Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Nezih Kılınçkını ve MAHAYANA

NEZİH KILINCKINI      MAHAYANA


GİRİŞ : 45 sene beklemiş denizlere kavuşmak için. Ekonomik kriz herkesi denizden uzaklaştırırken onu mavi hayata yakınlaştırmış. İlk teknesini Uğur Yücel’den almış. Neredeyse son 10 yıldır teknesinde yaşamaya başlamış. Hayalini kurduğu dünya turu için kendisine uygun tekne aramış durmuş ve aradığı tekneyi St. Martin adasında bulmuş… Gökova Karacasöğüt Çin Mahallesi iskelesinde bağlıyken kalkıp gitmiş bir anda. Hem de denizden… Hep dermiş “ bir gün mutlaka dünya turuna çıkacağım” diye ama pek de inanan olmazmış… Hem de aldığı teknenin bir benzeri ile geçmiş Atlantiği. Tekneyi tecrübe etmiş. Okyanus geçmiş… Şu sıralar yeni aldığı teknesini dünya seyahatine hazırlamakla günlerini geçiren Nezih Kılınçkını bu ayki konuğumuz. Hem de Hollanda Antillerin’nden.

 

1. Denize ve teknelere sevdanız nasıl başladı ? 

 Deniz kenarında büyüdüm. Çocukken kayık kiralar küçücük bedenlerimize büyük gelen kayıklarda kürek çekeceğiz diye ellerimiz yara bere içinde kalırdı. Okul hayatım hep denizden uzak şehirlerde geçti. Derken iş hayatı uzun süre meşgul etti. Ancak küçük yaştan beri maceracı bir ruha sahip olduğumdan hep hayallerimde bazen motosikletle, bazen karavanla, bazen tekne ile dünyayı dolaşmak istemiştim. Fakat yoğun iş hayatı, evlilik ve çocuklar derken kırk beş yaşıma kadar tatiller hariç karada bir yaşam sürdüm. Bütün bu yoğunluklara rağmen her zaman aklımın bir köşesinde deniz ve yelken vardı. Öylesine vardı ki kızlarım bile zaman zaman bana küçük yelkenli objeler ya da yelken figürlü küçük hediyeler alırlardı. Yoğun iş hayatının içinde bir ara çok heveslendim. Marinada dolaşarak satın almak üzere yelkenli teknelere baktım. Ancak oturup da mantıklı düşündüğümde vakit ayırmayacağım bir tekneyi alıp da marinada bekletmek maddi ve manevi anlamda içime sinmediğinden vazgeçtim. Zamanı ve uygun koşulları beklemeye karar verdim. Eninde sonunda o zaman gelecekti. Kurduğum hayaller uzun vadede de olsa bir gün mutlaka gerçek olur.


2. Kimler ya da neler sizi denizlerle buluşturdu?

 Ortaokul döneminde Sadun Boro’nun dünya turunu gazeteden takip ederdim. Bir gün ben de gideceğim derdim kendi kendime. Hayatımda ilk defa bir ekonomik kriz işime yaradı ve 2001 krizi sonrası deniz hayatımı başlatmaya karar verdim. Müzik sektöründe yapımcı-prodüktör olarak yürüttüğüm işim 2001 krizinde sekteye uğradı. Sahip olduğum şirketleri satarak daha önce hiçbir deneyimim olmadığı halde, arkadaşım Engin’in ısrarı ile bir saat içinde ilk teknemi almış oldum. Engin sabahın köründe beni bir tekneye götürdü. Uğur Yücel’in teknesi idi ve kendisi de oradaydı. İlk teknem Mahayana’yı böylece almış oldum. Oysa niyetim önce eğitim alıp bir sene sonra tekne almaktı. İlk zamanlar hiçbir şey anlamadığım için teknede sadece oturuyordum. Limana giriş çıkışları palamarlar sayesinde yapıyordum. İki ay kadar sonra kendim idare etmeye başladım. İlk uzun seyrim İstanbul’dan Sığacık’a idi. Sonra Bodrum’a indim. Her yıl ekim ayına kadar Ege ve Akdeniz’de kalıp sonra İstanbul’a demir atardım.


3. Ne zamandır denizlerdesiniz ? 

 2003’ten beri denizlerdeyim. Bütün Yunan adalarında, Mersin’e kadar Türkiye kıyılarında ve Doğu Akdeniz ülkelerine seyir yaptım. Ama aklım hep uzaklardaydı. Teknemi dünya turuna göre donattım. Ancak gezilerimde asıl dünya gezginlerinin teknelerini inceledikten sonra teknemin karşılaştığım sert hava seyirlerindeki performansının dünya denizlerine uygun olmadığına karar verdim. Dünya turuna çıkabilecek nitelikte bir tekne aramaya başladım. Aradığım tekneyi bulmak oldukça zor oldu ve epey zamanımı aldı. Özellikle center cockpit tekne arıyordum.


4. Teknenizde mi yaşıyorsunuz?

 Evet, teknemde yaşıyorum. Üç sene Fenerbahçe Marina’da, beş sene de Bodrum’da olmak üzere sekiz sene boyunca şu an Bodrum’da satılık olan ilk teknemde yaşamımı sürdürdüm. Tekneyi satın aldıktan sonra Beşiktaş’ta evim olmasına rağmen eve gitmez olmuştum. Veya evdeyken evde oturamaz olmuştum. İki mekan arasında oldukça değişik bir yaşam tarzım vardı. Biri dört duvar ve televizyondan ibaret, etrafı trafik, sokak, apartman gürültüleriyle rahatsız edici bir ortamdı. Diğeri sessiz sedasız daha temiz ve açık bir havada sabahları havuzlukta kahvemi, akşamları içkimi yudumlamak keyfi bambaşkaydı. İskelede önümden gelen geçenlerin daha sıcak daha içten merhabaları ayrıca bir güzellik katıyordu. Karadaki insan ilişkilerinin denizdeki insan ilişkilerinden çok farklı olduğu aşikardı. Dolayısıyla zorunluluk halleri dışında canım eve hiç gitmek istemiyordu. İlk zamanlar teknemde kendi yaşam tarzıma uygun değişiklikler yapmakla geçirdim. Teknede dar alanda yaşantımı daha pratik kullanımlara yönelik tadilatlar yapıyordum. Bir süre sonra marinada teknede oturuyor olmak bana yetmemeye başladı. Çoğu zaman adalara seyirler yapmaya başladım. En sevdiğim yer Heybeliada’da Çam Limanı koyuna demir atar, çoğu zaman yalnız sessiz sedasız yıldızlar ve ay ışığı altında dingin bir hayat yaşardım. Teknede yaşam bence paha biçilmez bir özgürlüktür.

5. Bu tura çıkmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz ?

 Uzun yol için aradığım tekneyi Marmaris’te buldum. 1978 model bir Amel Maramu 46 idi. Depozitosunu ödeyip karaya çektim. Yaptığımız incelemelerde teknenin ozmoz dahil birçok sorunu olduğunu anlayınca, tekneyi almaktan vazgeçtim. Ancak, Amel Maramu gerçekten içime sinen, tam benim beklentilerime uygun bir tekneydi. Başka bir tekne düşünemez olmuştum. Bunun üzerine internetten tüm dünyadaki satılık olan Amel Maramu’ları aramaya başladım. En sonunda çok uygun bir fiyata 1981 model tekneyi Hollanda Antilleri’ndeki St. Martin adasında buldum. Ancak gidip tekneyi görecek ve inceleyecek şartlara sahip değildim. Teknenin hemen hemen her detayıyla ilgili 110 tane fotoğrafı vardı. Buna rağmen St. Martin’de bana yardımcı olabilecek bir Türk aradım. Şansım varmış ki, Anyway Marine charter firması sahibi Bülent Gülay ile irtibat kurma şansım oldu. Denizcilik ile ilgili oldukça tecrübeli bir insandı. Tekneyi inceledi ve fiyatı dahil pek çok konuda teknenin oldukça iyi durumda olduğunu onaylamış oldu. Bunun üzerine gerekli işlemleri başlatarak tekneyi hiç görmeden internet üzerinden almış oldum. Tekne uzakta olunca, apar topar uzun yola çıkmam gerekti. Ancak okyanus ötesindeki yeni tekneme uçakla gitmek yerine denizden gitmeyi tercih ettiğim için, yine internet vasıtasıyla Atlantik’i geçecek olan aynı model (Amel Maramu) bir tekne ile anlaştım. 11.11.2011’de uçakla İstanbul’dan Las Palmas’a geçerek kendi teknemle aynı model olan Bororo Tiny Tencer isimli tekneyle buluştum. Amacım, hem Atlantik’i geçmiş olmak, hem de aynı model tekneyi yol boyunca inceleyip tecrübe edinmekti. Capo Verde adalarını dolaşarak Grenada’ya 35 günde geldik. Elbetteki kendi teknemle Atlantik’i geçmek isterdim. Nihayetinde yıllardır hedefim olan bir hayali gerçekleştirmiş oldum. Atlantik’te adaları dolaşarak geçirdiğimiz 35 günde, olağanüstü durumlarla karşılaşmadık. Zaman zaman pupadan zaman zaman geniş apazdan aldığımız 15 knot’ı geçmeyen rüzgarlarla Capo Verde’de Mindelo’dan Grenada’ya 16 günde rotamızın yüzde sekseninde parasailor kullanarak tamamlamış olduk.


6. Nasıl geçiyor seyahatiniz?

 Şu anda henüz seyir aşamasına gelmiş değilim, zira her ne kadar çok uygun koşullarda almış olsam da, tekneyi gerek tarzıma yönelik gerekse uzun yol hazırlıkları kapsamında yeniden donatmakla meşgulüm. Bundan sonra, Karayip Adaları’nı dolaştıktan sonra, Küba ve ABD güzergahında seyredeceğiz. St. Martin adasında iki ayı doldurmak üzereyim. Karayip adalarından olan St. Martin, bölgenin en yoğun yelken yapılan adası olduğundan, tekne malzemelerinin kolaylıkla bulunabildiği, ancak oldukça pahalı bir yer. Bu koşullarda teknenin gerek iç yaşamsal gerekse dış arma tadilatlarını bitirmeye çalışıyorum. İki aydır son derece pis bir lagünün içinde onlarca T iskeleden oluşan marinalardan birinde günlerim teknenin eksiklerini tamiratlarını tadilatlarını gidermek üzere koşturmakla geçiyor.


7. Bu yolculukta zorlandığınız şeyler oldu mu?

 Atlantik geçişinde, tekne sahibi karı koca ve beş tayfa ile yedi kişiydik. Bu geçişte yemek, yatak ve bazı ekstralar için belli bir ücret ödedik. Tekne sahipleri üç yıllık deneyime sahip olduğundan, ayrıca vaatleriyle yapılanlar birbirini tutmadığından, yemek ve su gibi konularda bile çok ciddi sıkıntılar yaşadık. Örneğin, yeni aldıkları parasailor’ı ilk kez kullanıyorlardı. Konuya vakıf olmadıkları anlaşılınca, teknede bu konuda deneyimli tek kişi ben olduğum için, o işi bile onlara öğretmek durumunda kaldım. Onlarsa bildiklerini iddia etmeye devam ediyorlardı. Ancak yol boyunca oldukça acemi olan hem para kazanıp hem de yanlarına tecrübeli insanları alıp Atlantik geçişini yapmak isteyen insanlar oldukları ortaya çıktı. Grenada’ya geldiğimizde beş tayfa hep beraber apar topar tekneyi terk ettik. Ev ve araba kiralayıp bir hafta boyunca Grenada’da dolaştık. Ardından uçakla St. Martin’e gelip yeni tekneme kavuştum. Kasırga mevsiminde en emniyetli yöntem olarak adada teknelerin salmaları çukura gömülüyor. Bu yüzden ilk işim tekneyi dirsekler üzerine aldırıp zehirlisini yaptırmak oldu. Bodrum’daki teknemin zehirlisini kendim yapmış olmama rağmen, belimdeki sakatlık yüzünden zehirlisini yüksek ücretlerle başkasına yaptırmak zorunda kaldım. Her ne kadar iyi durumda bir tekne aldığımı düşünsem de bir çok şeyin eksik ve çalışmaz halde olduğunu tespit ettim. Örneğin, serpinti körüğünün ön camlarından önümü görmek mümkün olmuyordu. Isıtma sistemi, sıcak su kazanı çalışmıyordu. Navigasyon cihazlarında eksikler ve arızalar söz konusuydu. Arma donanımında da yeni düzenlemeler yapmak gerekiyordu.


8. Yalnız mısınız yoksa yanınızda bir eş ya da sevgiliniz size eşlik ediyor mu?

 Şu anda denizde teknede yaşamımın dokuzuncu yılını doldurmak üzereyim. Bu süreçte olabildiğince karadan ve dört duvar yaşamdan ve onun sorunlarından uzak kalmaya çalıştım. Çoğu zaman tek başıma seyirler yaptım. Zaman zaman kısa süreli sözde denizkızları ile seyirler yaptım. Ancak bu süreçlerde karadan bağımsız yaşayabilecek, ayakları zincirle karaya bağlanmamış bir eş, bir sevgili, bir yoldaş bulamadım. Dünya turu yapan erkeklerin sayısı bile iki elin parmaklarını geçmez iken, bir Türk kadınının uzun yıllar denizde ve teknede yaşayabilenine rastlayamadım. Ve tek başıma yola çıkmaya karar verdim. Böyle bir kadını bulmak, insana büyük ikramiye çıkması gibi birşey inan… “ Karayipler’e vardıktan sonra çok sevdiğim denizci bir dostumun tavsiyesi ile bir denizkızıyla uzaktan uzağa tanışmış oldum. Adı da Sevgi olan bu denizkızıyla şu anda tekneyi uzun yola beraberce hazırlamaktayız.

9. Neden bu rotayı yapıyorsunuz? Amacınız ne?

 Bu bir dünya turu. Zaman ile ilgili bir yarışımız da yok. Beş sene de sürebilir, on sene de, hiç bitmeyebilir de. Olabildiğince dünyanın her köşesini dolaşıp görmek niyetindeyiz. Şu an Karayipler’de St. Martin adasındayız. Öncelikle Karayip adalarını dolaşıp Küba’ya gidip orada uzun süre kalmayı düşünüyoruz. Daha sonra ABD’de Intercostral Waters’da seyir yapmayı planlıyoruz. Daha sonra Meksika Körfezi’ni dolaşarak Güney Amerika’nın kuzey bölgesine geçmek ve Brezilya, Şili üzerinden Cape Horn’a kadar inmek niyetindeyiz.

Marmara, Ege ve Akdeniz’den sonra artık koylar ve adalar birbirini tekrarlamaya başlamıştı. Özellikle Akdeniz’e inerken aynı adalara, koylara defalarca girdiğim oluyordu. Hatta Rodos’un yol üzerinde olmasından dolayı gidiş ve dönüşlerde adaya uğramış oluyordum. Ege ve Akdeniz artık dar gelmeye başlamıştı. Gözüm uzaklarda yeni denizlerdeydi. Uzak denizlere açılmam için de özellikle Atlantik’i geçmem gerekiyordu. Atlantik dünyaya açılışım için bir geçit bir başlangıç olacaktı. Bu şekilde farklı denizler farklı kültürler farklı insanlarla farklı deneyimler yaşayacaktım. Nihayet Atlantik’i geçerek amacıma yönelik ilk büyük adımımı atmış oldum.

10. Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız?

 İlk teknemi Uğur Yücel’den almıştım. Mahayana ismi Uğur Yücel’in keşfidir. Bu isim benim de mistik yaşam tarzına duyduğum ilgiden dolayı oldukça hoşuma giden bir isimdir. Dolayısıyla değiştirmeyi hiç düşünmedim. Yeni aldığım teknemde de aynı ismi kullanmaya devam etmeye karar verdim. Anlamı, Budizm inanışında Nirvana’ya giden büyük geminin adıdır. Ve bu teknenin beni Nirvana’ya taşıdığına inanmaktayım.

11. İş hayatınız devam ediyor mu? Profesyonel mesleğiniz nedir ?

 Aktif iş hayatım devam etmiyor. Kendimi tamamen denizlere yoğunlaştırdım. Zamanında yaptığım ekonomik yatırımlarla denizdeki ihtiyaçlarımı kısıtlı imkanlarla da olsa karşılamaya çalışıyorum.

12. Teknenin işleri, bakımları, tamiri ? Siz mi yapıyorsunuz?

 Ekonomik imkanlarım sınırlı olduğu için olabildiğince kendim yapmaya çalışıyorum. 45 yaşına kadar eline tornavida almamış birinin o saatten sonra bir teknede hem elektrikçi, hem motorcu, hem marangoz, hem armacı, akla gelebilecek her şey olabilmesi, özellikle benim tarzımdaki bir insan için oldukça zor oluyor. Çoğu zaman sorularımla çevremdeki deneyimli insanları bıktırdığım olabiliyor. Sağ olsun gerçek denizciler desteklerini esirgemiyorlar.

 

13. Nedir denizin felsefesi sizce?

 Özgürlük, bağımsızlık, çirkinliğin her türünden uzak kalmak; beton yığınlarından, sahte insanlardan, riyakarlıktan, kıskançlıklardan, kavgalardan uzak olmak. Sadelik.

14. Ülkede ve dünya denizlerinde favori koylarınız nereleri?

 Her ne kadar bütün dünyayı henüz gezmemişsem de, üstatlardan ve yabancı gezginlerden okyanus ötesinde bile duyduğum kadarıyla, ülkemiz kıyıları ve koylarından öte dünyada çok başka güzellikler olduğuna inanmıyorum. Ancak yıllardır o koylarda gezen biri olarak gün be gün koylarımızın cömertçe harcandığını üzülerek yaşıyor ve gözlemliyorum.

15. Dünya denizlerine açılan Türk denizci sayısı az olduğundan, medya çok ilgileniyor. Oysa sizin gidişinizden bile haberi olmadı camianın. Neden ?

 Dokuz yıldır Ege ve Akdeniz’deki açık denizlerde yaz kış dolaşıyordum. Tatiller haricinde gezgin Türk teknesine hemen hemen hiç rastlamadım. Ancak, karasularımızda çeşitli milletlerden yüzlerce yabancı gezginle tanıştım. Fark ettim ki, hiç kimsenin hiçbir yabancı gezginin dünya turunu abartmadığını veya ülkelerinde zaten bu konuda doyuma ulaşmış olduklarını anladım. Belki de bu nedenle dünya turunu yapmanın bu kadar önemli, takdire şayan, pohpohlanacak bir durum olmadığını gördüm. Dolayısıyla, dünya turuna çıkmak gibi bir ön reklam yapmayı düşünmedim, gerek de duymadım. Zaten yıllardır gideceğimi söyler dururdum, kimse inanmazdı.

16. Sadun Boro ve amatör denizciler anıtında yeni dünya turu yapacak Türk denizcileri için boş yerler ayrıldı biliyorsunuz. Dünya seyahatine de çıkacak mısınız? O levhalarda yer alma arzunuz var mı?

  Sessiz sedasız dünya seyahatine çıkmış biri olarak ve de bu seyahatin bir yaşam biçimi olmaktan öte benim için abartılı bir önemi olmamasından dolayı, artık dünyada sıradan bir seyahat kategorisine girdiğini düşündüğüm için, böyle bir anıtın varlığına dahi sıcak bakmıyorum. Ancak, ülkemiz için bu turu ilk yapan pirimiz, önderimiz, yönlendiricimiz olan Sadun Boro’nun heykeli söz konusu olursa saygıyla karşılarım.

17. Denizde büyük bir fırtına atlatmışsınızdır. Neler oldu?

  Genellikle açık deniz seyrinde çok zaman geçirdiğimden, çok sert havalara rastlamamak mümkün değil. Bir seyrimde Datça’ya giremeyip sırılsıklam bir halde Simi limanına sığınmıştım. Bir başkasında güneyden Bodrum’a dönerken yine sırılsıklam Rodos limanına saatler süren bir seyirle girmiştim. Ama bir tanesi var ki hiç unutmadığım, Kuzey Ege Rallisi’ne kızım Gizem ile katıldığımızda Marmara’da Hoşköy açıklarında, düşük bir rüzgarda tam arma yelkenle motor seyri yaparken, saniyeler içinde 57 knot’a yükselen fırtınada bir anda etrafta göz gözü görmezken, sağnak yağmur altında fırtınaya yakalanmış, ana yelkenin balenleri yerinden fırlayıp denize uçmuştu. Cenova ve ana yelkenin bazı yerlerinde hasarlar oluşmuştu. Çanakkale Boğazı’nın daralan bir noktasında etrafımızda hiçbir şey görmediğimizden, gemi yoluna yakın seyrettiğimizden oldukça endişe ettik. Bir elektronik harita vasıtasıyla kıyıya oldukça yakın seyir yaptık. Aniden vuran fırtınada yelkenleri kapatabilmek çok zor olmuştu. Gizem’in dümene fevkalade hakimiyeti sayesinde yelkenleri o şartlarda zorlukla indirebilmiştik. Açık denizde fırtınaya yakalanmaktan değil, güvensiz limanlarda ve koylarda demir taramaktan daha çok korkarım.
 

18. Denizlerde bunca zamandır dolaşıyorsunuz. Başınıza gelen en ilginç şey nedir?

  Denizlerde zaman zaman ilginç ve şaşırtıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bana en çok ilginç gelenini daha henüz yaşadım. 2010’da Doğu Akdeniz Rallisi’nde birlikte seyir yaptığım Serafine adlı tekneyle okyanusun öbür yakasında tesadüf eseri aynı iskelede yan yana bir araya geldik.
Kızım Öznem’le birlikte Doğu Akdeniz Rallisi’ne giderken, açık denizde pervaneyi kaybetmiştik. Özellikle rüzgarsız alanlarda açık denizin soluganları nedeniyle tekne çok fazla dalgaya düştüğünden, deniz hastalığı olmasına rağmen, Öznem’in dümende olağanüstü gayreti sayesinde uzun süren saatler sonunda botu teknenin bordasına bağlayarak, zaman zaman botun motoruyla Kekova’ya varmıştık.
Diğer bir ilginç olay da, İstanbul’dan çıkıp Çanakkale’yi geçtikten sonra Gökçeada’ya rotayı tutturduğumuzda, sırtı yapmak için rapala bırakmıştık. Bir an çıkrık boşalmaya başladığında oltaya balık geldiğini sandık. Çıkrığı sarmaya başladığımızda rapalanın ve bağlı olduğu misinanın gökyüzüne doğru yükseldiğini fark ettik. Misinanın ucunu takip ettiğimizde rapalanın bir martının ağzında olduğunu gördük. Bir süre durumu gözlemledik, martı ağzındaki rapalayla denize düşüp tekrar havalanmaya çalışıyordu. En son düşüşünden sonra bir daha havalanamadı. Kurtulma imkanı olmadığını düşündüğümüzden misinayı kesip üzülerek kaderine terk ettik.

19. Türk denizciliğinde olan biteni nereden takip ediyorsunuz?

  Türk denizciliğinde olan biteni pek fazla takip etmiyorum. Ancak Türkiye’deyken yelken dergilerini alıp okurdum. e-posta adresime denizlerden.com’dan gelen bazı makaleleri zaman zaman ilgiyle okumaktayım. Sevgili arkadaşım Osman Atasoy’un seyahatini ilgiyle izliyorum. Ve arkadaşım Özkan Gülkaynak’ın seyrini takip ettim. Okyanus geçişinde fevkalade eğitici olan kitabını okudum. Her ikisiyle de zaman zaman haberleşerek bilgi ve teknik desteklerini alıyorum.

20. Hayatınızın geri kalanını nasıl geçirmek istiyorsunuz?

 Hayatımın geri kalanını son dokuz yılda olduğu gibi denizlerde geçirmeye devam ediyorum. Olabildiğince dünyanın değişik denizlerinde yeni yerlerde yeni keşifler yaparak hayatımı teknemde geçireceğim.
 

 

Röportaj : CENK ŞAHİN

Fotoğraflar : NEZIH KILINCKINI

 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri