Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Rahmi M.Koç ve NAZENIN IV

RAHMİ M. KOÇ                          NAZENIN IV

 

GİRİŞ :  Ülkemizin önde gelen kurumlarından Koç Holding’in Şeref Başkanı, denizle yakından ilintili Turmepa, Westmarin ve RMK Müzesi gibi önemli ve değerli markaların kurucusu, Koç Forbes Dünya zenginler listesinde 2.9 milyar dolarlık şahsi servetiyle 4.sırada yer alan, yeni teknesi Nazenin V ile yakında Alaska ve belki de kutuplara doğru yola çıkacak olan bir iş ve deniz adamı Rahmi M.Koç bu ayki özel konuğumuz. Tüm söyleşi boyunca çok keyifli vakit geçirdiğimiz bir denizci büyüğümüz. Denizlere olan aşkını, teknesiyle yaptığı dünya seyahatini, Alaska’ya yapacağı yeni yolculuğun planlarını, Koç Müzesi’ni ve denizlerdeki yaşantısının detaylarını konuştuk kendisiyle.
Dünya seyahati ertesi Rahmi M.Koç; “Hepimizin dünyaya bakışı değişti. Dünyayı başka türlü görmeye başladık. Canımızın ve sağlığımızın kıymetini daha çok anladık. Birlikte yaşamayı öğrendik. Muhtelif kültürler öğrendik. Kendi memleketimizi onlarla mukayese ettiğimizde ülkemizin fevkalade olduğunu gördük. Bu seyahati çocukluğumdan beri planlamıştım. Ancak bazı nedenlerden dolayı biraz geç kaldık. Böyle bir seyahatten sonra her bakımdan bakışımız değişti artık.”

 

1. Teknelere, denize sevdanız nasıl başladı ?
Biz Ankara’lı bir aileyiz. 1930’dan beri yazları İstanbul, Büyükdere’de geçirirdik. Deniz zevkimiz, önce sahilden, sonra sandaldan balık tutarak, sonra motor keyfi bilahare yelken ile başlamış oldu. Boğaz’da Büyükdere önlerinde öğleden sonra çok güzel rüzgar olurdu. Şarpi ile volta atmak ayrıcalıktı.

2. Denizlerle olan ilişkiniz sadece amatör denizcilikle sınırlı değil bunu biliyoruz. RMK, WestMarine ve M.Rahmi Koç Müzesi de denize olan ilgi ve sevginizin diğer ürünleri. Bunlar holdingin planlı yatırımları mı yoksa sizin aşkınızın ürünleri mi ?
RMK Marine Tersanesi benim teşvikim ile Koç Grubunun girdiği bir iştir. Buradaki ana fikir, donanmaya gemi yapmaktı. Bu projeler gecikince hem koster ve tanker imalatı hem de yat imalatına başladık. Ayrıca bakım da yapıyoruz. Şimdi de110 ve 125 ayak Oyster’lari imal ediyoruz. West Marine ve Rahmi M. Koç Müzesi benim şahsen ilgilendiğim konulardır. Ayrıca unutmayınız ki Turmepa’nın kurucusu da benim. Yunanlı armatör George Livanos’un tavsiyesi ile bu Derneği kurduk.

3. Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız?
İlk teknemi yaptırırken isim arayışına girdik. Proje ismi Albatros idi. Bunun uğursuz olduğunu söylediler. O zaman Amerika’da oturan eski eser ve antika meraklısı rahmetli dostum Kenan Kent, Nazenin olsun, dedi. 16.asır’da narin hanımlar, bu sıfatla tarif edilirmiş. Lugat manası da nazlı, narin, ince yapılı, demektir.


4. Ülkenin önde gelen bir iş adamı olarak denizin, deniz yaşantısının ve teknede geçen zamanın iş hayatınıza etkisi oluyor mu ?
Bugünkü teknoloji ile ha karada olmuşsunuz, ha denizde fark etmiyor ve işinizi rahatlıkla yürütebiliyorsunuz. Deniz ve denizde geçen zaman insanı dinlendiriyor, dinçleştiriyor, dinamizm getiriyor ve de günlük hayatın hay huyundan uzaklaştırıyor. Denizden tekrar işinize döndüğünüzde örneğin yaz sonrası, bronzlaşmış, kilo vermiş, dinlenmiş bir şekilde yeniden günlük hayatın içine atılıyorsunuz. İnsan denizde iş yaptığında daha berrak düşünebiliyor ve detaylara boğulmuyor.


5. Bir röportajınızda “Denizcilerden fena adam çıkmaz” demiştiniz. Neden çıkmaz ?
Bakın, denizcilerin çoğu sempatik, cana yakın, iyi yemeği, iyi içmeyi seven, spora düşkün insanlardır. Pahalı olan deniz zevkini çıkarabilmek için azımsanmayacak fedakarlıklarda bulunurlar. Exsepsiyonlar elbette vardır ama azdır diye düşünüyorum. Benim tanıdığım denizciler bu tarife uyuyorlar ve fevkalade insanlardır.

6. Dünya seyahatiniz esnasında Nazenin IV ile yaşadığınız farklı veya enteresan bir hadise oldu mu ?
Enteresan ve farklı hadiseler elbette oldu. 4 ciltlik Sergüzeşttir Seyahatnamem kitabımı okursanız, gün be gün neler yaşadığımızı detayıyla öğrenebilirsiniz.

7. Dünyayı denizlerden dolaşırken zaman zaman verdiğiniz molalar ve ülkeye geri dönüşleriniz camia tarafından biraz eleştirildi. Haklılar mı eleştirilerinde ?
Hem haklılar, hem haksızlar. Haklılar, çünkü daha evvel dünya seyahati yapan denizciler umumiyetle tek başına ya da eşleri ile gittiklerinden vakitleri bol, elleri boş, gönülleri hoş idi. Dinlenmelerini, gittikleri, uğradıkları marinalarda yahut şehirlerde yapıyorlar. Haksızlar çünkü benim durumum başka. 7 tane mürettebat muayyen etaplarda ailelerine dönmek istiyorlar, dinlenmek istiyorlar, tekneye bakım yapılıyor ve benim tabii Holding’de işlerim var, Aileyi göreceğim, eş dost ile hasret gidereceğim. Yabancı mürettebat kendi ülkelerine, bizimkiler de benimle beraber Türkiye’ye dönüyorduk. Ama ne var ki her zaman bıraktığımız yerden devam ettik. Dolayısı ile hiçbir etabı atlamadık.

8. Hakan Öge 9,5 metrelik bir yelkenli ile denenmemiş bir rota olan Capehorn’a gitti. Özkan Gülkaynak ise 7,5 metrelik yelkenlisi ile sadece klasik navigasyon yardımı ile elektronik cihaz kullanmadan dünyayı tek başlarına dolaşıp döndüler. Sizin yolculuğunuzla kıyaslarsanız bilinen ve görünenlerin dışında felsefi açıdan ya da manen farklı yolculuklar mı bunlar?

Tabiatıyla bambaşka yolculuklar. Öncelikle her iki denizci kardeşimizi can-ı gönülden kutlarım. Çok şükür sağ salim döndüler. Arkadaşlardan bir tanesi dünyayı ters yönden döndü. Diğeri de yıldızlardan ve güneşten kerteriz alarak teknesini navige etti. Her ikisi de şayan-ı takdir, büyük denizciler. Tek başına seyahatler oldukça risklidir. İnsan, yalnızlıktan halüsinasyon görebilir ve rotasını şaşırabilir veya sert havada denize düşebilir.
Biz, tabiri caizse oldukça lüks içerisinde yolculuk yaptık. Yemek yapan ayrı, servis yapan ayrı, nöbet tutan ayrı. Kaptanlarımız vardı. Dolayısı ile diğer arkadaşların seyahatleri hem zor, hem de meşakkatli ve tehlikeli durum arz ediyor.

9. Nazenin V in yapılış nedeni nedir ? Nazenin IV de olmayan ne var bu teknede ?

Bir defa boy farkı var. İkincisi, direkler, dümen, merdiven ve pasarella karbon. Üstünde flybridge var. İlave bir mekan sağlıyor ve oradan kumanda kolaylaşıyor ve görüş hakimiyeti sağlanıyor. Güvertede vinç yok. Vinçler hidrolik ve gizli. Mürettebat bölümü çok daha rahat ve konforlu. Elektroniği o günün en gelişmişi, Bir de en mühimi çevreci bir tekne. Arıtma sistemimizden geçmeden denize hiçbir şekilde atık bırakmayacak tarzda dizayn edildi.

 

10. Nazenin V Londra'da yapılan 2010 Dünya Süperyat yarışmasında onur ödülüne layık görüldü. Ödülü getiren ne oldu?
Nazenin 5’e ödülü getiren birkaç faktör var. Birincisi Sparkmen & Stephens, yelkene çok yatkın bir dizayn ve klasik profilli. İkincisi, iç dizaynı klasik. Tony Dickson tarafından yapıldı. Üçüncüsü içindeki antika ve eski eserler. Dördüncüsü de Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en büyük alüminyum gövdedir. 
 

11. Motoryat yerine hep yelkenli, yani direkli tekne seçtiğinizi ve yaptırdığınızı görüyoruz. Neden motor yatlardan uzak duruyorsunuz?
Motoryat sahibi dostlarım beni affetsin ama motor yatlar hiçbir zaman bana hitap etmedi. Güzel, rahat, geniş tekneler fakat gürültüleri süratleri, bir yerden bir yere giderken beni yoruyor. Yelkenlinin sükuneti, hafif sancak ya da iskeleye yatması, denizde süzülerek gitmesi başka türlü bir zevk. Her yelkenli teknenin kendine göre bir ayrıcalığı vardır. Oysa motor yatların çoğu birbirine benzer.

12. Kuzey kutup rotasının kullanılacağı yeni bir planınız olduğunu biliyoruz. Ne zaman ve nasıl gideceksiniz? Rota planlaması nasıl ? Aynı ekip ile mi yola çıkacaksınız ? Gitmeyi planladığım Kuzey kutbu değil Alaska’dır. Mevsim dolayısı ile Alaska’ya iki etapta gidilecek. Birinci etapta, Atlantik’i geçip, bir sezon Karayipler’de kaldıktan sonra ikinci etapta, ertesi sezon Amerika’nın batısından kuzeye gitme mevsimini yakalama mecburiyeti varmış. Biz de öyle yapacağız.
 

13. Yaz aylarında denizde olmayı istediğinizde nereleri tercih ediyorsunuz ? Denizlerde ritüelleriniz var mı ? 

Yaz aylarında 6 hafta hiç inmeden teknede geçiririz. Eğer batı Akdeniz’e gitmezsek, umumiyetle Ege ve Yunan adalarını gezeriz. Nadiren ıssız koylarda kalırız. Umumiyetle marinalara yahut şehirlere yakın yerlerde alargada kalmak mecburiyetimiz oluyor. Zira her marinaya maalesef giremiyoruz.
Yemekten sonra çıkıp yürümek, dükkanları gezmek, tanıdıklara merhaba, demek, ufak tefek alışveriş yapmak hoş oluyor. Ben dışarıda yemek yemeği pek sevmiyorum. Aşçımızın eli lezzetli. Servisimiz iyi, saatlerce yemek bekleme durumu yok. Dolayısı ile teknede yemek, büyük lüks oluyor. Tabiatıyla ritüellerimiz var. Sabah kahvaltıdan ve akşam yemekten evvel 1 saat yüzerim. Öğlen uykusu, gazeteleri mecmuaları okumak, notlar almak, personel konuları vs, insanın vaktini alıyor. Teknede de olsak, dışarıda çıksak akşam yemeği için muhakkak kıyafet değiştiriyoruz.

14. Teknenizde misafir ağarlarken titiz ve seçici olduğunuz gibi bir algı var. Nedir işin doğrusu ?

Bunu kim söyledi ise doğru algılamış. Tekne kültürü ve adabı bilmeyen misafirleri ağırlamak çok zor oluyor, hem onlar için, hem bizim için. İnsan, tabiatıyla denizden zevk alan, deniz tutmayan dostların ağırlamaktan daha çok haz duyuyor. Üstelik daha da kolay oluyor. Bazı misafirler çok ezgili oluyor. Taleplerini yerine getirmekte zorlanıyoruz, memnun edemiyoruz. O bakımdan seçici olmakta fayda var. Benim deniz adabı ile ilgili Setur Marinaları tarafından yayımlanmış Denizde Nezaket isimli küçük bir kitapçığım var. Okumanızı tavsiye ederim.

15. Denize açıldığınızda, denizi, denizciliği bilenlerle paylaşmayı mı yoksa bilmeyenlere anlatmayı mı daha keyifli bulursunuz ?

Değişik bir sual, hiç aklıma gelmemişti. Her ikisi de enteresan. Denizi bilen, denizci, yatçı arkadaşlar ile sohbet başka türlü oluyor. Denizi bilmeyenlerin suallerine cevap vermek de değişik oluyor. Bilmemelerine rağmen, eş dost öyle sualler soruyorlar ki, cevap vermekte bazen aciz kalınca, kaptana soruyoruz.

16. Ülkemizde ve Dünyada favori koylarınız, gözlerden uzak kendinize ait kuytularınız var mı?

Güzel koylara gitmeyi zaman zaman çok severim. Ancak sakin bir koya gidiyorsunuz, yanınıza 2, 3 tane gulet geliyor. Gürültü, patırtı, bağırma, çağırma, yüksek sesli müzik, doğrusu rahatsız ediyor. Bir sefer Göçek koylarından birine geç girdik. Koyda 2 gulet vardı. Karada kebap pişiriyorlardı. Saat 24.00’te kaptanı gönderip gürültüyü kesmelerini rica ettim. Aldığımız cevap, siz, bizden sonra geldiniz. Rahatsız oluyorsanız defolup gidersiniz, oldu. Biz de sesimizi çıkartmadık.


17. Son zamanlarda yapılan D-Marin, Port Göcek, Marintürk, Ecesaray gibi marinalarla kıyaslarsak, Setur hem hizmet hem de içerik açısından yarışta biraz geri kalmış gibi duruyor. Köklü bir değişim geçirecek mi Setur Marinalar ?

Bundan 35 sene önce ülkede ilk marinacılığa Altınyunus Marina ile biz başladık. Dolayısıyla bu konuda oldukça büyük bir tecrübeye sahibiz. Marinalarımız ile ilgili biz de olduğumuz yerde durmuyoruz. Yalova Marinayı aldık ve açtık, yine Kaş Marinayı 2011 yılı içerisinde hizmete açacağız, Tuzla Marinası ihalesine de katılacağız ve bütün bunların dışında da yurtdışındaki marina yatırımlarıyla da ilgileniyoruz. Bence Setur ile ilintili bu intibanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Marina yaparken daha ziyade ekonomik düşünüyoruz, bu da her bir marinamızın kendi başına kar etmesi ile sonuçlanıyor. Marinaların mendirek yatırımları çok ağırdır ve nazar-ı dikkate almak şarttır. Belki biraz geri kalmış gibi gözüküyorsak da sebebi ekonomik düşünüyor olmamızdır. Yüz milyon TL harcayıp hizmete açtığınız bir marinanın lokasyonu ve zamanlaması doğru olmazsa geri dönüşü çok uzun zaman alır veya dönmeyebilir. Keza doğru yere ve doğru zamanda yaptığımız marinaların bile geri dönüşleri 10 yıldan az olmuyor. Marina yatırımlarımızda eksikliğini hissettiğimiz yegane yer Bodrum. Setur olarak Bodrum’da marina yatırımı yapacak bir yer arayışı içindeyiz. Bodrum’a da yapabilirsek, İstanbul’dan başlayarak Antalya’ya kadar her önemli noktada marinalarımız olacaktır. Gerçi Yalıkavak Marina için teklif vermiştik ancak Jefi Kamhi beyefendi yalnız marinayı değil, mevcut arazi geliştirme alanları ile birlikte satmak istedi. Oysa arazi geliştirme bizim işimiz değil. Bu açıdan mümkün olmadı.
 

18. Denize dair yeni trendler, moda ve gözde destinasyonlar ve organizasyonları medyada nerelerden takip ediyorsunuz ? İnternetteki denizcilik sitelerini takip ediyor musunuz?
Denizleri mecmualardan, farklı rotalara ve mekanlara giden arkadaşların getirdiği havadislerden, televizyonlardan ve yazılan seyahat kitaplarından takip ederim. İnternet pek kullanmam. Adetim değildir. Internette farklı bir habere rastlayan eş dost da zaten bir şekilde bana anlatır. Internet dünya üzerinde her konuda çok geniş bir sahaya yayılmış vaziyette ve denizciliği de geliştirmekte büyük faydası olabilir. Ama kişisel düşüncem buna rağmen denizleri internetten takip etmek elzem değildir.

19. Necati Zincirkıranla denizciliğe dair özel bir ilişkiniz var. Biraz anlatır mısınız ?
Necati Zincirkıran hem denizci hem gazetecidir. Benim de 1964 den beri ahbabımdır. Erol Simavi ile Anadolu Hisarında komşuyduk. Necati bey de oraya sık sık gelir giderdi. Oradandır tanışıklığımız. Necati beyin denizciliği benden öncedir. O eski bir deniz subayıdır ve kanındaki deniz suyu benimkinden daha fazladır. Çok da hoş sohbet bir adamdır. Ve karı koca denizi çok severler. Güzel bir tekneleri var. Ben de 1977 de Nazenin I’i denize indirince önce İstanbul Adalar çevresinde seyirler yaptım. O yıllarda güneye fazla inilmezdi. O seyriler sırasında Necati Zincirkıran ile deniz ahbaplığı yaptık, sonra bu kara ahbaplığına da döndü. Necati Zincirkıran’ın babamla da yayın yönetmeni olarak bir ahbaplığı vardı. Sık sık görüşürlerdi. Ailece de görüşürdük . Dolayısıyla benim Necati Kaptan ile olan ahbaplığım , dostluğum, denizin de ötesindedir. Setur rallilerine başladığımız günden beri de Necati bey bizim komodorumuzdur. Bütün gidilecek yerleri ona danışır ve rotasını çizeriz. Hatta öncesinde gider ve ön araştırma yapar. Onun liderliği altında bu ralliler devam ediyor.


20. Türk denizciliğinin efsane teknesi Kısmet, Sadun Boro’nun çok zor aldığı bir karar sonrası Rahmi Koç müzesine geliyor. Bu süreçte neler oldu, olacak ?
Sadun Boro dostum, büyük denizci hakikaten çok zor ayrıldı Kısmet’inden. İlk dünyayı dolaşıp da yurda geri döndüğü zaman, Türk Deniz Kuvvetleri Kısmeti alacağız dedi. Hatta Ya BP Ya Shell de talipti tekneye, alıp teşhir etmek için. Deniz Kuvvetleri alacağız deyince Sadun dostum BP ya da Shell her neyse reddetti. Ondan sonra araya vakit girince ilgi ve alaka azaldı ve mesele soğudu tabiatıyla. Ve Deniz Kuvvetleri almadı Kısmet’i. Tabii Sadun’un da çok gönlü var mıydı teknesini vermeye o da ayrı bir konu. Benimle de 20 sene boyunca konuşurdu hep bu konuyu. Necati Zincirkıran’da ver artık tekneni, müzede sergilensin diye baskı yapardı. Kıyamadı bir türlü. Uzunca bir süre daha geçti aradan. Ve unutmuyorum, 2009 yazında bir cumartesi günü Necati Zincirkıran ve Sadun Boro Kalamış Marinadaki yazıhaneme geldiler. Oturduk, konuştuk. Sadun dostum “Kati olarak karar verdim, Kısmeti müzeye konmak üzere size vereceğim “ deyince biz de memnuniyetle kabul ettik. Adetimdir, toplantıdan ayrılır ayrılmaz kendisine bir mektup yazıp, suretini de Necati bey dostuma gönderdim, mutabık kaldık tamamıdır diye ve bir müddet sonra haber geldi iş oldu diye. Sonrasında görüşmeler başladı. Kendisi son bir kez yelken basıp, tersaneye kadar gelmeyi ve orada Kısmet’i teslim edeceğini söyledi. Buna çok sevindik. Ayrılırken , yoldayken ve varışta basın fotoğraflar ve haberleştirir diye düşünmüştük. Ama Sadun Boro daha sonra haber gönderdi ki vazgeçmiş. Bunun üzerine karada olan Kısmet’i almak üzere alçak bir low bed treyler gönderip yükledik ve İstanbul’a tersaneye getirdik. Geldiği gün ben de oradaydım. Fotoğraflar çektirdik Kısmetle beraber. Daha sonra refit işlemleri için hangara alındı tekne. Ve sizin de derginizde haber ve röportajlarını yaptığınız üzere Kısmet sergilenmeye hazır hale gelmek üzere. Burada Kısmet’e güzel bir yer ayırdık ve gelince yerine konacak Kısmet. Sadun Boro dostum, müzakere edilmesi oldukça zor bir insandır. Kolay biri değildir. Ama biz Kısmet’in sonuçta Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenecek olmasından dolayı çok mutluyuz. Kısmet’i Osman Atasoy’un Uzaklar teknesinin hemen yanına koyacağız. Böylece dünyayı gezen iki Türk teknemiz olmuş olacak müzede. Tekne geldiğinde büyük bir kokteyl vereceğiz ardından resim, fotoğraf, dokümantasyon ve gazete haberlerinden oluşan bir büyük arşiv ve de beraber teşhir edilecek. Dolayısıyla dört başı mamur bir sergileme olacak.

21. Benzer bir müzeye de Bodrumda Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı için çok ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bu konuda Rahmi Koç tarafından bir adım atılabilir mi? Evini köfteci dükkanı yaptılar biliyorsunuz…
Cevat Şakir bey ile tanışmak kısmet olmadı ama, kardeşi Suat ile ahbaplığım olmuştur. Yazın bile üç parça takım elbise giyen gayet şık bir adamdı. Kayınpederimin ahbap idi ve ben orada tanıdım Suat beyi. Cevat Şakir’in müzesi kötü durumda biliyorum. Müze yapmak ve hele yaşatmak hiç kolay bir iş değildir. Yaparsınız bakamazsınız, yaparsınız yaşatamazsınız, yaparsınız insanlar gelmez, çünkü insanları müzeye çekebilmek ve nabzını tutabilmek için değişik şeyler yapmak gerekir. Müzeye olan ilginin yüksek tutulması gerekir. Bu bakımdan Cevat Şakir beyin müzesi öksüz ve acıklı bir durumdadır. Ve ben bu duruma çok üzülüyorum. Ama olması gereken Bodrumluların buna sahip çıkmasıdır. Maalesef bu olmadı. Bana derseniz ki “Peki siz Bodrum’da bir müze niye açmıyorsunuz?” ; Ankara’daki müzeyi daha yeni açtık. Kalede 1550 yılından kalan Çengelhan’ı restore ettik. Hem zaman alan hem de çok masraflı şeyler. Radarımızdaki ikinci müze İstanbul’un Anadolu yakasında ve Ayvalık’ta olacak. Müze açmak hiç kolay bir iş değil. Bodrumda müze açmak değil yaşatma sorun olarak görünüyor. Bodrum kültür hayatı bunu başarabilmeli öncelikle. Devlet Müzelerinde fevkalade kıymetli ve eşsiz eserler olmasına rağmen adeta üzerlerinde bir ölü toprağı seri gibidir. Eserlerin kimi bodrum katlarında çürümektedir, kimi bakımsızdır, kiminin ışıklandırılması, etiketlenmesi dolayısıyla bugünkü konsepte uygun değildir. Velhasıl ruhu yoktur müzenin. Bakın ben her cumartesi günü buraya gelir ve ufak çaplı bir teftişte bulunurum. Restorasyon, tamir, bakım, sergilenme nasıl gidiyor diye.Müze müdürümüz Ertuğrul bey sürekli yeni arayışlardadır, sergiler açar, etkinlikler yapar, yeni fikirleri hayat geçirir.Müze ancak böyle yaşar.


22. Akşam gazetesi ekonomi yazarı Funda Özkan sizin ile ilgili şöyle bir izlenim edinmiş “ Rahmi bey iş hayatından sıkılan, mümkün olsa sürekli dünyayı dolaşmak ve araştırmak isteyen bir insan.” Sıkıldınız mı işten güçten? Gezgin olmayı mı hayal ediyorsunuz ?
Tabii ben ailenin tek erkek evladıyım. Babamız beni işleri sen idare edeceksin diyerek büyüttü. 54 yıldır çalışıyorum. Plajda vagabond gibi gezmek, canı istediği zaman istediği yere gitmek, az çalışıp hayatın tadını çokça çıkarmak, benim gibi işiyle uğraşan birisi için kolayca mümkün olabilecek şeyler değil. Hobilerimiz var tabii, boş zamanlarımızı dolduruyorlar ancak hiçbir zaman işi gücü bırakmak gibi bir lüksüm yok. Zaten iş de beni bırakmıyor. Son zamanlarda eskisi kadar aktif değilim. Babadan kalan genetik miras olsa gerek, ben sistematik bir adamım. Sabah karşı 02.00-03.30 arası kalkar hafif bir idman yapar, sonrasında yatar 07.00 de tekrar kalkarım. Her gün 1 km. yüzerim mutlaka. 09.30 da da işimin başındayımdır. Akşam 20.00 a kadar da çalışırım. Sadece her öğlen hiç aksatmadan 1 saat uyurum. Gençliğimizde az çalışan arkadaşlarım vardı. Yelken yaparlar, balığa çıkarlar seyahatler yaparlar, dünyanın her yerine tatillere giderlerdi. O zamanlar imrenirdim doğrusu ama biz yapamadık o tür şeyler. Bu saten sonra da öyle bir hayat olmaz artık benim için.


23. Fenerbahçe şehir hatları vapurunu alıp, restore edip müzeye deniz üzerine koyup sergiliyor, içinde faaliyetler yapıyorsunuz. Fikir nasıl çıktı ?

Burada itiraf edeyim ki bu fikir müze müdürümüz Ertuğrul bey’e aittir. Fenerbahçe vapuru şehir hatları vapurlarının en güzelidir. Eskiden adalara çalışır saatte 18-20 deniz mili sürat yaparmış. Lloyd bu tür gemilerde yaş haddi dolunca yolcu taşımasına müsaade etmiyor bildiğiniz gibi. O yüzden gemi çürüğe çıkacak ve parçalanacaktı. Ertuğrul bey devreye girdi ve gemiyi İdo’dan müzemize kazandırdı. Tekne buraya geldi. İçine girdik ve sevdik Fenerbahçe’yi. Gerçi Ertuğrul beyin geminin hiçbir masrafı olmayacak demesine rağmen gemi sergilenecek hale gelene dek 500,000 doların üzerinde masraf yapıldı. Depolardan gemiye ait bütün eski parçaları bulduk ve elden geçirip yerlerine koyduk. Eski eser ve antikacılardan parçalar alıp gemiye koyduk. Müzayededen gümüş ve porselen eski yemek takımlarını alıp yine gemiye yerleştirdik. Geminin eski emektar çalışanlarını yeniden görevlendirdik. Gemiye sahip çıkmalarını sağladık ki bu zaten kolay oldu. Modern tuvaletler, arıtma sistemi ve ısıtma tertibatları ilave ettik. Üniformalar hazırlattık. Mutfak ve barı yenilendi. Masraf yaptık ama severek ve içimiz ısınarak hazırladık Fenerbahçe’yi. Bu gemi müzemize bir derinlik ve enteresanlık getirdi. İçinde sergiler yapılıyor, çocuklara doğum günü partileri düzenleniyor, anaokulları ders çalışmaya geliyorlar, velhasıl farklı bir hayat var geminin içinde ve yaşayan bir mekanımız oldu orası. Yaz akşamları geminin kıçında bir içki içmek de gerçekten çok hoş oluyor.

RÖPORTAJ : CENK ŞAHİN
FOTOĞRAFLAR : CENK ŞAHIN & RAHMI KOÇ ARŞİVİ

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri