Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Necati Zincirkıran ve SULTAN

NECATİ ZİNCİRKIRAN                  SULTAN

GİRİŞ ;
 

Eğitimi denizcilik, mesleği gazetecilik olan Necati Zincirkıran, aslında uzak yol kaptanı ve deniz işletmecisi. Reuter Haber Ajansının tam 17 sene Türkiye muhabirliğini yapan, Uluslararası basın enstitüsünde de yönetim kurulu üyeliği yapan Necati Zincirkıran bu ayki denizci konuğumuz. Hürriyet gazetesinin yıllarca Genel Yayın Müdürlüğü görevini üstlenen Zincirkıran Sadun Boro’nun dünya seyahatine çıkış hikayesini de anlattı bize.
2004 senesinden sonra kendisinden istenen yazıları kaleme alıp yurtdışına yada yurtiçine yazılar yazıp gönderen duayen gazeteci şimdilerde daha çok denizlerde vakit geçiriyor ve teknesi ile ilgileniyor.
Uluslar arası Ege Yat Rallisinin Komodorluğunu da yapan denizci üstadımız bahar gelince gönlünün Sultanına kavuşup 6 ay onunla denizlerde vakit geçiriyor.
Biz amatör mavi sevdalıları için Türk denizciliğinin birkaç büyük isminden biri olan Necati Zincirkıran, denizciliğe nasıl başladığını, deniz sevgisini ve denizlerle iç içe geçen koca bir ömrü anlattı bu ay biz denizcilere…

 


Denize ve tekne sevdanız nasıl başladı?

 

10 lu yaşlardan itibaren denizle ilgilenmeye, ona merak ve ilgi göstermeye başladım. Savaş yılları devam ederken 14 yaşında da Bahriye Mektebine kaydımı yaptırmıştım. Okul İstanbul Heybeli Ada’dan Mersin’e taşınmıştı. Sene sanırım 1943 veya 1944 idi. Buradan da hemen yaşımızı yakalayabilirsiniz. Herkes bunu merak eder. Onlar hesap yapamadan daha ben söylerim yaşımı. 81 yaşındayım. Sadun’dan (Sadun Boro) gencim yani. Sadun 82 yaşındadır. Tabii hal böyle olunca denizi ve denizciliği iyi öğreniyorsunuz. Öğrenmenin sonu olmadığı gibi konu deniz ise daha da yoktur. Eğer bir insan ileri gitmek istiyorsa yaptıklarında daima bilgi ile yaşamak zorundadır. Sürekli yeni bilgilerle donanacak. Bunun için de öğrenmeyi iyi biliyor olması lazım. Önce öğrenmeyi öğrenmeli insan. Görecek, duyacak, okuyacak ve uygulayacaksın ki öğrenebilesin. Bir de okuduğunu anlatacaksın. Öğreterek öğrenme gibisi yoktur. Bir yaştan sonra böyle olursun her konuda. Ben 50 yaşından sonra İletişim okullarında hocalık yaptım. Hala daha çağırırlar gider ders veririm. Hem denizcilik ile ilgili hem de gazetecilik ile ilintili tüm birikimimi aktarırım. Sakladığım ettiğim hiçbir şey yoktur. Taa Sinop’a bile gittim. Türkiye’de güncel denizciliği takip edip de eğitim veren insan yoktu eskiden. Öğrenen insan bilgilenir. Bilgi sahibi adam da düşünmeye başlar. Ki nihai hedef her meslekte düşünen adam olmaktır. Denizcilikte de düşünüp kafa patlatacaksın ki iyi bir denizci olabilesin. Her düşünen insan filozof değilse de her sorunun altından kalkmayı beceren insandır ki, denizde de bu çok lazımdır. Düşünen adam kendine yeter. Denizde kendine yetersen rotanda gidersin. Yoksa işin zordur. Ben hep kendimi yetiştirdim denizcilikte ve gazetecilikte kendi kendime yeter oldum. Zaten aşkta var yüreğimizde. Bugünlere geldik böylece. 1930 lu yıllarda İstanbul Kasımpaşa’daki Deniz Hastanesinin yanındaki yokuş ve civar semtler o zamanlar hep bahriyelilerin oturduğu yerlerdi. Yavuz zırhlısının kumandan Kurmay Albay Mithat Işın bey, belli başlı Amiraller hep bizim komşumuzdu. Zihnimde ilk hatırladığım yıllar 1933-34. İtalya’dan getirttiğimiz Adatepe, Tınaztepe, Kocatepe isimli gemilerimiz hep Camialtı limanında (Kuzey Deniz Saha Komutanlığının yanı) şamandıralarına bağlanırdı. Ben bunları görür yanlarına gider seyrederdim hep. Bir de Deniz Eğitim Alayı vardı. Her gün bando ile çıkıp benim okulum olan Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa ilkokulunun yanından geçerlerdi. Biz de peşlerine takılır uzunca süre takip ederdik onları. Hala vakit bulduğumda okuluma gider, çocukluğumun geçtiği yerlerde dolaşırım. İşte o yıllarda semtimizde Bulgaristan’dan koca yelkenlisi ile mangal kömürü taşıyan bir Kömürcü Mehmet Efendi Amca vardı. Tabii o zamanlar gaz bile yoktu. Isınma kok ya da odunla yemekler ocaklarda bu Bulgar kömürleri ile yapılırdı.
Bu kömürleri getiren 300 tonluk Ağva yapısı, yarım ayna, 3 direkli, kabasorta armalı, Derviş isimli harikulade bir yelkenli tekne vardı. Kaptanı da Şileli Ahmet Reisti. Ambarlara çuvallarla taşınan kömürler tek bir siyahlık bırakmazdı. Her daim tertemiz ve bakımlı bir tekneydi. Bir de küçük bir römorku olan Kemal amca vardı. O da bizim mahallede otururdu. Çocukları ile arkadaşlık yapardık.
Henüz daha dördüncü sınıfta okurken tutturdum yaz tatilinde ben de Derviş ile Bulgaristan’a gideceğim diye. Deniz aşkının sanırım esas başladığı zaman o zamandı. Muhtemelen 1939 yazı. Mehmet Efendinin oğlu Alaattin ağabey de ben de geleceğim diye tutturunca bize miço kağıdı çıkartıp tayfa diye yazdılar listeye. Okul kapanınca düştük kömür almaya Varna yollarına.
Derviş barko tipi, üç direkli, randa yelkenli, kıçı yarım ayna bir tekneydi. Kemal kaptanın römorkoru önce bizi, ardından da Dolmabahçe’den başka iki tekneyi de yedeğine alarak, toplam 3 tekne arkada Kemal amcanın römorkörü önde sabahın beşinde boğazdan Karadeniz çıkışına doğru başladık ilerlemeye. Karadeniz’e çıkınca bıraktı bize denizlere. O bırakınca bastık bütün yelkenleri, full arma 3 kuvvet havada 5 mil süratla denizin üzerinde yelkenle kaymaya başladık. Ne telsiz ne bir şey. Allah korusun başımıza bir şey gelse kimsenim ne haberi olur ne de yardıma gelen olur. Eski makaralar, aşınmış halatlar, ağır, tepkisiz kocaman dümen simidi, sararmış yelkenler beni mest etti. Öyle bir keyif almaya başladım ki o yolculukta deniz sevgisi içime tam işlenmiş oldu. Daha önce de bir arkadaşımın Latin yelkenli sandalı ile Haliçte çok seyirler yapmıştım ama bu bambaşka bir şeydi elbette. Varna’ya varınca yük yüklendi tekneye. Ve gerisin geriye tekrar döndük İstanbul’a. İşte o yolculuk benim yelken sevdasına düşmeme de vesile olmuştur. Zaten ben bu aşkla bir süre sonra oradan ayrılıp Mersindeki Deniz Harp Okulu’nun yolunu tuttum.
 

Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?

Biliyorsun benim ilk teknem Neptün. Onu elden geçirip gıcır gıcır suya indirdiler. Epoksi ve boya üreten bir firma var. Tekno Marine idi ismi yanılmıyorsam. Onun sahipleri alıp yaptırdılar Neptün’ü. Hatta Neptün’ü inşa eden ustamın çocukları da işin içinde oldular. Neptün Amerikalı Thomas Gillmer’in çok klas bir dizaynıdır. Amerika’ya gidişlerimden birisinde kendisine ulaşıp hem sizinle tanışmak hem de Aries’in planlarından bir tane satın almak istiyorum dedim. Adam gayet memnun oldu ve buluştuk bir yerde. Amerikan Deniz Kuvvetlerinin 7. Filo komutanı, 1963 yılında emekli olunca Thomas Gillmer’den bir çizim istemiş o da Aries’i çizmiş. Hong Kong da Cheoylee tersanesinde yaptırmış ve Pasifik Filo Komutanı emekli Amiral oradan çıkıp Mary Land’e(Annapolis’e) gelmiş. Ben de bu tekneyi beğenmiş 5,000 doları da gözden çıkarmıştım planları için. Konuşunca bir süre, planları bana çıkartıp verdi. “Borcum ne” deyince de “ Sen denizcisin ben de bahriyede uzun yıllar mühendis olarak çalıştım, bana tüm inşa safhalarını ve denizdeki halini fotoğraflayıp gönderirsen sadece 500 dolar ver yeter” deyince tabii ben hemen çıkarıp verdim parayı adama. Şimdiki teknemin adı ise Sultan.Teknem Port Göcek’in kataloglarında da yer almıştır. 14 metre boyunda, 1,80 su kesimi olan, 15 metre direkli, 20-22 ton çeken performanslı bir Ketch arma motorsailordır Sultan. Teknem benim için gönlümün sultanıdır. Bu yüzden adının Sultan olmasını arzu ettik ve Sultan koyduk.


Bu kaçıncı tekneniz ?

Sultan benim üçüncü teknemdir. Bir önceki Neptün, ondan önceki ilk teknem de isimsiz Ayvansaray yapısı 9 metre bir yelkenliydi.


Tekneniz genellikle nerede duruyor ?

Kışın genellikle Port Göcekde. Yazın da Göcek merkezli geziyoruz. Gerçi Göcek o benim 30 yıl önce gezdiğim Göcek değil artık ne yazık ki. Ne kadar çok tekne o kadar çok pislik demek bana göre. Atık su tankı olmayan tekneler, bir yerde günlerce kalıp da sintine basan tekneler, deterjanlarla teknesini yıkayanlar. Çerini çöpünü denize atanlar. Yani tekneler bilinçli yada bilinçsiz denizleri kirletiyorlar. Göcek’de kışın bir ekibim var onlar bakıyor Sultan’a. Ben çok denizci de yetiştirmişimdir. Kürek çekmeyi bilmeyen adamları tam bir gemi adamı haline sokmuşuzdur. Hüseyin vardı mesela. 3 senede öyle bir yetişti ki bilmediği bir şey kalmadı. Deniz, hava,seyir,harita,gemicilik, navigasyon ne ararsanız öğrendi Hüseyin. Hem anlattım hem kitaplar okutup imtihan ettim. Sonraları şehir hatları için kıyı kaptanlığı sınavına girip kaptan oldu. Hala teşekkür eder beni her gördüğünde.


Teknenizle beraber yaşadığınız güzel seyirlerden bir tanesi?

Sultan’ın ilk Ege seyahati İstanbul’dan Ayvalığa olan kısa bir seyirdir. Sultanda 115 BG 6 silindirli Ford makine var. Yelkenle günde 100 mili rahatça deviriyoruz. Bir sabah saat 05.00 de çıkıp akşam 19.00 da ve motorla Çanakkale’ye vardık. Demem o ki hızlı teknedir Sultan. Geniştir, derin dondurucusu, buzdolabı ve rahat kamaraları vardır. Yani konforu yüksek teknedir. Midilli Babakale arası öyle değişik balık tuttuk ki o seyirde. Mercanların lezzeti hala damağımda. Müsellim yakınlarında da balık aldık. Harika bir seyirdi. Yalnız Müsellim kayalıklarına dikkat etmek gerekir. Bunun için de Babakale’den sonra Sivrice’ye kadar geleceksiniz. Sivrice’ye varınca bu kez Midilli adasının kuzeydoğusuna yakın Skamia feneri vardır. Bu feneri sancak baş omuzluğa alıp geçeceksiniz. Ki en güvenli rota budur. Ben yıllar önce Neptün ile bu anlattığım rotayı takip ederek İzmir yarışında gece vakti Kaz dağlarından bindiren sert havaların altında güvenle geçmiştim Müsellimi.  Gece seyri bir risktir. Hava patlasa nereye nasıl kaçacaksın. Önüne bir kalas bir engel çıksa nasıl göreceksin. Gece seyri açık deniz seyri ise bir derece ama kıyı seyri ise şafağı beklemek daha doğru olur.


Onunla başınızdan geçen keyif kaçıran bir olay?
 

Bir tarihte Finlandiya’dan 12 metrelik Nauticat marka bir yelkenliyi Türkiye’ye getiriyoruz. Güzel bir Gustavson dizaynı, pozitif stabilitesi çok yüksek harika bir tekneydi. Ikarya adasını geçerken birden bire şanzıman dağıldı gitti. En son Güney Fransa’da yaptırmıştık bakımını ama defalarca geçtiğim Ikarya’daki tek ve ilk rastladığım rüzgarsız günde ben dümendeyken ve deniz dümdüz iken adaya 500 metre mesafedeyken sert bir ses gelince hemen boşa aldım ama şanzıman devre dışı kaldı. Makinamız Yanmar. Yunan karasularındayız ve yardım da alamayız. Alırsak tekneyi kaybetme ihtimalimiz dahil her şey var o zamanlar. Saatlerce rüzgar bekledik. Full arma yelken bastık ama 1 mil zor ilerledik. Baktık olmayacak biz tekneyi Kuşadası’nda bizimkilerden bulduğumuz bir tekneye zar zor yine Kuşadası’na çektirdik. Oraya da Söke’den Yanmar servisi geldi. Ve şanzıman tamir edildi.
Denizde tedbiri elden hiç bırakmam. Çok düşünürüm, dikkatli seyir yaparım. Demir alırken bile itina gösteririm. Göçekde 40-50 metreler demir atılır bazen. Kaloması ile neredeyse 120-130 metre demirden uzağa düşersin. Mecbur olmadıkça derinlere demir atılmaz. Irgatı yakar, belinizi fıtık eder yine de alamazsınız demiri. Bir seyrimizde eşim Ölüdeniz’e yakın bir koyda kalmayı arzu etti. Ben orada bildiğim için derinlikleri itiraz ettim ama gel gelelim o koyda bir tekne demirdeydi. Hanım bunu görünce de ısrarcı oldu, hadi dedik peki biz de kalalım bu gece burada. Neyse attık demiri kaldık gece orada. Sabah kahvaltıdan sonra çektik demiri gelmiyor. Uğraştık, türlü numaralar yaptık yine de gelmedi demir. Bildiğimiz her şeyi denedik olmadı. En sonunda demiri uçurdum. Yani 50 metreden 20 metrelere getirdim. Yani kaldırdım demiri ve tam gaz verdim tornistanı. Başladı dipten 1-2 metre yüksekte demir uçmaya. 20 metreye kadar gelip bir soluklandık arkasından çektik aldık demiri.

 

Sadun Boro Dünya seyahatine çıkarken siz Hürriyetin Genel Yyaın Müdürüydünüz. Hürriyet nasıl sponsor oldu Sadun Boro’ya?

1964 YILININ BİR SONBAHAR GÜNÜ HÜRRİYET GAZETESİNİN SAHİBİ HALDUN SİMAVİ BENİ ODASINA ÇAĞIRDI.YANINDA O GÜNE KADAR GÖRMEDİĞİM VE TANIMADIĞIM BİR GENÇ İNSAN VARDI,ESMER,YANIK YÜZLÜ,SİYAH SAÇLI SIRIM GİBİ BİRİ..
"NECATİ YAVRUM,BU ARKADAŞ SADUN BORO..DENİZ AŞIĞI,DÜNYA SEYAHATİNE ÇIKMAK İSTİYOR TEKNESİYLE.."
SONRA SADUN BOROYA :
"NECATİ ZİNCİRKIRAN BİZİM UMUMİ NEŞRİYAT MÜDÜRÜMÜZDÜR.BAHRİYELİDİR ,UZAKYOL KAPTANIDIR.SENİ ONA TESLİM EDİYORUM.GEREKEN HERŞEYİ BİRLİKTE KONUŞARAK NECATİ YERİNE GETİRECEKTİR."DEDİ..
DENİZCİ BİR GAZETE YÖNETİCİSİ OLARAK O ANDAN İTİBAREN KAFAMDA ŞİMŞEKLER ÇAKMAYA BAŞLAMIŞTI.10.5 METRE BOYUNDA YELKENLİ TEKNE İLE DÜNYA SEYAHATİNE ÇIKACAK BİR TÜRKÜN ALMAN EŞİLE BİRLİKTEKİ TÜM SERÜVENİNİ HÜRRİYET OKUYUCUSUNA SUNABİLMEK,GÜZEL BİR İŞ OLACAKTI.
BU GERÇEKTER BİR GAZETE EDİTÖRÜ OLARAK BANA HEYECAN VERMİŞTİ.KAFAMDA BU NEDENLE ŞİMŞEKLER ÇAKIYOR.DU.
SADUN BOROYU ODAMA ALDIM,BİR KAHVE İÇEREK BİRAZ AYRINTI DİNLEDİM.KENDİSİNE SEYAHAT PROGRAMI İLE İLGİLİ OLARAK UZUN UZUN KONUŞMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİM.GÜNDÜZLERİ YOGUN İŞ TEMPOSU İÇİNDE OLDUĞUMUZDAN ANCAK AKŞAMLARI BİRLİKTE ÇALIŞABİLECEĞİMİZİ ANLATTIM.VE ERTESİ HAFTA İÇİN RANDEVULAŞTIK.
BU SEYAHAT İÇİN İNŞA EDİLEN KISMET YATI BÜYÜKDEREDE GEMİ KURTARMA İSTASYONUNUN YANINDAKİ LİMANDA DURUYORDU.SADUN VE ODA BORO 1964 KIŞINI BURADA GEÇİRECEKLERDİ.TEKNEDE ÇALIŞARAK TÜM İHTİYAÇLARINI ORADA TAMAMLAYACAKLARDI.SEYAHAT PROGRAMI ÜZERİNDE O KIŞ BÜYÜKDEREYE EPEY GİDİP GELDİM.
BU ARADA SADUNU DA HABERLEŞME,İLETİŞİM,YAZI VE FOTOGRAF KONULARINDA NELER YAPMASI GEREKTİĞİ ÜZERİNDE BİLGİLENDİRDİK. HATTA BİZİM FOTOGRAFCI ARKADAŞLAR TARAFINDAN FOTOGRAF ÇEKİMİ KONUSUNDA YARDIM ALMASINI SAGLAMIŞTIK.PLANLI BİR ÇALIŞMA İLE HERŞEYİ ÖĞRETMİŞTİK.ZATEN ZEKİ,ESPRİLİ VE YARATICILI ĞI DA OLAN BİRİYDİ.ALGILAMASI DA KUVVETLİYDİ.NİTEKİM ÇOK İYİ ÇALIŞTIK BİRLİKTE.ÇOK DA GÜZEL MALZEME GÖNDERMİŞTİ BİZE BÜTÜN YOLCULUK BOYUNCA..
BÜYÜK KANARYA ADASINDA ATLANTİK GEÇİSİ ÖNCESİNDE BİR KEDİ ALMIŞLARDI.BUNA ACEMİ GEMİCİ ANLAMINA GELEN "MİÇO" ADINI VERMİŞLERDİ.
ÜÇYIL BOYUNCA HÜRRİYET OKUYUCULARI ODA VE SADUN BORO KADAR,HATTA BİRAZDA FAZLA OLARAK MİÇOYU MERAK ETMİŞLER:
"MİÇODAN HEBER VARMI ?"DİYE GAZETEYİ ARFAR OLMUŞLARDI.
BEN DE TECRÜBELİ BİR GAZETECİ VE DE DENİZCİ OLARAK SEYAHATİ EN İYİ ŞEKİLDE İŞLEMEKTEN BÜYÜK BİR ZEVK ALMIŞTIM.
O TARİHTE İLETİŞİM BUGÜNKÜ GİBİ DEĞİLDİ.SADUN YENİ BİR LİMANA VARDIGINDA BİZE TELGRAFLA HABER VERİYOR.SONRA ARKASINDAN UZUNCA BİR MEKTUP GÖNDERİYORDU.HER ETABIN YAZI VE RESİMLERİ SONRADAN GELİYORDU. BEN ONUN MEKTUPLARININ VE KARTLARININ İÇİNDEN ENTERESAN BİRŞEYLER BULUP HABER YAPIYORDUM.DAHA SONRA YAPTIKLARI ETABI SERİ YAZI OLARAK OKUYUCUYA SUNUYORDUK.
VE HERKES MERAKLA HABER VE YAZILARI BEKLİYORDU.KISMET YELKENLİSİ,BOROLAR VE MİÇO
TÜRK İNSANININ MERAKLA BEKLEDİĞİ BİR MACERA HALİNE GELMİŞTİ ARTIK.DOGRUSU İYİ BİR OLAYI MÜKEMMEL BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜYORDUK.GAZETENİN TİRAJINI DA OLUMLU BİR ŞEKİLDE ETKİLEMİŞTİK.
İŞİN EN GÜZEL YANI SADUN VE ODA BORO DA SADECE DENİZCİLİKTE DEĞİL FOTOGRAF VE HABER,YAZIDA ZAMAN GEÇTİKÇE TECRÜBE KAZANMAYA BAŞLAMIŞLARDI.BU DA BÜYÜKBİR GELİŞMEYDİ.BEN GELEN MALZEMELERİN KALİTESİNDEN BUNU ANLIYORDUM.ZATEN HERŞEY BENİM ADIMA GELİYOR,ZARFLARI BİZZAT AÇIYOR,OKUYOR,DEGERLENDİRİYOR VE GEREKENİ YAPIYORDUM.BAŞLIKLARI, RESİMALTLARINI BİLE KENDİM ATIYORDUM.ÖYLESİNE KAPTIRMIŞTIK BU İŞE KENDİMİZİ..
YOKSA GENEL YAYIN MÜDÜRÜ DURUMUNDA OLAN BİRİ GEREKEN TALİMATI VERİR,BİRİLERİ DE ONU UYGULARDI.AMA HERKES DENİZCİ DEĞİLDİ,ANLAYAMAYABİLİRDİ.YANLIŞLIK OLUR,DİYE BİR GÜN BIRAKMADIM.YAZILAR SÜRÜP GİDERKEN EK İLAVELERLE,ANSİKLOPEDİK BİLGİLER,YELKENCİLİK,GEMİCİLİK,GEMİCİ DİLİ VE DÜNYAYI İLK DEFA TURLAYANLAR GİBİ BİLGİLERLE YAZI DİZİLERİNİ ZENGİNLEŞTİRMEYİ DE İHMAL ETMEMİŞTİK.
1965 SAVAŞINDA SÜVEYŞ KANALI KAPANMIŞTI. SADUN DÖNÜŞTEYDİ.MISIR DEVLETİNE DİLEKCE VERDİK,ÇOK UĞRAŞTIK SONUNDA İZİN VEREMEYİZ,DEDİLER.
İSRAİL BİZ ELİATTAN ALIR AŞTODA TIRLA TEKNEYİ GETİRİRİZ DEDİ. BUNUN ÜZERİNE SADUNU YÖNLENDİRMİŞTİK.YOKSA AFRIKANIN EN GÜNEYİNDEN DOLAŞIP GELECEK VE SEYAHATTE BİRBUÇUK YIL UZAYACAKTI.
GERİSİNDE HÜRRİYET GIBİ BİR GAZETE OLMASA BU SORUN HALLEDİLEBİLİRMİYDİ?
ATLANTİK GEÇİSİNDE DAHA SONRA DÜNYANIN EN ÖNEMLİ FOTOGRAF AJANSLARINDAN BİRİ OLAN SIPA PRESSİN
SAHİBİ OLAN DEGERLİ ARKADAŞIM GÖKŞİN SİPAHİOGLUNU BARBADOS ADASINA GÖNDERMİŞTİM. ÇOK GÜZEL FOTOGRAFLAR GELMİŞTİ ORADAN.
SADUN AKDENİZE ÇIKTIGINDA TÜRK HAVA KUVVETLERİNE BİLDİRMİŞTİK. ONLAR SÜREKLİ AKDENİZDE EĞİTİM UÇUSU YAPIYORLARDI.KISMETİ GAZETEDEN TANIYORLARDI.BİZE KISMETİN AKDENİZDE HAVADAN NEFİS BİR FOTOGRAFINI ÇEKMİŞLERDİ.VE TEKNENİN MEVKİİNİ BANA BİLDİRMİŞLERDİ.
KISMET VE BOROLARIN DÖNÜŞÜ İSE AYRI BİR ALEMDİ. ALTI AY ÖNCESİNDEN HAZIRLIKLARA BAŞLAMIŞ,İSTANBUL VALİLİĞİNDE BİR KOMİTE OLUŞTURMUŞTUK.
VE MUHTEŞEM BİR SON İLE BU İŞİ BİTİRMİŞTİK. İSTANBUL BÖYLE BİR KARŞILAMA GÖRMEMİŞTİ.
ALTI AY SONRA DA BANA GÖRE DÜNYA SEYHATİ YAPANLARIN YAZDIKLARI KİTAPLARIN EN GÜZELİ, EN İYİSİ "PUPA YELKEN"İ 25 BİN ADET BASIP SADUN BOROYA VERMİŞTİK.
BU KİTAP DAHA SATIŞA ÇIKMADAN SADUN BORO İLKİNİ İMZALAYIP BANA VERMİŞ VE ŞUNU YAZMIŞTI.
:
"SEVGİLİ NECATİ ZİNCİRKIRANA, SEN KARADAN BİZ DENİZDEN NİHAYET BU İŞİ BAŞARABİLDİK.SONSUZ SEVGİLER...SADUN BORO 11-9-969
İŞTE TAM İKİ YIL,DOKUZ AY VEÜÇ HAFTA SONRA
KISMET YELKENLİSİ CADDEBOSTANDAKİ DEMİR YERİNE DÖNMÜŞTÜ.
SADUN BORO İLE TANIŞTIKTAN SONRA OLUŞAN ARKADAŞLIGIMIZ, AİLECE 45 YILDANBERİ DEVAM EDİYOR.HEMEN İKİGÜNDE BİR BİRBİRİMİZİ ARAR KONUŞURUZ.BEN ONUN ÖZEL DANIŞMANIYIMDIR.ÇOK DEĞERLİ KİTAPLARININ YAYININDA DAİMA YANINDA OLMUŞUMDUR.O DA BENİM GAZETECİLİKLE İLGİLİ SON KİTABIM "OLAYLAR,ANILARVE GERÇEKLER" KİTABIMIN ARKA KAPAĞINDA BENİ ŞU CÜMLELERLE TANIMLAMIŞTIR:"1965-68 YILLARINDA "KISMET YELKENLİSİ İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ DÜNYA SEYAHATİNİ,GAZETECİLİĞİ KADAR DENİZCİLİĞİ DE ÇOK İYİ BİLEN NECATİ ZİNCİRKIRAN,HÜRRİYET GAZETESİNDE TÜRK KAMU OYUNA O KADAR GÜZEL VE İLGİNÇ ŞEKİLDE SUNUP İLETTİ Kİ, DENİZCİLİĞİ VE YELKENNCİLİĞİ SEVDİRDİ. MEMLEKETİMİZDE AMATÖR DENİZCİLİN HIZLA GELİŞMESİNE ONUN BU BECERİ VE GAYRETİ ÇOK BÜYÜK KATKI SAĞLADI."

ASLINDA SADUN BORONUN DÜNYA SEYAHATİ TÜRK AMATÖR DENİZCİLİĞİ İÇİN BİR MİLADDIR.

Teknenizin en sevdiğiniz özelliği ?

Konforu ve rahatlığı. Kıç üstünde 6-7 kişi restoranda ki gibi rahat yemek yer. Keza içeride salonda da öyle. Kabinleri tuvalet ve duşu hem ferah hem rahattır. Misafir kabini ayrıdır, gemici kabini ve tuvaleti ayrı ayrıdır. Geniş ve yaşanması rahat bir teknedir Sultan. Ama bunun sebebi var. Biz Mayısda gideriz Sultana Kasımda geliriz. Yani 6 ay sürekli Sultanda yaşarız. Hal böyle olunca da konfor önemli hale geliyor tabii. Ben Koç grubunun tertiplediği Uluslararası Ege Yat Kulübünün Komodoruyum aynı zamanda.10 yıldan beri her iki senede bir düzenliyoruz. Bu sene Karadeniz’de yapalım dedik ama keşif için giden ekip Bulgaristan’ın şöyle böyle Romanya’nın ise yetersiz olduğunu söyledi. Bir de Rahmi beyin yeni teknesi Nazenin V’in direk boyu 55 metre. Boğaz Köprüsünün denizden yüksekliği 64 metre. 10 metre de güvenlik mesafesi var. Etti 54 metre. Nazenin V nasıl geçecek sorun. Nazenin V in su kesimi 5 metre. Bu ülkelerdeki marina içi derinliklerde buna müsait değil. Ancak ticari limanlar olur ki oraları da hem yetersiz hem tehlikeli.
 

Hiç sevmediğiniz tarafı nedir?

Sevmediğim tarafı değil ama 37 senedir kullandığım Sultanımın direğini değiştirdik geçen sene. Onun dışında memnunum her şeyinden.
 

İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz?

Çok işini ben yaparım . Ama tabii beni aşan bazı işleri de Göcek Marinada yaptırırım. Başta Blues ve Orion gibi uzman firmalar her işime sağ olsunlar yetişirler.


Onunla gittiğiniz en uzak rota ?


Sultanla daha çok Ege ve Akdeniz’de dolaştık. Sanırım Girit en uzak rota. Zaten uzun yıllar iş hayatımın yoğunluğundan bir iki hafta dışında uzun seyirlere çıkamadım hiç. Bu da uzak rotalara gitmemi engelledi. Ama tekne kiralayıp dünyanın belli başlı güzel denizlerini dolaştım. Karayip’lere gittim, Güney Afrika’da seyirler yaptım, Tailand denizlerini keşfettim, Fransız gazete sahibi arkadaşımın Hallberg Rassy teknesi ile Mauritius, Madagaskar ve Şeysellere yelken bastım. Azorları günlerce gezdim. Sultanla gidemeyeceğim ve masrafı çok olacak seyirlerden ziyade bu yolla dünya denizlerini gezdim. Bunlardan başka çok arkadaşımın teknesini de Fransa’dan Finlandiya’dan İsveç ya da İngiltere’den aldım getirdim Türkiye’ye. Şimdi zaten bu daha moda bir trend. Dünyanın her yerinden istediğiniz gibi tekne kiralayıp istediğiniz rotalara gidebiliyor, vardığınız yere de tekneyi bırakıp yurda dönüyorsunuz. Hem ucuz, hem kolay hem de rahat bir tercihtir bu denizleri dolaşmak isteyenler için.


Yakalanılan zor bir fırtına hikayeniz var mı?

Bir seferinde Kuzey denizinden (Baltık) aşağıya iniyoruz. Danimarka açıklarından Hollanda’ya doğru seyirdeyken hava patladı. 30 knota yakın kıçtan hava esiyor. Tüm arma camadanlı. Dalgalar irileşince sırf cenovayla ve motoru çalıştırarak devam ettik seyre. Sallantı dayanılamayacak kadar büyük. Ama teknenin stabilitesi gayet iyi. Kıpırdayamaz, beslenemez, uyuyamaz hale geldik.2 gün böyle sürdü. Yorgunluk oldukça arttı. 3. Günün sabahı azalır diye umut ederken rüzgar 40-45 lere dayandı. Dalgalar daha da büyüdü. Tabii başladık sığınacak liman aramaya. Ben baktım haritaya Hollanda’nın kuzeyinde bir yer uygun görünüyor. Girip kendimize geleceğiz. Rotayı çevirdim o tarafa hızla, rüzgarı 160 dan alırken 130 dan almaya başladık manevrayı yapınca. Hız arttı ama sallantıda aynı ölçekte arttı. Limana yaklaşınca aradım. Cevap verdiler : “Nereden gelip nereye gidiyorsunuz bu sert havada?” “ Finlandiya’dan gelip, Türkiye’ye gidiyoruz” diye cevapladım anonsu. Şaşırdılar bir hayli. Meğerse telsize cevap veren liman başkanlığı değil bir balıkçı teknesiymiş. Benim yanıma aborda olabilirsin deyince gittik aborda olduk biz de. Adamın teknesi tıka basa balık dolu. Hem pişirip bize ikram ettiler hem de yolda yemek üzere bizim buzdolaplarını ve derin dondurucuyu ağzına kadar balıkla doldurdular. Tam 4 gün orada mahsur kaldık. Rüzgar arttı da arttı çünkü. Dalgalar anca 4 gün sonra durulmuştu. O seyir hayli zorluydu.


Eşinizin denize, tekneye ve denizciliğe bakışı nasıl? Deniz hayatını sizinle paylaşıyor mu?

Hem de nasıl. Deniz yaşantısını da tekneyi de çok sever ve benimser eşim. Çok iyi misafir ağırlar ve keyifli vakit geçirir denizde.


Ayrı kaldığınızda teknenize olan özleminiz?

Valla acayip özlüyorum. Ben Şubat sonu geldi mi hep tekneye gideceğim günün hayalini kurar dururum. Sultan ahşap tekne. Güverte de tik. Bu bakımdan iyi bakım ister Sultanım. Tatlı su biliyorsun tekneyi çürütür. Aklım kış boyu teknemdedir. Ama hem önlemlerimi gayet iyi alırım. Hem de kış da olsa elim hep bir şekilde üzerindedir. Velhasıl ayrı kalmayı hiç sevmiyorum teknemden.


Satar mısınız ? Neden ?

Asla satmam. 38 seneden beri çok bütünleştik Sultanımla. Artık ayrılamam. Torunlarımın hepsinin babalarının tekneleri var ama gel gelelim ki Sultan onlar için başka. Dedelerinin teknesi ve hepsi onda görüp öğrendi denizciliği.
 

Teknede misafir ?

En zor şey teknede misafir ağırlamaktır. Gelecek misafirin tekne ve deniz konusunda bilgi ve birikimi yoksa iş çok daha zorlaşır. Zaten tekne dar sahadır. İnsan kendi ailesi ile bile sıkıntı çekebilirken bu yabancılarla bu daha da artabilir. Bu bakımdan bize tekneye gelen misafirlerimizi gündüzleri koylarda, denizlerde gezdirir geceleri otele uğurlarız. Göçek de isek sabah olunca kahvaltıdan sonra Skopea iskelesinden yine alır denizlere açılırız. Bu yöntem hem daha az yorucudur hem daha sağlıklıdır benim kanımca. Aileden torun olsun yeğen olsun bazı yazlar gelip bizimle uzun soluklu seyirler yaparlar ve teknede kalırlar. Bu zevkli oluyor bizim için. Genelde Kalkan ve Kaş’a ama daha ziyade Kekova, Faselis ve Olimpos’a kadar iniyoruz. Bir de Ralli var biliyorsun, Bizim ralliler hem iyi denizci yetişmesine ciddi katkı sağlar hem de özellikle geceleri çok eğlenceli olur. Bir seferinde tam 120 yelkenliyi Sisam adasında Vati limanına dışarıda 6 kuvvet hava olmasına rağmen ip gibi dizişimiz var görmeliydin.


Ülkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy?


Göçek Yassıcalar benim favori yerim. İki ada arasına 3 metreye salarım demiri ve gece orada kalırım. Bundan başka Göçek Manastır’ı ,Kapı koyunu ve Balıkçı Osmanın yeri Turunçpınarını çok severim.


Dünyada teknenizle en sık gittiğiniz favori koy?

Kızıldeniz benim en favori yerimdir. Neden severim ? 1952 ile 1957 arası ben Hürriyet gazetesinin Ortadoğu dış politika muhabiriydim. Kahire’de kalıyordum. Tüm kuzey Afrika da bana bağlıydı. Mısır ihtilali, Süveyş kanal savaşları, Cezayir olayları hep hatıralarımdadır. Oradaki mısırlı arkadaşlarımın falukaları (filika) vardı. Latin aramalı çok güzel teknelerdir. Bu falukalarla ara sıra Nil’de yelken yapardık. Kış vakti ılık havada yelken ve arkasından suya girmek çok keyifliydi benim için. Üstelik belli başlı yerlerde dalar rengarenk su altına seyrederdik.


Kışın ona ne oluyor?

Port Göcekde beni bekliyor sabırsızca.
 

Dünya seyahati gibi bir plan var mı aklınızda?

Ben, anlattığım gibi bir çok yeri başka başka teknelerle ve dostlarla gezip tozdum. Bu bağlamda yine yeni rotalara gidebilirim elbet.
 

Röportaj     : CENK ŞAHİN
Fotoğraflar : CENK ŞAHİN ve NECATİ ZİNCİRKIRAN ARŞİVİ

 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri