlamanın arifesinde olan Gani Müjde ile İstanbul Bebek sahilindeki meşhur Bebek Kahve’de yaptık söyleşimizi. Ve çok keyif aldık. Bu eğlenceli sohbet için hadi buyurun aşağıya…

 

 

 

 

Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?

Birincisi teknemi aldığım dönemlerde televizyonda Hayat Bilgisi adlı diziyi yapıyordum. Buradan kazandığım parayla aldığım bu teknemin üzerinde anısının kalmasını istedim. İkincisi yazılışı Ha-Yacht şeklinde. Okunuşu türkçe hayat demek. Ama aynı zamanda ikinci hecesi de İngilizce tekne anlamına geliyor. Orijinal ve kendine özgü bir isim olduğunu düşündüğüm için denizlerdeki hayatımı üzerinde geçirdiğim canım tekneme bu ismi verdim. İlk teknemin adı Peynir Gemisi idi, bakalım üçüncü yelkenlimin adı ne olacak ?


 

Var mı öyle bir plan peki ?

Tüm tekneciler için her aldığı tekne bir sonrakinin küçüğüdür. Var elbet ama ne zaman olur bilemem.
 

Bu kaçıncı tekneniz ?

İlk teknem kayık irisi bir şeydi. Ardından bir tane Bayliner almıştım. İlk ve tek motor yatımıdır o tekne. Sonra Peynir Gemisi, Şimdi de Hayacht. Dördüncü yani.
 

Tekneniz genellikle nerede duruyor ?

14 yıldır Bodrum Milta Marinada durur teknelerim. Neredeyse Aydın Doğan’dan bile eskiyim ben marinada. Turban vardı o zaman. Hatta marinayı benim teknemin etrafına yaptılar diyebilirim. Ben gittim yerimi beğenim bağlandım. Etrafıma marina yaptılar sonra. Yaz kış teknem orada duruyor.
 

Teknenizle beraber yaşadığınız en güzel anınız nedir ?

Son iki teknemin birini Marsilya’dan diğerini de Slovenya’dan Türkiye’ye getirdim. Bu iki uzun seyahat benim için çok keyifli idi. Bunlardan birinde İtalya’dan yola çıktığımız bir gün direkt Adriyatik denizini paralel geçip Kalimnos’un hemen kuzeyinden Yunanistan’ın İtaki adasına varmıştık. Yakıt alacağız. Telefon açtık bir yerlere. Biraz sonra ağzında sigarayla bir triportör kamyonu ile yaşlı bir rum geldi yanımıza.”Nerelisiniz?” dedi. Dedik “Türk’üz biz” Baktı ki Türk’üz. “Bana sirtaki kaseti verirseniz mazot veririm, yoksa olmaz” dedi birden. Yahu adam rum. Sirtakiyi niye bizden istiyorsun be amcacım dimi? Baktık olacak gibi değil. Girdim içeriye aradım taradım baktım bir tane Grup Gündoğarken’in bir albümü var. İçinde de sirtakiye benzer sadece bir şarkı var. Çalmaya başladım. Bir baktık yaşlı rum iskelede sirtaki yapıyor ağzında sigarasıyla .Oynadı oynadı dakikalarca sonra “Tamam güzelmiş bu ver bakayım “ dedi. Aldı bantı sonra verdi yakıtımızı. Bir de hatırladığım başka bir hikaye vardır. Fransa’dan yola çıktık. Mayıs ayının ortaları. Cannes’ın açıklarında iki tane ada vardır. Ekip ben dahil 4 erkekiz. İki ada arası şahane bir koy var fakat sığlıklar ve topuklar gırla. Dedik bir yer bulalım da deniz molası yapalım. Bir sürü tekne de demirlemiş. Bizde düzgün bir yer aramaya başladık. Buldum bir iki yer fakat ekip muhalefet yapıyor. “Abi biraz ileri demirlesek ya” Yahu ne farkı var diye düşünürken meseleyi kavradım. İleride 3-4 teknede üstsüz hatunlar sere serpe güneşleniyorlar. Bizimkilerde doğaları gereği orada yüzmek istiyor! İyi de oraları sığlıkların fazla olduğu yerler. Güvenemiyorum. Dedim “Olmaz” Hemen gemide küçük bir isyan çıkardılar.
Çaresiz gittik strapless yengelerin yanına. Attık demiri. Serdik güzelce ama derinlikten dolayı kalomayı istediğim gibi veremedim. Biraz sonra rüzgarda tersten esmeye başlayınca başladı bizi ufak ufak açığa atmaya. Ekip seyir düzenine geçmiş trans halinde iken “Acil Durum” diye bağırıp dedim “Gidiyoruz demir alına” Çekiyoruz çekiyoruz demir gelmiyor. Dakikalarca uğraştık tık yok. Sonra yavaş yavaş, zorlaya zorlaya demiri çektik tekneye kadar. Bir de baktık ki demir yüzeye bir arkadaşla beraber çıktı. 30 cm. çapında bir boru. Üzerinde de “ Danger! High Voltage!” yazıyor. Cannes’dan bu adalara elektrik taşıyan ana kabloyu almışız yukarı anlayacağın. Üstüne haritada da işaretli bu kablo. Bir anda durduk kaldık öylece. Turan vardı ekipte. “Ben eskiden bir ara elektrikçide çalıştım abi, hemen hallederim “ dedi. Dur mur demeye kalmadı pat attı kendini suya adam. Baktık kabloya halat bağlayıp öteki ucunu tekneye volta etti. Biz de çapayı biraz salınca kablo kendini kurtardı. Halatı da laçka edince ardından derinlere doğru gözden kayboldu. Elektrikten anlayan adamın hali bir başka oluyor tabii. Arkamıza da altımıza da bakmadan tam gaz açıldık sonra Akdeniz’e…
 

 

Onunla başınızdan geçen en berbat olayda neler oldu?

Valla Hayachtla başımdan çok şükür kötü bir hadise geçmedi . Hani bir laf vardır, tekneyi bir alırken bir de satarken sevinirsin diye. Ben satarken hiç sevinemedim. Bir önceki teknem Peynir Gemisini sattığım arkadaşım bedelinin bir kısmını hala ödemedi. Krizden dolayı batınca ben de isteyemedim haliyle paramı. Başımdan geçen en kötü hadise budur yani.
 

En sevdiğiniz özelliği ?

Dizaynını çok seviyorum. Teknem DS (Yüksek salon). Salonun yüksekliği, köşeli hatları ve denizin üzerinde duruşunu çok seviyorum. Yerleşimi ve iç dizaynı da hoşuma gidiyor. Rahat ve yelken yapması kolay bir tekne. Zaten Jeanneau’nun benim modelden sonra yaptığı DS ler bence tam DS değil. Lumbozu büyütüp, göz şekline getirdiler ki bu görüntüde DS algısını bozdu.


Hiç sevmediğiniz tarafı nedir ?

Sevmediğim tarafı da yelken sarma sistemleri. Hem ana yelken hem genovanın açılıp kapanması çok fazla güç istiyor. Sistemde bir dizayn hatası olabileceğini düşünüyorum. Zaten Jeanneau daha sonraki modellerinde bu sistemi başka marka ile değiştirdi. Selden kullanmaya başladılar. Sistemin kendisinden de makaralarından da şikayetçiyim yani. Genovayı açmak için bazen başa kadar gitmek zorunda kalıyorum. Yelkenlerin sarma olması özellikle camadan atmada çok önemli. Ben ailemle geziyorum genelde ama tekneyi tek başıma kullanıyorum sonuçta. Klasik ana yelkenin bazı avantajları var elbet ama benim için sarma sistemleri daha uygun.

 


İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz ?

Genel olarak profesyonel yardım alıyorum. Ya Off-Shore Sailing yapıyor. Yada Bodrum Marinada Aydemir ilgileniyor her şeyiyle. Ama her yıl bakım yapılmasına özen gösteriyorum.


Onunla gittiğiniz en uzak rota ?

Fransa’dan Türkiye seyahatimdir en uzun seyrim. Bodrum-Göcek –Fethiye arası dolaşıyorum genelde ülkemin denizlerinde de.


Birlikte yakalandığınız fırtına oldu mu ? Neler oldu ?

En berbat fırtınaya Kalimnos adasında yakalandık. Hava sertleyince girdik Kalimnos’un kuytusuna bekliyorduk. Bir süre sonra hava kaldı. Bizim de tekneyi bir an önce Bodruma götürmemiz gerekiyor. Baktık sakinledi ortalık, sabah erkenden çıktık yola. Rota Korint Kanalı ve ardından gece seyri ile beraber Atina. 1-2 saat sonra havada rüzgar yok. Ama soluganlar sürekli bordada patlıyor. Yelkenlerde rüzgar olmadığı için de dengemizi kuramıyoruz. Dalga boyu büyüyünce kalktık can yeleklerini bile giydik hatta. Denizler teknenin üstünde sürekli. Açıktaki Lodos fırtınasının ölü dalgaları bizi hakikaten çok yıprattı. Zakintosa yaklaşınca dalgayı arkamıza alıp rahatladık biraz. Sonra mola verip bir şeyler yedik. Ama aksilik bu ya daha beter bir tehlike ile burun buruna geldik. Kalimnos adası açıklarında neredeyse 2 mil uzunluğunda bir kum bankı vardır. Tam da yol üzerinde kalır. 50 cm derinlikte bir banktır. O perişanlıkta haritaya uzunca bir süre bakmayı unuttuk. Bir ara gidip de bakayım dedim. Girdim içeriye Bilgisayardaki ekrana bakınca donup kaldım. İstikametimiz direkt bankın üzerine ve mesafe 50 metre kadar. Hemen kendimi güverteye attım. Ani bir sancak manevrası, hız kesme, yelkenleri indirdik falan, derken kıl payı sıyırdık o bankı. O seyir hem açıktaki göremediğimiz fırtınanın bizi soluganları ile yorması hem de bu bankın üzerine çıkma tehlikesi atlatmamız açısından en kötü fırtınam olarak kalmıştır hafızamda. Bir de zodiakla başıma gelen bir hadise var ki oda gerçekten zor anlardı. Benim bir yelkenli zodiakım vardı. 3.20 metre boyunda direkli yelkenli bir dingi. Bir gün Bodrum Ortakent’te yelken yapıyorum tek başıma. Zaten kullanmadığım zamanlarda en sağlam yere, Belediye Başkanının evinin önüne bağlıyorum botu. Bir gün hava böyle fırışka esiyor. Bir süre yelken yaptım dingiyle yine. Şapka kafamda, içkim elimde. Arkada merdiveni de var. Denize de giriyorum isteyince.Neyse Camel Beach e orsalamış gidiyorum. Hava sertledi. Baktım sahile yaklaşamıyorum, ben de gittim bir şamandıraya bağlandım. Durdum düşünüyorum ki ne yapayım. Yelkeni de indirdim bekliyorum belki azalır rüzgar diye. Tam tersine rüzgar artıyor. Dingi de hafif bir şey sonuçta. Rüzgar sanki alıp götürecek gibi. Dinlenince tekrar yelkeni takıp bir daha denemeye karar verdim. Ama bir hata yaptım. Yelkeni takmadan yuvasına, şamandıradan çözdüm halatı. Rüzgar aldı götürmeye başladı. Ben de takamıyorum bir türlü yelkeni. 45 dakika uğraştım baktım olmuyor. Asıldım küreklere. Dingide motor da yok. O dalgada kürek de para etmeyince açığa doğru sürüklenmeye başladım. Baktım olacak gibi değil yeniden takmayı denemeye karar verdim ama ne mümkün. Yok. Olmuyor bir türlü. 1 Saat sonra birazda şansa taktım yelkeni nihayet. Çekince iskotayı yelken doldu rüzgarla. Derin bir oh çektim. Ama gücüm o kadar tükenmiş ki dümeni tutacak mecalim kalmamış. Yekeyi koltuğumun altına sıkıştırıp öyle çıktım sahile. İyi bir ders oldu bana.

 


Neden bu tip bir tekne seçtiniz ?

40 feet bir teknenin tek başıma kullanabileceğim üst limitte bir tekne olduğunu düşündüğüm için. İkincisi de çizgileri çok hoşuma gitti. Bundan sonraki teknemi ise CC (Center Cockpit) almayı planlıyorum. Nedeni de şu; Arkada çok rahat bir master kabin var. Birde pupadan iki tane lumboz açıyorlar denize. Manzaralı, geniş bir yatak odası. Bu keyifli bir şey denizde. Gerçi CC üreten ya da ithal eden pek tekne yok Türkiye’de. Gerçi uzak idealim bir Katamaran. Katamaran alıp bir çok problemi kökten çözmeyi istiyorum. Bodrumdaki evimi satınca alacağım. Çünkü Katamaran tekneden fazla bir şey. Adeta bir ev. Özellikle eşimi denizlerde uzun süreli yaşamaya ikna etmek için tek şansım Katamaran almak. Uzun vadeli hedefim bu.


Ayrı kaldığınızda ona olan hasretinizi tarif etseniz ?

Kışın ayrıyız Hayachtla. Hayacht bir canlı bizim için. Soğuklarda orada yalnız kaldı diye üzülürüm, gittiğimde onunla konuşurum, ailemizin bir ferdi gibidir teknem. Kış da olsa ara sıra gidip 1-2 gün kalıyorum . Ne olup bitiyor kontrol ediyorum mutlaka. Aslında 6 ay İstanbul 6 ay Bodrum da tutmak istiyorum ama gel gelelim ben Sarıyer’de oturuyorum. Marinalar hem hizmet açısından zayıf hem de uzak. Bir de üstüne pahalı. Boğaza koysam, parçalanır diye korkarım. Velhasıl zor İstanbul benim için.


Satar mısınız ? Neden ?

Büyütmek için satarım teknemi sadece. Büyütemiyorsam hayatta satmam Hayachtı!


Tekenede misafir ?

Ben misafir konusunda şanslıyım. Gelenlerle hiç problem yaşamadım. Sadece bir kez Gökova’da set havaya yakalandık. Öyle ki arkaya paraşüt atacak kadar ters dalga içerisinde kaldık. Kuru direkte bile sürüklendik epeyce. Orada misafirlerim biraz rahatsız oldular. Ama sağ salim İngiliz koyuna sığınabildik. Bunun dışında misafir gelmeden ben derim ki sakın koca koca bavullarla gelmeyin. Geldiklerinde de ufak bir brifing alırlar benden tekne adabı ile ilgili. Su meselesi, sigara ve çöp meselesi, ayakkabı ile girilmeyeceği ve tuvalet durumlarını anlatınca pek bir sorun kalmıyor. Ben misafir seven bir adamım. Tekneme misafir olarak gelen çoğu arkadaşımı zehirlediğim için ertesinde hepsi tekne sahibi oldular.
 

Ülkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy ?

Selimiye. Koydan ziyade göl orası zaten. Sardunya var, Çeto kaptanın yeni yeri Girit var. Bisiklet turları , sabah yürüyüşleri yapıyorum.Orada başka bir dünya var benim için. Yalnız Selimiye’nin korunması lazım. Gittikçe yapılaşma artıyor. Bu da beni huzursuz ediyor.


Dünyada teknenizle konakladığınız en sevdiğiniz koy ?

Porto Venere. İtalya da Genova koyunun Akdeniz’e bakan tarafında olağan dışı bir koy.Mimarisi harika, marinası şirin. Bir boğazdan geçip girerek varıyorsunuz buraya. Sağında ve solunda ortaçağ şatolarının ve kalelerinin olduğu bir boğaz girişi. Rengarenk badanalı evler var sıra sıra. Görüntü harika. Orası benim favori koyum.


NTV de 3 sezondur yaptıpınız DENİZDE HAYAT adlı denizcilik programınızı geçen sezon neden yapamadınız ?

Ara vermek zorunda kaldık. Ekonomik kriz sebebi ile. Elini cebine atması gereken büyük firmaların hepsi panik halindeydi inan. Denizbank bile ürktü sponsorluktan. Genel Müdürleri yelkenci olmasına rağmen istemediler düşün artık.Turkcell de bu yıl yapmak istemedi. Garanti Bankası da biraz duracağız deyince programı askıya almak zorunda kaldık. Sonra tabi Turkcell ve Garanti Bankası bilançolarında bayağı bir kar açıkladılar. Bunu da anlamak zor. Kanal da para kazanamayacağını hissedince olan programa oldu. Ama 2010 yazında NTV yapmaz ise başka kanal ile mutlaka yapacağım. Daha zaten gezilecek o kadar çok yer var ki. 10 yıllık potansiyelimiz var sonuçta program için.


Siz yazan, çizen birisiniz. Denizlerde olmak teknede vakit geçirmek yazı-çizi hayatınıza nasıl etki ediyor ?

Yazmak için önce dolmanız gerekir. Dolup ta yer kalmayınca bu kez de boşalmanız lazım. Yazmak da bir nevi beyin boşaltma işlemidir. Kafayı boşaltma anında teknedeyseniz bu müthiş bir rehabilitedir insan için. Bir nevi meditasyondur deniz. Sizi farkında olmadan doldurur. Bence yazıya hazırlar denizler. Mesela Osmanlı Cumhuriyeti filminin Tretmanını ben Hayacht’ta yazdım. 2-3 gün kapandım tekneye. Ötesine berisine boş beyaz A4 kağıtlat astım, yapıştırdım. Sağa döndüm beriki, sola döndüm öbürü, planlamamı yaptım güzelce. Yalnız ve teknedeyken bir şeyleri tasarlamak daha kolay ve hızlı çünkü benim için.


Yazdığınız bir çok senaryo var. Merkezinde denizin. Teknenin ve yelkenin olduğu bir hikayeniz var mı ?

Yok. Gazeteler ve manşetler deniz ve yelken haberleri yaparsa, televizyonlar haftada bir deniz programı yaparlarsa ben de dizilerime denizi ve yelkeni alırım. Gerçi gazete ekleri çarşaf çarşaf havacılık sayfaları yapıyorlar. Merak ediyorum kaç kişinin uçağı var? Denizlere, teknelere olan ilgi havacılıktan daha mı az ki ülkenin büyük gazeteleri denizcilik sayfalarına son verdiler? Şu anda denize yeterince ilgi yok. Ama havacılığa olan ilginin kat be kat fazlasıdır o kesin. Halkın büyük bir bölümünün yüzme bilmediği bir ülkede deniz üzerinden, tekne ve yelken odaklı bir şeyin rating yapma şansı yok ne yazık ki. Yapılırsa sıkıntı yaşar. Yıllar önce Erler Film Bodrum ile İstanköy (Kos) arası gidip gelen bir gulet kaptanının hikayesini anlatan bir dizi yapmıştı. Olmadı , tutmadı. Belki Abdullah Oğuz’un Mutluluk filminde yaptığı gibi bir film projesi olabilir. O filmin büyük bir kısmı denizde geçmişti biliyorsun. Film senaryo ve oyunculuk iyiyse olabilir diye düşünüyorum. Ama dizi zor. Ve özel olarak mutlaka denizle ilintili bir dizi yapayım fikri kafamda henüz yok. Denk gelirse sanırım bu tip bir şeyi en iyi benim yapacağımı sanıyorum.


Denize ve tekne sevdası nasıl başladı ?

Haliç’te büyüdüm ben. Fenerde bir göçmen evinde geçti çocukluğum. Haliçte akşamları yüzmeye giderdik arkadaşlarımla. İflas etmiş İpar Holdingin sanayi gemileri Kasımpaşa önlerinde açıkta demirde dururdu. O gemileri seyrederdim. Vapurlarla seyahat ederdim. Biraz büyüyünce seyahat ettiğim şehir hatları vapurlarının maketlerini yapmaya başladım kartonlardan. Bit pazarlarında oyuncak Amerikan uçak gemileri bulup onların kıçına küçük pilli motor takıp sağda solda göletlerde yüzdürürdüm.Çok sonra Fenerbahçe’ye Marinanın yakınına taşındık. Marinaya gide gele buradaki hayat beni çok cezbetmeye başladı.Ve tekne almaya karar verdim. O zaman Cem Özer e dedim ki “Bana güzel bir tekne bul.”Onun da o zaman Sim diye harika bir teknesi vardı. Televizyonda show-söyleşi tarzında program yapıyordu. Ben metinlerini yazardım o programın. Cem bir gün aradı “Abi sana çok güzel bir şey buldum” dedi. Gittim Suadiye’de balıkçı barınağında bir tekne.5 metre starboard. Karada duruyordu. Beğendim. Aldık tekneyi. Kıştı o zaman.6 ay falan durdu öylece. Havalar ısınıca indirdik denize. Hemen battı tekne. Meğer altı delikmiş. Zar zor çıkardık tekneyi. Buldum adamı hesap soracağım. “ Abi 6 ay binmedin çürümüştür” demez mi! Neyse üzerindeki motorun altı çalışıyor üstü bozuk. Gittik bir tane üstü çalışan altı arızalı bir motordan aldığımız parçalarla onardık. Sonra bayağı bir süre gezdik. Ama artık yetmemeye başladı. O vakitlerde Yelken Dünyası’nı düzenli okumaya başlamışım. Bir gün bir baktım nefis bir ilan. Bayliner ilanı. Gittim bir tane aldım hemen. Tekne geldi. Başladık kullanmaya. Ama denizciliğimiz zayıf. Ne yanaşabiliyorum ne manevra. Ancak yanımda biri varsa açılıyorum yoksa kös kös oturuyorum teknede. Bir gün gittik Kız Kulesi’nin yanına. Artık mantığım nasılsa o zamanlar denizcilikle ilintili. Derinliğe baktım 18 metre. Demek ki dedim en fazla 17 metre demir atılır. Yanı demir dibe değmeyecek .Attık 17 metre demiri. Bekliyoruz tutsun diye. Yok tutmuyor. Akıntı da bizi aldı götürüyor. Demem o ki denizciliğim o haldeydi işte. O gün kafama taktım. Denizciliği öğreneceğim diye. Ehliyetimi de aldım tekneyi kullanmayı da öğrendim. Sonra kalktım tekneyi Bodruma götürdüm. Bir nevi yazlık gibi kullanmaya başladım. Bekardım da o zamanlar. Sonra şimdiki eşim ile tanıştım. Bir gün “Ben ailemin yanına Datça’ya gideceğim” deyince delikanlı damarım kabardı “Ben seni denizden götürürüm “ dedim. Neyse çıktık yola. Daha yarım saat geçmedi bir fırtına patladı ki sorma. Karayel fırtınası. Dağıttı tabii ortalığı. Çok zorlandım o yolculukta. Bir şekilde Körmen’e bağlandık neden sonra. Ama dedim ki kendi kendime motoryat riskli bir şey. Dalga problem yaratıyor, motor arızası olsa ne yapacağız ? Karar verdim kendime ve dedim ki yelkenli alacağım. Ve böylece yelkene geçtim. Geçiş o geçiş. Slovenya’dan İstanbul Yelkenden yelken hocası Edip Gürel ile beraber 2 haftada ülkeye getirdiğim ilk yelkenli seyahatimle beraber de acemiliğimi attım üzerimden.


Kışın ona ne oluyor ?

Bodruma bırakıyorum ama kışlamayı hakkını vererek yaparım. Sezonda geldiğimde sorunsuz bulurum hep teknemi.
 

Dünya seyahati gibi bir plan var mı aklınızda ?

65 den sonra belki. Muhtemelen de yalnız başıma. Eşim büyük ihtimalle yapacağım seyahate tatil yörelerinde katılır. “St. Tropez e geliyorum hayatım.” “Kanarya adalarına biletimi aldım”. Yada “Ibiza ya geliyorum şekerim” şeklinde olur sanırım. Önce tek başına seyahat için uygun tekne lazım. Yanımda da kimseyi istemem. Çünkü hem iki erkek anlaşmak uzun yolda zor. Hem de iki kişi olacaksa yolculuk birinin dişi olması şart. O zaman dengeli bir seyir olabilir. Ama eşiniz istemiyorsa denizlerde uzun süre kalmayı tek başına gitmek en iyisi.
 

RÖPORTAJ ;. CENK SAHIN

FOTOĞRAFLAR  : CENK SAHIN & GANI MÜJDE ARSIVI

 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri