Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Aksona Mehmet ve AKSONA MANCORNA

 

GİRİŞ : Gökova’nın 60 metre derinlerinden kendi elleriyle çıkardığı ve nadir bulunan süngerleri vererek karşılıyor bizi teknesinde Mehmet Baş. Süngerler bakarken bile gözleri parlıyor. Bu ayki konuğumuz Son Süngerci diye bilinen Aksona Mehmet.
Tütün tarlalarında geçen çocukluğunun ardından kendini denizlere atmış Aksona. Atış o atış. 50 yıl sünger çıkarmış, Ege’den Akdeniz’in derin sularından. Ufacık teknesinde 5 kişi aylarca kalmış ama denizlerden vaz geçmemiş Aksona. Artık sünger avlamıyor. Sadece zevk için dalıyor denizlere.
Mavi Yolculuk yaptırdığı misafirlerine anlatıyor anılarını, maceralarını, hikayelerini… Geçen yıl tirhandili ile Kuzey Afrika’ya kadar giden Aksona eski günleri ve eski adamları yad edip döndü memlekete..
Halikarnas Balıkçısı’nın kitaplarında anlattığı ötelerin çocuklarından birisi o. Eski Bodrumdan kalan birkaç denizciden biri.
Artık hayatını anlatan bir kitap yazan ve hakkında yakında yayınlanacak bir belgesel çekilen eski bir denizci…

Tüm o eski zamanları, yaşananları, hayatını anlatı bize…

 

Size neden Aksona diyorlar ?
Ben 1965 yılında çocukluğumda süngerciliğe başladım. Farklı teknelerde dalgıç olarak ve çıkardığım süngerlerden pay alma usulü ile çalıştım. Gel zaman git zaman 1981 yılının Şubat ayında bir tekne almaya karar verdim. 2011 itibarıyla 50 yaşına basan ve o zamanlar meşhur tirhandil ustası rahmetli Ziya Ustanın adı Şafak olan teknesini alıp adını Aksona olarak değiştirdim.
Karaya alıp bakımlarını yaparken teknenin adını beğenmeyip değiştirmeyi düşündüm ve adını Aksona koydum. Çünkü binlerce yıldır güney Ege de yapılan sünger avcılığı sırasında tüm süngercilere ama aksona dikkat et aman aksona yapmayı unutma diye uyarılar yapılır ve aksona yapmak hayati önem taşımaktadır. Bu yüzden Aksona kelimesini sevdim ve tekneme isim olarak seçtim.


1965 de Engin Kardeşler isimli tekneyle Ege’ye ilk dalışınızı yaptınız. Neler oldu ?
Köyde tütün tarlasında geçti çocukluğum. Ve hem sevmiyordum hem de çok zor geçiyordu… Bir süre sonra bıktım, bezdim tütünden.. Geceleri uykusuz geçerdi... Ağlaya ağlaya giderdim sabah tütüne. Denizleri yavaş yavaş keşfetmeye başlayınca denizlere açılmayı kafaya koymaya başladım. Köyden Ahmet diye bir arkadaşım 1 sene önce aylıkçı olarak (hava hortumunu tutan adama aylıkçı denirdi) gitmişti bir süngerci teknesine. Hoşuna gitmişti ve bana hep “sende gel” diyordu. Derken gidip deneme dalışlarına başladık. Kaptan Cavur Ali ile ilk dalışımı Bodrum’da Deli İbrahim sığlığına yaptım. Tabi acemiyiz. Süngerleri de tanımıyoruz… Daldık 35 metreye, ne var ne yok topladım çıktım yukarıya. Kaptan Muzaffer Cengiz ne kadar sünger varsa attı hepsini gerisin geri denize.. Şaşırdım. “Ne yapıyorsun kaptan” demeye kalmadı, “Deli sünger bunlar beş para etmez” deyince anladım neden attıklarını suya süngerleri.


Süngerciliği neden bıraktınız ?
1986 yılında neredeyse tüm Egede süngerlere hastalık bulaşmaya başladı. Bir bakteri mantar ya da veba benzeri bir hastalığa sebep oluyor ve sünger kısa süre içerisinde eriyip yok oluyor. Hastalık olduğu için dalıyoruz çıkıyoruz sünger yok tabii. Bir süre sonra ekmek paramızı çıkaramaz hale gelince başka işler yapmak zorunda kaldık ister istemez. Ben de 12 metre boyunda bir tirhandil sipariş ettim. 2 yıl zarfında ancak bitti teknem ve ben Bodrumda yeni yeni başlayan dalış turizmine yönelik seyirler yapmaya başladım. Daha önce yasaktı dalış çünkü.. O yıllarda yasak kalkınca benim de işlerim iyi gitti. Gerçi kışları ara ara yine süngere çıkıyordum ama ya sünger olmuyordu ya da çok az miktarda çıkarıyorduk. 


 

Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Ötelerin Çocukları adlı hikayesinde anlattığı denizcilerden biri de sanki sizsiniz. Var mısınız o hikayede siz ? Valla ben kendimi çok buluyorum o hikayede. Kitapların çoğunu okudum Balıkçı’nın. Mekanı cennet olsun. Bodrum hatta ülkemiz denizciliği çok şey borçlu Balıkçıya. Bodrum onun sayesinde Bodrum olmuştur desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Hatta Deniz Gurbetçileri’nde bile ben kendimden bir şeyler bulurum hep.


Halikarnas Balıkçısı’nın hayatındaki yeri nedir sizin ?
Hani bir şeye imrendirirler insanı ya.. Hani özendirirler.. Bir idolün vardır ve onu düşünür ve seversin ya hani.. İşte Cevat Şakir de başta biz Bodrumlu denizcilerin ve elbette tüm Türk denizcilerinin idolü ve öncüsüdür. Kitaplarıyla, yaptıklarıyla, söyledikleriyle denizcilerin yolunu açmıştır. Denizciliği sevdirmiş ve denizciye itibar kazandırmıştır. Bilirsin denizci denince pek iyi gözle bakılmaz. Hatta eskiden it kopuk ve serseri sanırlardı denizcileri pek çokları… Balıkçı sayesinde biz denizciler kimliğimizi bulduk. Ona minnettarız hepimiz. Kitaplarında bizleri anlata anlata insanlara tanıtmıştır. Denizcinin ne büyük yürekli ne ufku açık insanlar olduğunu öğretmiştir herkese…


2 Haziran 2010 da Akdeniz’e yelken açtınız. Niye gittiniz Akdenize ?  Yıllarca haşır neşir olduğum süngercilik hayatımda çıkardığım süngerlerin %80 inin Kalimnoslu Yunanlı tüccarlar almıştır. Ama 1974 de biz Kıbrıs’a çıkarma yapınca bu Yunanlılar süngerlerimizi almaz oldu. Öyle olunca başka pazarlar aramıştık Akdeniz’de. Yunan süngercilerin tabii hükümetleri arkasında. Ucuz mazot olsun, denizcilik yasaları olsun bizdeki gibi değil. O yıllardan beri Akdeniz’e açılmak isterdim. Hem turizmde küçülen pasta için yeni yerler aramak amacıyla, hem okuduğum kitaplarda mesela Feridun Fazıl Tülbentçi’nin Şanlı Kadırgalar isimli kitabında 1500 lü yıllarda Barbarosların Turgut Reislerin Kuzey Afrika kıyılarını nasıl yelken ve kürekle gezdiklerini okumuş ve imrenmiştim oralara gitmeye. Ondan sonra daha yaşlı bodrumlu süngercilerden duyduğum Yunanlılarla gittikleri Tunus kıyılarındaki avlar ve hikayeler de beni gitmek için çok motive etmişti. Hem eskiyi gündeme getirmek, anımsamak ve hatırlamak hem de macera duygumu yaşamak için gitmek istedim. Akdeniz ve Egenin uluslararası sularında hakkın olduğuna inanıyorsan ve oranın ekonomik değerini alıp ülke ekonomisine katamıyorsan bu sadece lafta kalır. Eskiyi yad etmek ve onlara bir parça layık bir denizci olduğumu gösterebilmek için açıldım Akdeniz’e.. Gittiğime de değdi. Her yerde ilgi ve merakla karşılanıp ağırlandım…


Süngercilik yaptığınız dönemlerde vurgun yiyip hayatını kaybeden arkadaşınız oldu mu? Sizin de onları ıssızı bir yere gömmek zorunda kaldığınız veya denizlere atmak zorunda olduğunuz zamanlar sözkonusu oldu mu ? Bodrum süngercilik tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Meşhur denizci merhum Kemal Aras anlatmıştı vaktiyle. 5 süngercisini kendi elleriyle gömmek zorunda kalmış. Hatta Kaş’ın 2. Mezarlığı varmış ve oraya gömülen ilk adamın bir denizci, sünger avcısı olduğunu biliyorum.
Ama ben böyle bir şeye şahit olmadım. Yanımda vurgun yiyen oldu ama hayatını kaybeden arkadaşım olmadı çok şükür. 1967 de efsane süngerci Savran Körmen’in burnunda vurgun yedi. İstanbul’a götürdük ve basınç odasında 22 saat kalarak kurtuldu.

Sünger avcılarının teknelerine bakınca çoğunun tirhandil olduğunu görüyoruz. Bunun bir sebebi var mı ?
Var. Antik çağlardan gelen bir dizayndır tirhandil. Ege ve Akdeniz’e en uygun teknedir. Köroğlu’nun bugün Anadolu’da birine sorsan mutlak bilir. E onun efsane atı Külheylanı da hayde hayde bilir. İşte Külheylan neyse denizci için de tirhandil o dur. Köroğlu denizci olsaydı teknesi de mutlaka tirhandil olurdu.


 

Süngere dalarken aklınızda kalan bir hatıra ?
Aslında dalış kendi nefsini terbiye etmektir. Daldın mı bir başına kaldın demektir. Senden başka dost da düşman da yoktur denizin içinde. Deniz kabul etmez nefsine hakim olamamaya. Bir gün 1974 de Girit açıklarındayız. Dalıştayız. 36 metredeyim Hafif bir akıntı var. Sünger topluyorum. Bir ara çektim havayı baktım hava alamıyorum. Hızla kursun ağırlıkları attım, apoşiyi bıraktım elimden. Hızla yukarı doğru çıkmaya başladım Ağzım yarım açık, ciğerimde hava kalmaması için yani emboli olmamak için bu şekilde çıkıyorum yüzeye hızla. Belime kadar fırlamıştım yüzeyde. O ilk soluğu nasıl aldım bilemezsin. Neyse ki vurgun yemedim Demek yeterince azot birikmemiş kanımda. Meğer hortum dümen palasının altına sıkışmış ve hava kesilmiş. Zor bir gündü. Belki 36 yerine 50-55 metrede olsaydım vurgun yiyebilirdim o gün.

 

Süngercilik neden bitti Türk denizlerinde. ?
M.Ö. 3.yüzyılda yaşamış olan kKilikyalı ünlü filozof Opianus’un dediği gibi ; "HİÇ BİR ÇİLE SÜNGER AVCILARININKİNDEN DAHA KORKUNÇ,
HİÇ BİR ÇABA ONLARINKİNDEN DAHA ZOR DEĞİLDİR. ONLAR ÖLÜM ARTIKLARIDIR"
Sünger avı oldukça meşakkatli ve zor bir iştir. Ve ancak aşkla yapılabilir. Denizin altının gizemi ve tutkusu, dala dala ve ekmek parasını kazana kazana zamanla aşka dönüşür. Ben de bu aşk hala vardır. Ve vazgeçemem. Ama yeni nesil denizciler bu tutkuya kapılmıyorlar. Denizlerin altını pek de merak etmiyorlar. Hele sünger avcılığı akıllarına bile gelmiyor. Benim ufak tekneyi gördünüz. 8 metre tekne. 1981 de sefere 7 kişi çıktık biz o tekneyle. Ve tam 5 ay o ufacık tekne içinde yaşadık. İnsan bir süre sonra asosyal oluyor. Ben çok hatırlarım Bodruma döndüğümde toprakları hasretle öptüğümü. Deniz üzerinde uzun süre kalınca insanlardan korkuyor ve çekiniyorsun. Biraz yabanileşiyorsun açıkçası. Ben öyle süngerciler tanıyordum ki karaya çıkınca insan içinde yemek yiyemediği için gizli kuytularda yemek yiyen. Tekneye binmeden konuşmayan ve hatta yere bakarak hızla tekneye yürüyen… Zor iştir öyle gidip aylarca denizde kalmak. Bazıları psikolojik sorunlar bile yaşar. Turizm gelişti. Tekneler büyüdü. Konfor arttı. Parası da iyi. E hal böyle olunca kim süngercilik yapmak ister ki. Üstelik Türk bürokrasisi de çok engeldir. Süngerlere hastalık bulaştığında 90 lı yıllarda devlet sünger avcılığını yasakladı. Halbuki bizim teknelerimiz birer okuldur ve usta çırak ilişkileri yaşanan ve deniz kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılmasında çok önemlidir. Onun için ben yetkili mercilere yazılar yazdım. Bunu durdurmayın dedim. Çünkü durdurursanız bu kültür mirasının aktarımını kesecek ve kültürümüzü yok edeceksiniz dedim. Ama dinletemedim. Başta Yunanistan, hiçbir Akdeniz ülkesinde sünger avına yasak konmadı. E biliyorsun bizim bir Denizcilik Bakanlığımız bile yok. Sonuçta süngercilik de sünger avı kültürü de usul usul yok oluyor işte. Bana son süngerci diyorlar.. Gerisini var sen düşün…



Doğduğunuzdan beri Bodrumdasınız. 50 yıl önce 50 yıl sonra Bodrum desem ? Değişim hızı inanılmaz. 50 yıl önce çok güzel ve saftı Bodrum. Benim aklımın kabul edemeyeceği şeyler yapıldı buralarda. Narenciye ve süngercilik perişan edildi. Mandalin bahçelerine betonlar diktiler. Ve hala bazıları o betonların sarı sarı turunçlar vereceğini sanıyorlar herhalde.. Latife bir yana Bodrum kadar beton saldırısına uğrayan başka bir sahil beldesi yok bence ülkede. Arkasından da yapılan bu ev, otel, site ve tüm diğer binaların atıkları denize akıyor. Bunu hiçbir zaman kabul edemedim. Denizin asla pislenmeyecek kadar büyük olduğunu sanıyorlar. Bodruma artık İstanbul kültürü hakim. Eski Bodrum bambaşkaydı. Ege kültürü egemendi ve günlük hayat sıcacıktı. Başta İstanbul ve Marmarayı katleden zihniyet artık Bodrumda.. İnsan hayatını çok uzun sanan sefil adamlar yeme içmeden başka şey bilmeyen kodamanlar buraları da yavaşça mahvediyorlar ve bunu maalesef seyrediyoruz biz. Gelecek nesiller onlara yaptıkları için bize ise tepkisiz kaldığımız için çok kızacaklar.

Neredeyse ömrünce karaya pek ayak basmadan denizlerde yaşadınız. Nedir denizin felsefesi ? Denizin dilinden anlarsan, diklenmezsen ona, uyum gösterirsen, nimetlerin en güzelini, havaların en temizini, renklerin en canlısını, suların en tatlısını sunar sana. Bir de şu denizkızları gerçek olsa da karşıma çıksalardı, karaya tek bir kez bile çıkmadan yaşar giderdim denizlerimde…

Komik bir anınız var mı dalışlara dair ?
1966 yılında Marmara’ya süngere gidiyoruz, gide gide Bozcada’ya vardık. Orada rahmetli Deli Yorgo var. Dedi ki Kilitbahir’in ucuna gidin. Gittik hakikaten çok sünger çıkardık o yıl sayesinde. Oradan Kapıdağ Yarımadası açıklarına vardık. Paşalimanı civarında bir gün 15 metreye daldım, baktım pavurya kaynıyor. Hadi doldurdum apoşiyi pavuryayla. O pavuryaları yöre halkına verir karşılığında ev yemekleri alırdık. Güzel kızlar vardı. Akşam beni davet ederler kaynattıkları mısırları ikram ederlerdi bana. Ben de onlara başta Bodrum Hakimi türküsü olmak üzere türküler söylerdim. Çok eğlenceli ve keyifli bir sünger avıydı o sene yaptığımız. Hiç unutmam. Tam 45 sene önce… Nasıl da geçmiş zaman…
Denizcilerle kara insanların arasında ne fark var ? Çok fark var. Bana sorsalar gerçek bir deniz adamını tarif et diye, pusula gülünün merkezinde kendini gören, 360 derece etrafına bakmasını becerebilen, ufku açık ve geniş, olayları ona göre değerlendiren ve sakin düşünen adamdır denizci dediğiniz adam. Gökler kararsa da bulutlar sarsa da etrafını kendisine güneşli bir açı bulabilen, rota çizebilen adamdır. İnsanı, doğa ve hayatı seven adamdır denizci. Bilgimi, tecrübemi, gücümü, enerjimi, sevgimi deniz verdi bana. Okulum deniz, evim deniz, sevgilim deniz, ekmeğim deniz, sırtımdaki hırka, ağzımdaki lokma, hayalim deniz, yaşamım deniz, her şeyim deniz benim. Deniz insanın kalbine bal doldurur. Karalar ise sirke… Kendine, etrafına sonuçta gezegene zarar veriyorsun ey sirke kalpli adam duy sesimizi. Denizlere, denizcilere kulak ver. Ver ki dünya daha yaşanılabilir bir yer olsun…
 

Şimdilerde ne yapıyor Aksona Mehmet ?
Balıkçı’nın izinden Covaya Mavi Yolculuk yapıyor misafirlerine. Denizlerdeki hayatı, havayı, suyu paylaşıyor. Denizin nimetlerini paylaşıyor. Süngerciliği tanıtıyor ve anlatıyor mavi yolculara… Ve böylece hayatını idame ettiriyor…


Hayatını konu alan bir belgesel çalışması yapılıyor mu hakkında ?
İz TV de yayınlanmak üzere “Son Süngerci” isimli bir belgesel çekmeye başladılar benimle ilgili. Sanırım bu yıl sonuna kadar da tamamlayacaklar. Ciddi ve güzel bir belgesel olacağını umuyorum. En geç 2012 başında seyredeceğiz bir aksilik olmazsa.
 

İlginç ve farklı bir yaşamınız var. Bir kitap yazmayı da düşünüyor musunuz ?
Halihazırda yazmaktayım bir kitap. Hani bizim Bodrum şivesiyle dersem “yazıpdurun”… İsmini de istiyorum ki hep beraber koyalım. Herkesten fikir alarak adını koyacağım kitabımın. Yeğenim dedi ki “Sulardaki palet izleri” koy, sen de konuşmamızın başında “Süngerlerin son arkadaşı” dedin. Sonuçta hele bitsin de kitap adını da birlikte koyarız nasıl olsa. Yeni denizcilere merak uyandıracak bir kitap olması en büyük dileğim.

Röportaj & Fotoğraflar : CENK ŞAHIN
 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri