Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Geveze ve BLUE MOON SLX

GEVEZE                              BLUE MOON SLX

 

 

 GİRİŞ:

Sabah şehrin yoğun trafiğine girip de onu dinlemeyenimiz var mıdır ? Yıllarca Power FM’de gücü temsil ettikten sonra, biraz da bekaretin peşinden gideyim diye Virgin Radyo’ya geçen radyo showmani Geveze’nin yarışçı teknesine konuk olduk bu defa da.
Radyo programındaki sakin, uysal ve neşeli Geveze, denizlere çıkıp, yarışmaya başlayınca hırs küpü, rekabetçi, inatçı ve agresif bambaşka birisi oluyormuş, yeni öğrendik.
Denizciliğe Yelken Dünyası dergisi sayesinde bulaşan ve yaklaşık 10 yıldır denizlerde yarışan birisi o. “Fırsat bulsam teknemde uyurum geceleri” diyecek kadar da tekne hayatını seven, özleyen biri.
Radyo programı tadında neşeli ve değişik bir sohbet oldu bu ay. Sadece yarışmak için denizlere açılan ilk konuğumuz ne de olsa.
Hadi aşağıya, biraz “gevezelik” etmeye…

 

 

 

 
Denize ve tekne sevdanız nasıl başladı?

Aslında deniz sevdamız Yelken Dünyası’nı elimize almamızla başladı. 1997 yılında Taksim’de yürürken, bir kitapçıdan Yelken Dünyası Dergisini gördüm rafta. Aklımdan “Tam da kodamanların dergisidir bu. Tekneler, yatlar falan diye geçirdim içimden. Dergiyi alıp okumaya başlayınca gördüm ki benim gibi insanlar da yelkenle, denizle haşır neşir olabiliyorlarmış. Deniz hiç de öyle zenginlerin tekelinde değilmiş. Gel zaman git zaman, dergiyi düzenli alıp da iyice zehirlenince, ufak tekne ilanlarına bakmaya başlamış buldum kendimi. Sonra 1999 da araya askerlik girdi ama askerde de düzenli okumaya devam ettim dergiyi. Sonrasında tatillerde lazer, küçük katamaran ne bulursam binip ufak çaplı seyirlere çıkıyorum denizlerde. Erol Kepenek reklam sektöründe çalışıyordu o zamanlar da ve ben de onun ajansına bir iş için gitmiştim. Orada tanıştık. Sohbet denizciliğe geldi bir süre sonra. “Yeni bir tekne aldık, hafta sonu denize çıkacağız” deyince “ Beni de al yanına” deyiverdim birden. Hafta sonu geldi, aylardan Kasım. Çok sağlamda bir lodos esiyor o gün. Çıktık denize ve ben büyülendim. O günden sonra başladım dersler almaya, yelkeni öğrenmeye. Sinan Sümer ile öğrendim ben yelkeni. Hala da bir şeyler öğrenirim ondan. Hem iyi bilir hem de çok iyi öğretir yelkeni. Öğrenmeye başlayınca haftada 3-4 kez denize çıkmaya başladım. Hala da öğrenmeye devam ediyorum. 8-9 yıldır bu sporu yapıyorum, son yıllarda sıkı yarışlara giriyorum, bir çok hava ve deniz haline bizzat tanık olup yaşadım ama gel gelelim yelken biliyor musun diye sorsalar bana bugün cevabım ancak “Biraz biliyorum” olur. Ucu bucağı olmayan bir spor yelken. Her çıkışımda yeni bir şeyler öğreniyorum çünkü. Derken 2005 de ilk teknemi aldım nihayet. Blue Moon idi adı. Bir Beneteau First 27.7. Adalara gittik, balık avladık, mangallar yaptık, çok keyifli vakit geçirdik o tekneyle. Bir gün Çanakkale Şehitleri Kupası Yarışı yapılacak diye bir haber okudum bir dergide. Yarışmaya da o kupaya katılarak başladık. Ben, Bay J ve Erdoğan diye bir arkadaşımızla beraber eşlerimizi de yanımıza alarak 3 çift kalktık destek sınıfında yarışmaya gittik. ISAF kurallarını bilmeyiz, start pozisyonundan anlamayız, trim desen hak getire ama işte aşk var içimizde ya. Ben sadece Sinan’dan ders alırken Orient Express adlı yarış teknesinde safra olarak bulunmuştum o kadar. Bütün deneyimim oydu yani. Ama katıldığımız o ilk yarışta destek sınıfında 4 tekne arasında birinci olunca acayip sevindik. Sonrasında Don Kişot ve Capricorn isimli teknelerde de yarışlara katıldım. Hatta balon kullanmayı Capricorn’da öğrendim. Zaman geçince IRC-3 de yarışmaya başlayınca aynayı konyayı gördük. Ekipler o kadar sertti ki neye uğradığımızı şaşırdık başlarda. Ama yarıştıkça ayak uydurmaya başladık. Kurallara, yarışa ve tekneye hakim olmaya başladık. Ekip oturdu. Görev bölümü netleşti. Tekne de daha iyi yürümeye başladı. Şimdi kemik 7 kişi olmak üzere 15-16 kişilik büyük bir ekibimiz var. Ve düzenli olarak yarışlara katılıyoruz sürekli. Sonra şu anda içinde bulunduğumuz First 34.7’ ye sevdalandık. Çok hassas ve hızlı bir tekne olan bu tekne Vedat Tezman’ın teknesiydi, onlar yarışıyordu. Biz çok istedik almayı ve aldık Erdoğanla. Şimdi ikimizin %50-50 sahip olduğu iki teknemiz var.


Hep yarışmak mı? Ya sakin koy gezileri ?

Hafta sonlarını yarışa ayırınca, yazın da ailecek Foça’ya gittiğimiz için gezi amaçlı seyirlere pek zaman ayıramıyorum doğrusu henüz.


Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?
İlk teknemin adı Blue Moon’du. Tekneyi biraz büyütünce de adı bu sefer Blue Moon SLX oldu. Doğan SLX’den gönderme var yani isminde. Hatırlarsan Mavi Ay adlı dizi vardı televizyonlarda. Her ne kadar deniz ile ilgili bir dizi olmasa da çok iyi bir diziydi ve ben müptelasıydım. Bir gece denizde eğitim teknesindeyken dolunay çıkmıştı ve ben o gece teknem olursa adını Dolunay koyacağım demiştim. Teknem olunca da hem o diziden esinlendim hem de bu isim biraz değişerek Dolunay’dan Mavi Ay’a döndü. Bu ismin denizlere ve tekneme çok yakıştığını düşünüyorum.
 

Bu kaçıncı tekneniz ?

Blue Moon SLX benim ikinci teknem.


Tekneniz genellikle nerede duruyor ?

İstanbul Fenerbahçe Marinada duruyor.


  

Siz hayatınızı konuşarak kazanan birisiniz, deniz bu konuşma hayatınıza, dağarcınıza bir şeyler katıyor mu?

Valla denize çıkmak denince benim aklıma yarışmak geliyor. Ben pek gezici değilim henüz. E yarışlarda tam bir harala gürele içerisinde geçiyor. Ben yapı olarak öyle hırslı falan biri değilim esasında. Sakin birisiyimdir genelde. Ama gel gör ki denize açılıp, yarışın startı verilince değişip çok hırslı ve azimli biri haline geliyorum. Yarış esnasında çok konsantre olurum. Ben teknede dümen tutuyorum. Dolayısı ile de en az güç harcayan adam benim. Ama yarış sona erince sanki 5 saat taş taşımış gibi yorgun hissederim bedenimi. Ama ruhum da bir o kadar hafifler. Huzur içinde oluyorum. Bu da iş yani konuşma hayatıma oldukça pozitif yansıyor. Boşalmış kafa ve huzurlu bir ruh ile işe başlamak çok iyi geliyor bana. Kendimi kral gibi hissediyorum. Bundan daha güzel hiçbir şey yok gibi geliyor bana. Sorsalar bana seks yapmayı mı yelken yarışına katılmayı mı tercih edersin diye ben yarışı tercih ederim. Çünkü birinde haz bitiyor, yarışta ise bitmiyor. Sonuçta yarış sonrası kendimi seratoninler içinde kalmış bir bebek gibi hissediyorum.

 


Ailece Deniz hayatı?

Eşim ne yazık ki yarışmayı sevmiyor. Uzun süre denizde kalınca uykusu geliyor. Deniz tutuyor çünkü. Mavi Yolculuktan çok hoşlanıyor. Biz ailece (iki oğlum var) bazen adaların arkasına gidip demir atıp keyif yapıyoruz. Ama eşim denize benim kadar tutku ile bağlı değil.


Teknenizle beraber yaşadığınız güzel anlardan bir tanesi?

Yine derece yaptığımız bir yarıştan sonra Burgaz adanın arkasına gidip bağlandık. Hepimiz can yeleklerini giydik, birbirimizi de halatlarla bağladık. Atladık denize topluca. Sonra içkilerimizi de aldık yanımıza. Tekila, votka ve cin inanabiliyor musun? Tabii bir süre sonra tam zom olduk. Su sıcacık, aylardan Ağustos. Saatlerce denizde kaldık ve içip durduk. Sonra tabii hepimiz sarhoş olduk. Hava kararmaya yüz tutunca da hadi dedik çıkalım artık tekneye dedik. Ama gel gör ki ne biz merdiveni tutup çıkabiliyoruz ne de teknede kalan arkadaşımız bizi yukarı çekebiliyor. Kaldık denizde uzun süre. En sonunda bumbadan vinçle çıkar bizi diye bağırıyoruz. Neyse zar zor adeta merdivenden sürünerek çıkabildik tekneye ve güverteye atıp kendimizi kahkahalar atarak sızdık topluca. Bilirsin sarhoş adamı ayılsın diye denize atarlar ama biz denizden çıkınca yapılacak hiçbir şey kalmadı. Hatırladıkça gülümserim hala.


Onunla başınızdan geçen keyif kaçıran bir olay?

Bir yarışta 9 mil ile giderken Erdoğan baş üstünde karbon fiber gönderimizi değiştirirken bir anda denize düştü. Hava sert, deniz buz gibi. Üstüne tüm ekip de aç.Erdoğan çok obsesif bir adamdır. Denize düşersek diye kıça life line koydu. Alttan tutunmak için muhtelif halatlar sarkıyor. Pruvadan düşmesi ile pupadan halatı tutması bir oldu. Tak diye yakaladı halatı. Ben de ani bir hamleyle bileğinden tutup çekmeye başladım güverteye. Bir de baktım Erdoğan “ Bırak sen şimdi beni de gönderi kavrayıp al tekneye “ demesin mi ? Meğer düşerken gönderi bırakmamış. Bir eliyle 3 metrelik gönderi, diğeri ile de halatı tutmuş Bunu da 9 mil hızla dalgalı denizde 30-35 derece yatık teknenin rüzgaraltı bordası ile karinası arasında dalgalar suratına vururken yapıyor. Gönderi aldık, arkasından Erdoğan çıktı tekneye. Ve biz aynen sanki hiçbir şey olmamış gibi yarışa devam ettik.
 

 

 

En sevdiğiniz özelliği ?

Hafif havada performanslı olması bizim gibi yarışan bir ekip için çok avantajlı. 10-15 knot rüzgarda uçar adeta. E İstanbul’da da zaten genelde fırışka rüzgar eser.Bu açıdan yarışlarda olumlu bir etken.

İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz?

Erdoğanla ben yapıyoruz işlerini. Ama motor olursa konu ikimizde anlamıyoruz motordan. O tip daha ağır işlerde profesyonel ekiplere emanet teknemiz.


Yakalandığınız bir fırtına?

Bir güney yarışında 35 knot 150 C den rüzgarda Bozcaada’dan Midilliye giderken karayel sağanağında yüksek bir dalgada sörf yaparken Chinese (Ters Broş) olduk. Broşa düşmek gibi ama daha ağırı. Tekne rüzgaraltına kaçıyor ve bumba ile balon aynı tarafa yığılıyor. Ve tekne rüzgaraltına yatıyor. Bundan kurtulmak çok zor bir şey. Balon hep şişik, ana yelken keza öyle. Neyse baktım 4-5 metrelik büyük bir dalgayı görünce “Aman dikkat” diye bağırdım. Baktım broşa girmek üzereyiz aniden iskeleye kırdım dümeni ama sancak omuzluktan patlayan dalga tekneyi daha da iskeleye çevirdi sertçe ve aniden chinese içinde bulduk kendimizi. Neredeyse 75 C iskeleye yattı tekne. 5 saniye bir sessizlik oldu. Baktık denize düşen yok, Erdoğan sıkışan balon ıskotasını kesince balon boşladı, tekne biraz toparlandı, arkasından pupa palangasını salınca da tekne kendine geldi. Hep kitaplarda okuduğum şey başıma gelmişti işte. Ama neyse ki toparladık. 


 

 

Dünya seyahati gibi bir plan var mı gelecekte?

Var olmaz mı? Seyahati bölerek,etap etap yapma hayalimiz var. İstanbul-Cebelitarık ilk etap. Dura dura, yeni yerler görerek bu destinasyona gidildikten sonra, ikinci etap Atlantik geçişi. Bence Atlantik geçişi insanın kendisi ile olan büyük savaşıdır. Bu savaşı vermek ve kazanmak büyük bir iştir. Ve ben de bunu istiyorum. Ben Atlantik geçişi için ARC ye başvurmuş ve kabul de edilmiştim ama tanımadığım insanlarla okyanusa açılma fikri sonradan çok soğuk geldi, gitmedim. Tabii bir de ön eğitimi ile beraber 5-6 hafta işten güçten ayrı kalmak da zor. Ben aslında bir de kuzey denizlerinde yelken yapmayı çok arzuluyorum. Kısmet artık.


Ülkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy?

Göcek, Göbün koyu. Başta yemekleri ve restoranı çok güzel. Koyun sırtları, tepelerin manzarası müthiş.. Bana huzurlu ve keyifli geliyor Göbün.


Satar mısınız ?

En iyi yarışlarımızı bu tekneyle yaptık. Derecelerimizi bu tekneyle yaptık. Ben kızımla konuşurum da hatta beni duyduğuna da inanıyorum ama yine de bana göre tüm tekneler satılabilir. Duygusal bağınız olsa da daha iyi bir tekne almak için teknenizi satacaksanız satarsınız. Bir de fiber teknelerin ahşap tekneler gibi ruhu yoktur pek. Varsa bile sahibi verir. Ama ahşabın kendisinin bir ruhu zaten mevcut. O bakımdan fiber tekne daha da rahat satılır kanımca.
 

Röportaj : CENK ŞAHİN

Fotoğraflar : CENK ŞAHİN VE GEVEZE ARŞİVİ
 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri