Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Sadun Boro'nun KISMET'i

 

GİRİŞ : Türk amatör denizciliğinin tartışmasız en önemli ve en bilinen teknesi Kısmet, Temmuz 2010 da Sadun Boro’nun çok zorlanarak verdiği bir kararla İstanbul M.Rahmi Koç Müzesinde sergilenecek özel yerine konmak üzere, öncesinde bakım onarım işlerinin yapılması için RMK Tuzla tersanesine doğru Bodrum İçmelerden yola çıktı…
Çocukluğunun Caddebostan’ında 1935 de sandalı vardı. 1943 de lise talebesiyken ise küçük bir yelkenlisi. İlk büyük seyahatini 1952 de Ling adlı 11 metrelik bir İngiliz yelkenlisi ile İngiltere’den Karayipler’e yaptı.
Ege sahillerini İstanbul’dan Fethiye’ye dek ilk kez Edip Ossayla beraber Harem adlı yelkenlisi ile 1961 yılında gezmişti. Ve iki yıl sonra 1963 yılında Kısmet İstanbul Salacak’ta Athar Beşpınar’a ait tekne atölyesinde kızağa konuyordu.
1965 senesinde 3 yılı aşkın sürecek ve bir Türk denizcisinin yapacağı ilk dünya seyahati için yola çıkacaktı Sadun Boro ve Kısmet.
1977 de Amerika gezisi bir karar gezisi oldu adeta Kısmet ve Borolar için. Bodruma yerleştiler. Ege Kısmet’in vazgeçemeyeceği yeni mavi dünyası oldu. Ve Sadun Boro yılın 9 ayına yakın kısmını Kısmet ile beraber Ege’nin Cova Mavisi sularında geçirdi o gün bu gün.
Zaman içinde Gökova ve Okluk evi oldu Kısmet’in. Okluk’taki 8 nolu ağaç Kısmetle anılır oldu.
İstanbul’da kızağa konuşundan tam 47 sene sonra Kısmet bu kez Bodrum’da RMK’ya ait bir tıra yüklendi ve M.Rahmi Koç müzesine, İstanbul’a doğru yola çıktı. Ebedi yerinde yeni denizcilere ilham olsun, Türk denizcileri onu her daim görebilsin, bu efsane teknenin yanında berisinde olabilsin diye….

Güneşli bir Temmuz sabahında göklerden mavilerin yağdığı bir ak Bodrum sabahı. Bir büyük efsanenin, Halikarnas Balıkçısı’nın Bodrum’u o sabah bir başka efsaneyi ağırlıyor. Sadun Boro Bodrum’da. Haftalar önce verdiği kararın uygulanacağı günün sabahında biraz durgun, biraz huzursuz, biraz buğulu bakıyor Halikarnas’ın güneşten yağan mermilerin mavilere değdiği an patlayıp saçıldığı, burgaçlanan, gümüşlenen sularına.
Kısmetten dışarı çıkıp yürüyor. Bir süre sonra durup ağırca arkasını dönüyor ve 45 senedir yan yana, baş başa olduğu Kısmet’e, evladına bakıyor. Onu belki ilk kez böyle görüyor. Direkleri sökülmüş, yelkenleri çıkarılmış, içi boşaltılmış, yılların anıların barındıran eşyalar alınmış, orası burası sarıp sarmalanmış öylece duruyor. Sanki ana babasını kaybetmiş bir küçük çocuk gibi ne yapacağını bilemeden, nereye gideceğini kestiremeden, dokunsanız ağlayacak bir halde bekliyor.
Ne Bodrumdan yükselen kuş cıvıltılarını duyacak, ne esen tatlı meltemi hissedecek, ne de o güzel yaz sabahını görecek hali var Usta’nın.
Birazdan İstanbul’dan yola çıkan ve Kısmeti Koç Müzesi’ndeki ebedi yerine götürecek tır gelecek. Bu ayrılık demek, bu veda demek. Bu Kısmet’i uğurlamak demek. İşte bunun ağırlığı var havada. Kısmet de hazır gibi görünmüyor gitmeye. Babasından ayrılan bir evlat gibi kasılmış kalmış. İçmelerdeki diğer teknelere bakıp neler olduğunu anlamaya çalışıyor sanki. Kimselerin haberi yok. Eşi Oda Boro, Haldun Sevel ve Aglim Sür var yanında. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Ne konuşacak bir şey var. Ne de dinlenecek bir söz.

 


Evlat bu. Başka şeye benzemez.
Ve Tır görünüyor kapıdan. Yaklaşıp Kısmet’in tam da yanında duruyor. Alıyorlar Kısmet’i yavaşça ve yüklüyorlar dikkatlice. Kısmet yola çıkmaya hazır hale gelince çiçekler atılıyor Kısmet’in güvertesine rengarenk. Kısmet hala anlamsızca bakıyor etrafa. Nedir bütün bu olan bitenler diye.
Usta bakıp Kısmet’ine Haldun Sevel’e fısıldıyor “ En doğrusu buydu Haldun, en doğrusu buydu…”

   
Sonra tüm duygular karışıyor Bodrum’un mavi göklerine alabildiğince. Kısmet yukarıda can yoldaşı aşağıda uzunca bakıyorlar birbirlerine. Sadun Boro tamam diyemiyor bir türlü. “Tamam hadi sağlıcakla gidin” diyemiyor. Bir evlattan zorla ayrılan bir babanın hissettikleri ile dakikalarca mücadele veriyor. Önce bir motor sesi düşüyor ortaya, sonra tekerlekler başlıyor dönmeye. Ve sonra Kısmet ufalmaya başlıyor. Ufalıp ufalıp gözden kaybolduğunda geride kalanlar da ufukta kaybolan bir yelkenli gibi kayboluyorlar. Bedenleri orada öyle dursa da, akılları, yürekleri ve ruhları Kısmetle beraber gidiyor çünkü…

 

Erkan Şimşek, 1974 doğumlu. Gemi İnşaa Mühendisi. 13 yıldır gemiler ve teknelerle iç içe çalışıyor. Kısmet’in refit projesinin başındaki Proje sorumlusu isim.
Deniz Erdem, 25 yaşında. Denizciliğe olan merakı sayesinde Gemi İnşaa ve Gemi Makineleri Mühendisliğini bitiriyor. RMK da tekneler arasında çalışmaktan keyif alıyor. Kısmet ile ilgilenenlerden ikincisi de o. Proje mühendisi.
Ve biz Erkan ile Deniz’in önderliğindeki ekibe emanet edilen Kısmeti görmeye Tuzla’ya RMK’ya gidiyoruz. Önce Kısmeti görüyoruz yerinde, sonra soruyoruz ;

Sadun Boro’nun Kısmet yelkenlisini daha önceden biliyor muydunuz? Kısmet ve Boro’nun denizler dünyasında yaptıklarından haberdarmıydınız Kısmet’in Amatör Türk denizciliği için ne ifade ettiğini düşünüyordunuz ?
ERKAN ŞİMŞEK : Okuduklarım ve duyduklarım vardı. Kısmet teknesinin yıllar önce dünyayı dolaştığını biliyordum. Ama bu seyahatin detaylarını, Sadun Boro’nun denizciliğinin serüvenini bilmiyordum açıkçası. Haberler ve gazetelerde yer aldığı kadar biliyordum desem daha doğru olur. Zaten ilk dünya turunda ben hayatta bile değildim.

        


Kısmet’in RMK nın Tuzladaki tesislerine gelişini anlatır mısınız bize. Tekne geldiğinde Sadun Boro yanında mıydı Kısmet’in ?
ERKAN ŞİMŞEK: Kısmet 3.Temmuz.2010 Cumartesi da buraya vardı. Sadun Boro tekne ile beraber gelmedi. Kısmet’in gelişinden iki gün sonra,Pazartesi günü geldi tersaneye. Kısmeti getiren TIR ona daha önceden ayırdığımız hangarın önüne park etti. Tekne gelir gelmez de biz hemen içerideki yerine aldık. Ekibimizde tatlı bir heyecan, biraz telaş ama çokça gurur vardı o sabah. Pazartesi sabahı biz iş planımızın ilk işlemi olan gövde ve güverte kazıma işlemlerine başlamıştık.


Kısmet geldiğinde genel durumu nasıldı ?
ERKAN ŞİMŞEK : Kısmet çok güzel ve gerçek denizci bir tekne. Teknenin dışı çok kötü değildi. Boyası da yeniydi. Biz tekne sahibi yani Sadun Boro gelmeden teknenin içine adım atmadık. Bu prensibimizdir. Tekneye sadece dıştan baktık. Geldiğinde direksizdi Kısmet ve hasarsız bir şekilde İstanbul’a ulaştırılmıştı. Bıraksanız denize kaçacak gibi duruyordu. Bir de onca yıl denizlerde dolanıp duran Kısmet burada, bu hangarın içinde hem de Sadun Boro olmadan çok mahzun görünüyordu gözümüze doğrusunu isterseniz.

İş planı hazırlanırken Sadun Boro’nun istek ve yönlendirmeleri mi yoksa RMK nın bilgi ve tecrübesi mi kaynaklık etti ?
ERKAN ŞİMŞEK : Kısmet’in elden geçirilmesine karar verildiği zaman bize Sadun Boro’nun liderliği ve kontrolünde yapılacağı bilgisi verildi. Hal böyle olunca da öncelikle Sadun Boro ve bizim ekibimiz tekneyi baştan aşağı etüt ettik beraberce. Her detay ve bölüm bir iş emri gibi titizlikle fotoğraflandı ve dosyada sıralandı. Oluşturan bu dosya bizim için ciddi ve gerçekçi bir dosya oldu. Ama her bir kalem iş yapılırken Sadun Boro onarımlara önderlik ediyor. Onun yönlendirmeleri ve detaycılığı bize yol gösteriyor. Onun bir dediğini iki etmeden Kısmet’e özenle yaklaşıyor, üzerine titriyoruz. Bu teknenin müzeye hazırlanması için gereken aşamaları bizim gerçekleştirecek olmamız tarihi bir olay gibi geliyor hepimize.

Şu ana kadar Kısmet’te hangi işler yapıldı ve yapılmakta ?
ERKAN ŞİMŞEK : Kısmet geldiği anda dış kaplama boyasını kazımaya aldık. Gövdeyi kısa yöntem olan ısıtarak değil, kağıt zımparalarla kazıdık önce. Çıplak ağaca ulaşana dek de bu işlem devam etti. Ardından paslanmış olan çivi başları açıldı, ufak tefek ahşap deliklerini açarak dış kaplamanın kurumasını bekledik. Ve kuruduktan sonra açılmış olan deliklere mikro fiber toz dediğimiz özel bir dolgu maddesi ile epoksi reçineyi karıştırarak komple doldurmak oldu. Daha sonra Sadun Boro’nun çok önemsediği bir duratek uygulaması vardı. Ahşap boya koruması. Sadun bey eski bir model söyledi. Ama onu bulamadık. Daha gelişkin bir türevi ve muadili olan yeni duratek malzeme ile yaptık bu işi. Akabinde megese macun ile dışını macunladık. Gövde şu anda bu şekilde devam ediyor. Güverteye gelecek olursak, güverte komple macunluydu. Sadun Boro’nun anlattığına göre tekne yapılırken 60 yılların şatlarına uygun olarak, çam ağacından olan güvertedeki derz aralarına katranımsı bir malzeme koymuşlar. Ama çok sıcak yaz günlerinde bu malzeme eriyip basanın ayağını hem yakar hem de pisletir hale gelince ilk seferlerinde Kısmet’in, Sadun Boro’da yakmasın, rahatsız etmesin diye üzerine bir kat elyaf atmış. Yaşam mahalleri ve kamaranın yan ve ön ahşabı maun, üst taraf ve arkadaki dümen evi çam üzeri kontraplaktı.
Sadun Boro güvertede çıplak ağacın görünmesini ve maun kısımların verniklenmesini arzu edince, güvertedeki elyafı kaldırınca maunların ve çamların darbe aldığını ve çatladığını gördük. Bunun üzerine Sadun Boro tekenin mevcut pozisyonunu almamızı salık verdi. Dümen evi ve yanını da komple söktük ve hasarlara rastladık. Bunun üzerine buralara 10 mm. lik maun kaplamaları işkencelerle bölge üzerine bastık. Bu işlem bitince de tekrar vernikleyeceğiz. Kısmet yavaşça ve özenle güzelleşiyor ve kendini toparlıyor burada…
 

Teknenin iç mahallerinde durum nedir, neler yapılıyor ?
ERKAN ŞİMŞEK: Kısmet’in içerisini boşaltmaya Sadun Boro ile beraber başladık. Teknenin içini birlikte etüt ederken Sadun Boro teknenin içinin aslına birebir uygun aynı şekilde korunmasını istedi. Özellikle bir talebi vardı ki o da makine dairesinin boyanıp toparlanması. 4 beygirlik makineyi söktük. Müzede sergileneceği için motorun tekrar problemsiz olarak çalışmasını sağlayacak tamir, bakım ve yedek parça değişimleri yapılmayacak muhtemelen çünkü Sadun Boro, “ Sonuçta Kısmet müzede sergilenecek, motorun saat gibi çalışması o kadar elzem bir şey değil. Yine de istersen Müze ile bu konuyu bir istişare et bakalım” deyince, müzenin atölye bölümü ile konuştuk ve motora rutin bakım yapılıp görselliğe önem vereceklerini, içine yağ doldurup temizledikten sonra yerine koyacaklarını belirttiler.
DENİZ ERDEM : Teknenin içine girip iş planımıza göre çalışmaya başlayınca fark ettim ki teknede tuvalet yok. Bu başta bana çok garip geldi ve uzunca bir süre Kısmet’in içinde tuvalet aradım ama bulamadım. Sonra durumu öğrenince şaşkınlığım daha da arttı. Çünkü eşi ile beraber iki kişinin dünyayı dolaştığı bir teknede nasıl olur da tuvalet olmaz diye düşünüyor insan ister istemez. Ama demek ki 60 lı yıllarda bir yelkenlide tuvalet olmasa da olur diye düşünüyormuş üreticiler. Ve bu durumda pek yadırganmıyormuş anlaşılan. Dünya turunda tuvaleti olmayan bir teknede olmak istemezdim doğrusu. Bu çok zor bir durum olmalı.


Kısmet’in kamaraları, yatakları, oturma yerlerinin durumu ne haldeydi ?
ERKAN ŞİMŞEK : İçine girince tarihi bir mekana girdiğimiz hissine kapıldık ekip olarak. Sanki o dünyanın bin bir farklı koylarından kokular toplanmış ve Kısmet’in içinde kendilerine yer edinmişlerdi.
DENİZ ERDEM : İçeride 60’larda yaptığı yolculukta uğradığı uzak adalardaki yerlilerden alınmış mızraklar gördük ve çok etkilendik. Baş kabine yakın sol tarafta ahşap bir panel üzerinde yine Boroların ilk dünya seyahatinde uğradığı her yerden alıp biriktirdiği madeni para koleksiyonu var. Mutfak dolaplarının sürgülü kapağının üzerinde nefis bir resim yapıştırılmış. Rayları yağladık, temizledik ve kızağını tamir edip resme dokunmadan bıraktık. Sökmeye kıyamayacağınız şeyler bunlar sonuçta.


Kısmet’in yaşam alanlarında farklı malzemeler ya da hatıra objeleri veya unutulmuş eşyalara rastladınız mı ?
DENİZ ERDEM : İlk dünya yolculuğu 3-4 yıl süreceği için aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyacını karşılayacak bir çok farklı malzeme alınıp konmuş tekneye. Yağdanlık, eski çekiçler, el matkabı, gözlük ve şnolkel ve benzeri şeyler dahi çıktı. Büyük bir ahşap el tokmağı ve sisli havalarda kullanılmak üzere bir metal düdük, Hatta Sadun Boro’nun el yapımı bir bastonu da çıktı tekneden. Ama esas bizi şaşkınlığa uğratan dümen dolabının arkasındaki ufak bölmeden çıkan ve üzerinde 1976 yılının etiketini taşıyan iki adet 70 lik yeni rakı oldu. Kapakları açılmamış, zulalandıktan sonra belli ki orada tam 34 senedir kıpırdamadan duran 2 şişe rakı. Sadun ağabeyin de biz o şişeleri bulana dek haberi yoktu sanırım bu yıllanmış rakılardan. Bu özel eşyaların tamamı tasnif edilip sandıklara kondu. Bunların dışında daha başka kişisel eşyalarını da paketlenmiş halde kapalı kutularda duruyor. Kısmet müzedeki yerine konacağı zaman bu eşyaların hangilerini tekneye koyacak hangilerini kendisi alacak, bu Sadun Boro’nun kararı.


Orijinal hiçbir şeyi değiştirmeden ve asıl malzemeye sadık kalarak bir renevasyon işlemi yürütüyorsunuz. Bu bakımdan bakacak olursak Sadun Boro’nun Kısmet’in müzeye hazırlanma aşamasında arzu ettiği ama sizin ekip olarak gerçekleştirmekte zorlandığınız bir şey oldu mu ?
ERKAN ŞİMŞEK : Genel olarak tamir için gereken malzemeleri daha gelişkin ve kalitesi artmış olarak piyasadan temin edebiliyoruz. Orjinalinde ne kullanılmışsa biz de ilave ya da değişim için birebir aynısını kullanıyoruz. Kalitede olduğu kadar , renk, görünüm ve estetik açısından da aslına tamamen sadık kalınarak hazırlanıyor Kısmet.
DENİZ ERDEM : Teknenin, lumboz, heç kapağı yada kurtağzı gibi kendine ait orijinal parçalarını elden geçirip toparlıyoruz. Yenisini alıp koyalım gibi bir düşünce ne Sadun Boro’da ne de bizde yok. Ölçülerine dahi sadık kalma konusunda azami özen gösteriyor ekip.


Kısmet işleri bitip M.Rahmi Koç müzesinde sergilenmeye başlandığında orijinal Kısmete kıyasla ne kadar aslına sadık kalmış olacak?
ERKAN ŞİMŞEK : Orjinalin dışına sadece güvertede bir miktar çıkmak mecburiyeti oluştu. Bunun dışında Kısmet %95 aynı Kısmet olarak uğurlanacak buradan Müzeye. Zaten önemli olan bu. Kısmeti, Kısmet olarak bırakmak ama yenilemek, güzelleştirmek ve sağlamlaştırmak amacımız.
DENİZ ERDEM : Kamaralardaki yataklar ve benzeri şeylerin yenilenip yenilenmeyeceği kararı ise Sadun Boro ve müzeye bağlı. Sergilenebilir nitelikte ise kalacak yoksa değişebilir.
ERKAN ŞİMŞEK: Biz RMK olarak teknenin genel işlerini yapıyoruz. Sadun Boro da ara sıra gelmeye özen gösteriyor tersaneye. Hem gidişata yön veriyor hem de kontrol etme şansı oluyor. Onun buraya gelmesi tüm ekibi heyecanlandırıyor. Geldiğinde çalışmalara bir keyif, bir tatlı istek kaplıyor tersaneyi.


Sadun Boro yapılan işlerden modomod haberdar mı ? Biten işe ait resim vesaire gönderiyor musunuz kendisine ? Teknenin hangi aşamada olduğunu biliyor mu gün be gün ?
ERKAN ŞİMŞEK : Başta teklif ettik kendisine bu söylediklerinizi. Ama çok üzerinde durmadı. Gerektikçe telefonlaşıp bilgilendiriyoruz kendisini, o da bize aktarmak istediği bir şey varsa söylüyor ve bu şekilde işler yürüyor. Dediğimiz gibi sonuçta şef o.


 

Türk denizciliğine mal olmuş, her denizcimizin gönlünde ayrı bir yeri olan böyle efsane bir tekneyi müzede sergilenmeye hazır hale getiren ekibin bir parçası olmak nasıl hissettiriyor kendinizi ?
ERKAN ŞİMŞEK : Aslına bakacak olursanız bu bir refit, tamir projesi ama Kısmet RMK’ya ilk geldiğinde, onu ilk kez gördüğümde çok heyecanlandım. Ardından da Sadun Boro Pupa Yelken kitabının kapağını imzalayıp bana verince çok etkilendim. Kitabı okuyunca da böyle efsane bir denizcinin yelkenlisini onarmaktan dolayı hem gurur duydum hem de ağlamaklı oldum sevincimden. Bu tarifi kolay olmayan büyük bir duygudur benim için. Elbette yaptığımız şeyin büyük ve özel bir şey olduğunu biliyorum. Müzedeki yerine konunca eşim ve çocuğum ile beraber ziyarete gittiğimde eminim çok büyük bir gurur ve onur yaşayacağım. Onlara, “Bakın, bu dünyayı dolaşan ilk Türk yelkenlisi Kısmet. Onu ben ve ekibim onarıp bu güzel hale getirdi” diyeceğim. Az şey mi bu ?
DENİZ ERDEM : Koç müzesine daha önce 3-4 kez gittim. Bir süre sonra yine gittiğimde bu kez bu olağanüstü işler başarmış Türk yelkenlisi Kısmet de orada olacak. Ve ben baktığım zaman Kısmet’e burada yaşadıklarım, onunla geçirdiğimiz günler, onu eski haline getirip yeni kuşak denizci adaylarına tanıtmak için verdiğimiz mücadele ve gösterdiğimiz gayretleri anımsayıp mutlu olacağım. Belki de müzede geçireceğim zamanın yarısından fazlası Kısmet’in önünde olacak. Onunla bir duygusal bağ oluştu en nihayetinde aramızda.


Kımset ne zaman RMK Tuzla’dan M.Rahmi Koç Müzesi’ne doğru yola çıkacak?
ERKAN ŞİMŞEK : Hesapta olmayan bir eksilik olmaz ve her şey yolunda giderse Kısmet’in işleri yıl sonu gibi tamamlanacak. Ancak Rahmi bey konulacak yeri konusunda çok titiz davranıp, özen gösteriyor. Yerinin hazırlanması sanırım Kısmet’in hazırlanmasından daha uzun sürecek gibi. Mart 2011 tarihi sanıyorum gerçekçi bir tarih. En geç bu Mart sonu uğurlayacağız müzesindeki yerine Kısmeti. Baharda Kısmet ziyarete açılmış olur.

 
Türk denizciliğinin bir efsane adamını yakından görüp tanıma fırsatı buldunuz. Sadun Boro’yu tanımış olmak sizin için ne ifade ediyor ?
ERKAN ŞİMŞEK : Bir kere Kısmet ile dünya seyahatine, o tarihlerde ve o zamanın imkanları ile hem de ülkemizin o günkü şartlarında çıkmış olmak öyle kolay bir şey değil. Buna karar vermek bile başlı başına çok büyük bir şey. Sırf bunun için bile takdire şayan bir karakterdir Sadun Boro. O kuşakta yaşamış olmayı ve keşke 1960-70 lerde bu efsane adamı tanıma fırsatı bulsaydım diye geçiriyorum içimden bazen. RMK ya geldiği ilk andan itibaren de neşesi ve sohbeti ile çok babacan ve sevimli biri Sadun Boro. Onunla vakit geçirmek hem eğlenceli hem ilginç benim için. Kısmet ile ilgili işleri yaparken üstünü değiştirip ekibimize yardım etmesini ise hakikaten unutmayacağım. O Kısmet’i çok seviyor. Ve eminim Türk denizcileri de onu. O bir efsane bu anlamda.
DENİZ ERDEM : Sadun Boro’nun beni en fazla etkilediği tarafı hafızasının kuvvetli, denizcilik bilgi dağarcığının yüklü olması. Kısmet’teki her bir eşyanın alındığı yer, tarih ve anıları hala taze. Refit işlemlerinde verdiği bilgiler Kısmet’i sanki onun yaptığını düşündürtecek kadar net ve berrak. Bu yaşta bir adamdan beklenmeyecek şeyler bunlar ama o denizlerde yaşamanın avantajlarını sonuna dek barındırıyor bünyesinde belli ki. Tekneyi boşaltırken, her parçanın anısı ve hatırasından dolayı bir tam günlük mesaimde 10 parça eşyayı anca çıkartabildim Kısmet’ten ama yüze yakın hikaye dinledim üstattan. Tabii biliyorum ki Kısmet teknesinin, bu efsane yelkenlinin içerisinde Sadun Boro’nun kendi ağzından hikayeler ve anılar dinlemeyi sanırım Yelken Dünyası’nın okurları gibi istisnasız her denizci arzu eder. Bu bakımdan yaşadıklarım çok özel anılar benim için…

Artık Sadun Boro’yu M.Rahmi Koç Müzesi’nde Kısmet’ine yeniden kavuşturacağımız günü heyecan ve merakla bekliyoruz RMK olarak hepimiz….
 

Röportaj : CENK ŞAHİN
Resimler : CENK ŞAHİN & RMK Arşivi

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri