Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Yeşim & Tonguç Tokol YOSUN

YESIM & TONGUC TOKOL ve YOSUN
 

 

GİRİŞ :
7 Haftada tamamlanabileceği öngörülerek yapımına başlanan ama 7 yılda bitirilen bir tekne Yosun. “Bruce Roberts 36” planlarına uygun olarak Amerika’da inşa edilmeye başlanan ama sonra ilk sahibi ve tekneyi yapan Eralp Akkoyunlu’nun revizyonları ile yine onun deyimi ile “Koyunlu 38” olan çok özel bir tekne.
Teknenin şimdiki sahipleri Yeşim ile Tonguç ta Eralp Akkoyunlu’nun izinden giderek dünya seyahatini birlikte tamamlamış bir çift. Hem de başlangıcı Raiatea da yaparak. Biraz tersinden yani.
Amerika’da ders verdiği üniversitede öğrencilerinin hem kaptan anlamına gelen ( Skipper ) hem de kaçamak yapan demek olan “Skip” diye lakap taktığı Eralp Akkoyunlu’nun üniversiteden her fırsatta kaçıp gelişi gibi Yosuna, yine her fırsatta tekneye, denizlere gitmeyi planlayan bir çift Tokollar. Eralp Akkoyunlu Yosunu ne satmaya kıyabilmiş ne de Müzeye vermeye. Üçüncü bir yol olarak denize aşık ama henüz tekne sahibi olmayan birilerini ararken bulmuş Tokolları.
Gördüm ki iyi ki de bulmuş.
Röportajı yaparken Kalamış Divan’da Yeşim “ Hadi bitirelim bir an önce , benim acilen denizlere açılmam lazım” modundaydı sürekli. Aklı deryalarda kendi karada hapis bir deniz kızı Yeşim. Tonguç ise söyleşi boyunca ilerisinin planlarını yapar görünüyor ve “ Bir gideceğiz pir gideceğiz” hissi veriyordu bana.
Kendine münhasır, öyle her yerde kolayca rastlayamayacağınız tam denizci bir teknenin, Yosun’un ve hedefleri denizlere yeniden açılmakta olan Yeşim ile Tonguç’un hikayesini yazdık bu ay size…
Tekne sahibi olmayı kuranlara, buralardan kaçıp okyanuslara açılmayı hayal edenlere…

 
Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?
TT: Tekneyi yapan bildiğiniz gibi Eralp Akkoyunlu. İsmi koyan da o.Bu tekneyi yaparken amacı dünya seyahatine çıkmakmış. Hatta daha tekne planlanırken ismini koyuyor. Ona göre Yosun kalıcı ve ilkel bir yaratık. Milyonlarca yıldır varlığını sürdürüyor ve muhtemelen milyonlarca sene daha bu dünyada var olacak. Yok olmayacak bir isim yani. Bu yüzden ismini Yosun koyuyor. Tekneye de çok yakıştığını düşünüyorum.
 

Bu kaçıncı tekneniz ?
T.T: İkinci teknemiz Yosun.
 

Tekneniz genellikle nerede duruyor ?
TT:
Biz alana dek, dünyanın muhtelif yerlerinde konaklamış Yosun. Hatta 1-1,5 yıl konakladığı limanlar olmuş. Şu anda bakım ve onarım işleri için Marintürk Pendikte bağlı. Eksikleri sona erince tekrar yola çıkacağız. Yine dünya denizlerinde dolaşacağız. Zaman zaman belli limanlara bırakıp ülkeye dönecek olsak da akabinde kaldığımız yerden devam etmek üzere çok uzun bir seyahat planlıyoruz. Bakım ve onarımı için bazı firmalar şimdiden sponsor olacaklarını ifade ettiler sağ olsunlar. Yosunu adam akıllı elden geçirmeyi istiyoruz çünkü. Malzemeleri sponsorlarımız sağlayacak ama işlerini kendimiz yapacağız.


 

Teknenizle beraber tadı damağınızda kalan bir keyifli anı ?
TT: Yaşadığımız her etap, her rota bizim için çok özel ve güzel aslında. En keyifli şey esasında uzun ve zor seyirler sonrası yeni bir limana varmak. Hem o dinginlik hissi ama ondan da öte yeni bir coğrafya ve oranın yerel kültürü ile karşılaşacak olmanın verdiği heyecan ve merak duygusu. En uzun etap hatırladığım kadarıyla Tayland’dan çıkıp Yemen’e gittiğimiz ve 15 gün süren seyirdi. Öyle bir yere demir attık ki yolculuğun sonunda, bir dağın yamacına yerleşmiş bembeyaz biblolara benzeyen küçücük evlerin göründüğü bir koy vardı. Gece yarısı varmış olmamıza rağmen, karaya çıkıp bir ön keşif yapmıştık. Bir de Malaka boğazında Sumatralar (ani boralar) vurur bazen. Bir tanesine yakalandık bizde. Gelip geçeceğine 30 saate yakın 55 knot esti. Sağanaklar öyle sertti ki Yeşim kameraya çekmeye çalışırken, ben düzenli nefes almak için gözlük ve şnorkel takmak zorunda kaldım. Fırtına bitince kimsenin olmadığı bir adanın kuytusuna demir atıp, Yeşimin yaptığı patlıcan ve patates kızartmasını yoğurtla yiyişimizi unutamıyorum . Çok güzel bir andı.

YT: Bir de Balide tapınakta herkes gezerken, tapınırken mistik bir ritüel içindeyken biz çalınan ilahiler, yanan tütsüler, ortamın mistik havası,uçuşan çiçek yapraklarını görünce başladık ağlamaya.Çok etkilendiğimiz bir yer oldu orası bizim için. Orada 2-3 yıl ayrılmadan yaşamayı planlıyorum bir dönem. Bakalım…


Onunla başınızdan geçen tedirginlik ve rahatsızlık yaratan en berbat olayda neler oldu ?
TT: Malezya’da teknenin bazı rutin bakımlarını yaptıktan sonra denize indirirlerken, vinç operatörünün ani manevraları ve ağırlık merkezini iyi hesaplamadan bağlantı yapmalarından dolayı Yosun havada asılı iken neredeyse 20-25 derece yana yattı. Baş aşağı geleceğini düşünerek çok fazla stres olduk. Bu bizim yüreğimizi ağzımıza getiren ender anlardan birisidir.


YT: Kızıldeniz var bir de. Mısırdan marinadan ayrıldık, Kızıldenizde deniz kazıyoruz. Rüzgar kafadan, dalga öyle. Sığlıklar, resifler de cabası. O geçiş de bizi oldukça zorlamıştır. Özellikle ben hatırlamak bile istemen Kızıldenizi. Etrafta yerleşimde çok yok. Sığınılacak korunaklı bir koy da bulmak çok zor. Şartlar gerçekten hem zorlayıcı, hem de tedirgin edici. Sığındığımız bir koyda kıpırdayamadan 9 gün kalmak zorunda olduğumuzu hatırlıyorum.
TT: Bir de Bozcaada’da yanımıza yanaşan bir motoryat çok hızlı girip son anda gaz kesince dalgası Yosunun kıçını beton iskeleye yapıştırdı. Hem motor braketi hem de dıştan takma motor parçalandı. O olaya o kadar sinirlendim ki, gidip adamla tartıştım. Neyse ki hatasını anlayıp zararımı karşıladı. Ama hiç de denizcilik adabına uyan bir şey değildi yaptığı.


Yosun’un en sevdiğiniz özelliği ?
TT: Tasarımı harikulade. Bir bakın çevrenize. Bu dizaynda ve denize bu kadar yakışır az tekne görürsünüz. Yosun un denizci çizgisi en çok sevdiğimiz tarafı.
 

Sevmediğiniz tarafı nedir ?
TT: Yosun yapılırken Bruce Roberts 36 diye başlanmış ama 38 diye bitmiş. Eralp abi 2 metre boyunda olduğu için boyutları ile oynamış. Akabinde direk boyunu arttırmış, salmasını ağırlaştırmış vesaire. Tekne ona göre uyarlanmış. Ama mesela Yosun’un içinde yemek yenecek masa yok. maximum 3 kişi yatabilir içeride. İç dizayn planlaması konfor şartlarının düşük seviyede olduğu bir plan. Biz Yosunda dünya seyahatinde iki seneden fazla zaman geçirince bazı eksiklikler daha kolay anlaşılıyor. Aslında bunlar şikayet değil çünkü terziden ceket diktirmek gibi Eralp abide kendisine yapmış tekneyi elbette.
YT: Tabii öyle. Oturarak dümen tutmak da zor mesela. Bumba arabası görüş mesafesi kapatıyor. Direkte olan basamaklarını yerleri Eralp abinin bacaklarına göre yerleştirildiği için çıkması çok zor. Bunların hepsini yavaş yavaş revize edeceğiz.
TT: Yosun ama müthiş denizci bir teknedir. Hatta Yosun için Sadun Boro’nun bir lafı vardır. “Domuz gibi gider Yosun” der. Kötü havalarda, uzun yollarda müthiş güven hissi verir ve basar gider. Ne büyük guletleri ne çift direkli yelkenlileri geride bıraktık okyanuslarda bilemezsiniz.
YT: Ama gel gelelim marina içinde tornistanda yekpare salma olduğu ve başta çok etkili bir pervane olmadığı için dümen dinlemez. Hatta Eralp abi hep “ Marinada en pahalı tekne hangisi ise Yosun hemen ona yönelir çarpmak için” der.

İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz ?
TT: Yosundan önceki teknemizden de kalma alışkanlıklarımız var. Bir çok işini kendimiz yapabiliriz. Çok ağır işler hariç Yosuna usta sokmam. Nedeni de ustalardır. Ben iç mimarım. Malzemeden ve ustalıktan anlarım. Elim anahtar tutar. Kendi işimi kendim yaparım. Ustalara gel dersin gelmez. 1 günlük işi 5 günde bitiremez. 5 liralık işi 100 liraya yaparlar vesaire vesaire. Makinesini değiştirdik mesela Yosun’un . Yatakları, şaftı dahil tamamını kendim yaptım. Ustaya versem işi motorun fiyatı kadar hesap çıkartır. Oysa ben okulda atölyemizi de kullanarak yatakları, kalıbı vesaire her şeyi yaptım. Zaten uzun yolda kendi işinizi kendiniz yapmanız şart. Tekne araba değil. İşlerini yapamazsanız uzak rotalar zor. Okyanuslarda, uzak limanlarda her işin çözümünü bulacağınız usta nerede, malzeme nerede ? Öyle değil mi ?
YT: Raiatea da elektrik ile ilgili bir tamiratı hadi dedik uzmanına yaptıralım. Birkaç mil gitmiştik ki yanıyorduk. Bağlantıyı ters yapmış. Son anda düzletip paçayı kurtardık.
TT: O bakımdan çok ağır işler hariç her şeyinin üstesinden geliriz Yeşim ile ikimiz. Hatta o benim yaptığım her şeyi yapar ama ben onun yaptığı her şeyi yapamam.

Onunla gittiğiniz en uzak rota?
YT: Türkiye’yi baz alırsak Fransız Polenezyasıdır. Ama tabii dünya seyahati rotasının her noktasına uğradık neredeyse.
 

Birlikte yakalandığınız en sert fırtınada neler oldu?
TT: Uzun yolda elbet çok sert havalar oluyor. Ama mesela Ege de ki fırtınalarla okyanuslardaki fırtınalar asla aynı şeyler değil. Ege de karadan ya da denizden esmesine göre farklı, açıktaysanız farklı, karaya yakın seyirdeyseniz farklı tepkiler ve hareketler yapmanız lazım. Açık denizde ise rüzgar %90 sancak kıç omuzluktan (Alizeler) gelir zaten. Yani pupa seyirdesinizdir. Donanmada bir deyim vardır ya “ Pupadan gelsin de sert gelsin” derler. Fırtına artarsa sonuçta arkanızdan gelen dalga büyüyor. Trimler doğru ve iyiyse sorun yaşanmaz pek. Ama Kızıldenizdeki kafadan gelen sürekli ve inatçı 45-50 knot rüzgar, Balideki karanlık nimbokümülüsün sebep olduğu 55-60 knotluk ani bora bizi en zorlayan iki fırtına. O borada kuru direk bırakıp Yosun’u saatlerce mücadele etmiştik Yeşimle.
Kızıldeniz’de de sabaha karşı gireceğimiz limana 3-4 mil kala deli esen bir hava yiyince gün ağarana dek 5-6 tekne o noktada kaldık hatta yavaşça geriye doğru sürüklendik. Gireceğimiz yerin ağzında resifler ve mercan kayalıkları vardı ve görerek girmemiz şarttı. O yüzden fırtınada ve gece girmek istemedik. Faça yelken yapıp bekledik uzun süre.
YT: Biz fırtınanın çıkacağını anladığımızda yaptığımız ilk iş yemek hazırlamaktır. Tekne 90 derece yatsa bile kamara içlerinin düzeninin bozulmayacağı tarzda önlemlerimiz zaten alınmıştır. Fırtına ile boğuşurken aç ve susuz kalmak direncinizi ve dikkatinizi zayıflatan en büyük etken. O yüzden yiyeceğimizi hazırlar fırtınaya öyle girerdik .
 

TT: Fırtınaya girince her yeri darmadağın olan bir tekne sahibi iyi denizci değildir benim kıstaslarıma göre. Bir de bunun hikayesini anlatıp, resmini dergilere basanlar var. Adeta ayıbını teşhir ediyor adam. Şaşırıyoruz biz. Yosunda 90 derece dönse bile aküler dahi her şey yerinde kalır. Bu fırtına sonrası için hem elzem hem de gerekli bir şeydir. Fırtına ile mücadele ederken, dümende kalırken ne yiyecek ile ne de başka bir şeyle ilgilenemezsiniz. O yüzden fırtına öncesi en önemli şeylerden biri yiyecek hazırlamak ve gerekiyorsa stoklamaktır.
YT:Bir de Torres geçidinde de hem akıntının hem de gel-git olduğu zaman motora 3000 devir yol vererek ancak yerinizde sabit kalabiliyorsunuz. Bir koya güç bela girip demir yeri ararken, uygun bir yer bulup rüzgara başımızı verip tam demir atacakken yanımızdaki katamarandakiler bağırmaya başladı, akıntının olduğunu ve demiri ona göre atmamız gerektiğini söylediler. İlginçtir tekne rüzgara kıçını verdi. Bu tip şeyler tabii hep tecrübe oluyor bize.
 

Neden bu tip bir tekne seçtiniz ?
TT: Yosun bizi seçti. Ama iyi ki seçti. Yosun bizim ailemizden biri. Ona salt tekne gözüyle bakmadık hiçbir zaman. Olurda günün birinde kendimize bir başka tekne alma ya da yapma söz konusu olsa, yine aynı formda hatta bu çizgide bir tekne alırız sanıyorum. Belki de aynı model olur.
 

Ayrı kalınca ?
TT: Özlüyoruz onu çok.
YT: Hem de nasıl. Yosuna herkes giremez bir defa. Hatta öyle uzun uzun bakamaz bile, kıskanırım hemen. Binecek adamın onun kıymetini bilecek ve dilinden anlayacak, denizi ve tekneyi benimsemiş biri olması gerekiyor benim nezdimde.
TT: Yosundan ayrılırken biz ikimizde selam veririz. Arkamızı dönüp dönüp bakar ve el sallarız ona.
YT: Ben ayrılırken öperim Yosunu hatta. Öper koklar ve el sallayarak emanet ederim marinaya veya limana.
TT: Biz çok şanslıyız ki Yeşim de ben de deniz ve tekneye ve tabii hayatta aynı açıdan ve benzer gözlerle bakabilen bir çiftiz.
YT: Hayat amacım benim bir an önce Yosun da yaşamaya devam etmektir.
TT: Eralp abi zaten Yeşime gaz bana fren der hep. Birbirimizi dengeleriz güzelce biz her zaman.
YT: Yosunun ruhu olduğuna inanıyorum ben. Paslanan çivisini bile kıyıp da atamam.
TT: Yosun eskidi şu anda. En son fuarda mesela Yosunu görüp te “ Aaa bu muymuş. Amma da eski. Yahu külüstür bu” diyen de oldu “ Valla koca fuarda bir tek bu teknenin ruhu var, ne güzel bir tekne bu” diyende. Yosun benzersiz ve farklı bir teknedir gerçekten.
YT: Bakın marinalara, isimleri hariç birçok tekne birbirinin kopyası. Çok tekne sahibi de teknesine araba muamelesi yapıyor. Ama bir tekne asla araba değildir. O sizin eviniz, çocuğunuzdur. Hafta sonu teknedeydim, teknemin boyu şu kadar, parası bu kadar, oraya buraya gittik gezdik diyen adam zaten teknesi ile gönül bağı falan da kuramıyor.


Satar mısınız ? Neden ?
TT: Satamayız çünkü satın almadık. Ayrıca Yosundan ayrılmaya da hiç niyetimiz yok.
YT: Ne büyüğünü ne küçüğünü ne güzelini ne çirkinini istemeyiz. Yosunu abrayamayacağımız bir gün olursa ancak ona bizden daha iyi bakacak birisine verebiliriz sadece. Onun dışında Yosunsuz kalamayız asla.

Teknede misafir?
TT: Aslında yolda seyirde pek misafirimiz olmadı bizim. Marinada tonozdayken gelen misafir ile seyire gelen misafir birbirlerinden oldukça farklı. Marmaris’den İstanbul’a Yosunu getirirken işleri dolayısı ile Yeşim bana çok eşlik edemedi. Bunu bilen birçok arkadaşım gelmek istedi ama ben nazikçe reddettim hepsini. Seyirde Yeşim dışında kimseyi istemem. Ama marinada başımızın üstünde yerleri var.
YT: Marinada da her kes giremez Yosuna ama Tonguç. Ayrıca denizciliği bilen birileri bile seyirde gelemez Yosuna. Yosunda konaklayacak, onu dokunup kumanda ve kontrol edecek başka birisini istemem teknemde.
TT: Ben biraz da titizimdir. Kavançada, Tromolada, kuzinede yanlış yada ters bir şey yapar gelen, istemeden de olsa Yosuna zarar verir diye de korkarım.
YT: Bizim bu halimiz biraz da teknede fazla şey yaşamaktan ve çok şey paylaşmaktan kaynaklanıyor sanırım. Dedim ya çocuğumuz gibi. Ama dünya seyahatimizde uğradığımız limanlarda geleni gideni en çok olan teknede Yosundur. O ayrı bir mesele. Keyifli ve eğlenceli.

Ülkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy ?
TT: Biz dünya seyahatinden döndükten sonra Ege ve Akdeniz kıyıların öyle fazla gezmeye fırsat bulamadık henüz.
YT: O bakımdan Heybeli adanın Çam limanı bizim en sevdiğimiz koydur. Hatta bir önceki yelkenlimizle oraya her gittiğimizde bağlandığımız ağacımız bile vardır ikimize ait olan.
 

Dünyada teknenizle konakladığınız en sevdiğiniz koy ?
YT: Sanırım Balinin koyları bizi en çok etkiledi. Hem doğası hem mistik atmosferi olağan üstüydü.
TT: Okyanustaki atollerde beni oldum olası çok cezp eder.
 

Kışın ona ne oluyor ?
TT: Kışları hep dünya seyahatinde farklı farklı yerlerde oldu Yosun. Ama ilk kez bu kış Pendik Marintürk’te konaklayacak ve eksiklikleri giderilip tamirleri yapılacak. Bakımını da yaptıktan sonra kısmetse yaza denizlere indireceğiz onu.Ve yeniden açılacağız deryalara.. Şimdilik çalışıp o günlerin hayalini kuruyoruz karı-koca.
 

Röportaj : CENK SAHIN

Fotoğraflar : Arşiv

 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri