Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Balıkçı'nın Azra Erhat'a yazdığı son mektup - 1972

Bodrum'un sabahleyin saflığından, daha ziyade masumluğundan bahsediyorsun.Yani sabahleyin uykudan uyanan ve mavi gözlerini aralayan bir çocuk gibi, o hali Gökova'da gördük. Löngöz'de, Derman Bükü'nde, Altmışaltı Bük'te gördük. Knidos'da birdenbire denizden yükselen bir güzellik vardır. Amma önce saydığım masum gülümseme değil. Kıranlarda yükseklik çığlık olmuştur heuv, hiyuu deye bir kalkmış. Bunlar hep doğanın halleri.Aktüaliteyi çocuk ya da nekahette olanın ya da aşık olanın gözleriyle gördüğümüzde doğa olağanüstü oluyor.Bir mucize oluyor.Gören gözlere yürek kanat oluyor evrenin boylu boyunca.Gökova demek evreni bir ziyaret demek oluyor. Bence yaşantının en çekilmezi kendimizde yaşamaktır. Mutluluk, esenlik çevrenin bir parçası olmaktır. Yani kendi olmayanla birleşmektir.Ne derin nefes alır insan o zaman. Ayrıca kendilikten kendisizliğe geçiş. İşte Bodrum'da bir saflık gördün ya, bir de ışığı vardır, çin çin bir ışık. Türkçe'de "iç açıcı" sözü güzeldir. Şen ve esen bir ışık, gönül sonsuz açılır.

Bodrum'dan ayrılmadan bir iki ay önce ceplerimi palmiye tohumlarıyla doldurur, yüreğim ayrılık acısıyla dolu, dere tepe gezerdim. Dağların tepelerine kadar. Kuytuların diplerini kazar, avuç avuç tohum ekerdim.Yüreğimi toprağa ekiyormuş gibi.

........................

Hane Thales'in bir sözü vardır ya; ' Madde ebedidir, amma calıdır' ( Enpsychos). Gökova'da yılan balıkları var. Norveç'te de var. Bunlar yumurtlayacakları zman taa Atlas Okyanusu'nda Bahama Adaları'na gider, yumurtlar ve orada ölürler.Bahamada bütün yavrular yumurtadan çıkarlar ve Gökova balıklarının yavruları Gökova'ya, Norveç balıklarının yavruları da Norveç'e giderler. Bu yumurtalar demek ki atavizm yoluyla nereli olduklarını ve nereye gideceklerini hatırlıyorlar. Yani Atlas'ı geçecekler, Cebelitarık'tan Akdeniz'e girecekler, Sardenya'nın güneyinden, Sicilya'nın altından, Girit'in üzerinden Karpatos Nisiros'dan Tekirburnu yoluyla Gökova Körfezi'ne girecekler. Oradan da Gökova ve Yedi Adalar'a varacaklar. Anaları Bahama'ya giderken okyanusun derinlerinden dibe yakın yüzerler. Yavrular dönerken ise yüzeye yakın denizin hemen yüzünde yol alırlar. Analar da yavrular da yolu 3 yılda alırlar. Bu kesindir, fenni araştırmalar sonucu. Demek ki yumurtada hatıra ve hafıza var. Madde ebedidir ve canlıdır yaşar.

Seni görmeyeli fena hastalandım. Az kalsın hayat yolculuğu sona eriyordu. Amma kısmete yolculuğun daha süresi varmış. Kaldık yine mavi göklü güzel dünyada.Amma hastalıktan önceki Cevad'ı şerif ve mercanı latifin latifliği pek kalmadı. Ek yerlerimin menteşeleri romatizma ve domatizmadan paslı kaldı. Oynadıkça cazur cızır ötüyorlar. Hele kaval kemiklerim, dertli kavallar gibi serveti fünun makamından hoş ve hazin neyler üflüyorlar. Lakin kafam yok mu , eskisi kadar sağlam kaldı. Zaten kafamın sağlamlığını son karpuz mevsiminde denemiştim. Bri gün yüksek bir kamyonun tepesine dikilen bir herif sokak kenarındaki karpuz sergisi önüne dikilen başka bir adama karpuz atıyordu. Yerde duran adam atılan karpuzları iki avucuyla kapıp, sergiye yerleştiriyordu. Ben dalgın dalgın aralarından geçerken kamyondan atılan bir karpuz güm diye başıma vurdu ve tuzla buz oldu. Ben ise bana mısın demedim. Mendille başımı sildim, yeryüzündeki yolculuğuma ve havada düşünce yolculuğuma devam ettim. Zaten bu doğalı beri devam eder böyle. Eskiden günde 60-70 kilometre yürür, kimsenin beni görüp deli sanmasından korkmadan kendi kendime yani doğayla yüksek sesle konuşur, yerine göre güler, kahaha salar, türkü söylerdim. Denizde de birbaşıma iken doğal olarak böyleydim. Şimdi artık 1 kilometre yürüyünce oturup dinlenmek gerekiyor. Bir gün Bodrumda yürürken sokakta karşıma çocuğuyla bir kadın gelip durdu. "Cevat bey, ben Derviş'in kızı Belkıs'ım" dedi. Gözlerinde havayı sert bir kamçı gibi biçen acı bir çığlık vardı.Gözleri yaşlarla doldu. Babası Derviş duvarcıydı. Onu yeni hapishane duvarlarını yapmak için benim önümde saymanlığa çağırmışlardı. Adam é Ben şimdiye kadar insanlara ev yaptım, hayvanlara da ahır. Onların duvarlar arasında hapis olacakları duvarı örmem" demişti. Zavallı Derviş bir iki ay önce merdivenden inerken düşüp ölmüş. Belkıs doğduğu zaman babası onu kundakta bana getirdi. "Adını tak" dedi. Ben de " Belkıs" dedim. Ondan sonra Derviş altıncı mı yedinci mi ne çocuğunu getirmişti, ona da Yeter adını koymuştum. "Ben Belkısım" deyişindeki acı bana dokundu. Kendimi tutmak gayretiyle başımı öne doğru eğmeseydim ve bir yana eğilmeseydim, oracıkta patlayıp hüngür hüngür ağlayacaktım. Belkıs'ın çağırışı bana pek fena dokundu. O eski Bodrum'u hatırladım. Sanki bütün kent bir aileydi. Çok mutlu ve insancıl bir yerdi. Beni sabahın ikisinde üçünde gelir uyandırırlardı.Küçük Mehmet "Cevat Amca olmazsa ilacımı içmem" diyor deye. E h bir ana ayağıma kadar gelmiş, insanı kırmak olmaz, homurdana homurdana kalkar giderdim.

Beş yaşında çocukken Atina'nın yanında Faler var ya, orada deniz kıyısında evimiz vardı. Babam Atina Sefiriydi o yıllarda. Orada deniz kıyısında yanağıma bir tokat yemişim gibi Akdeniz'in büyüsüyle çarpıldım. Sonra aynı şeyi Büyükada ve Boğaziçinde Robert Kolejindeyken yaşadım. Amma oralar Akdeniz değildi. Açıklıkları yoktu. Herhalde Giritlilikten midir nedir ben de bir Akdenizlilik var, bir Bizans ve Bizantinizm nefretiyle. Kalebent olarak Bodrum'a gidesiye dek, Büyükada'da mutfağın yanında topuk altında çiğnenip kırılan kayığım yamyassı ezik kaldı. Neyse, siz şimdi mavi yolculuğa çıkıyorsunuz. Ben artık mavi yolculuklara gidemiyorum. Mavi yolculukta gördüğünüz doğa parçaları sizi de içeriyor ve siz de o güzelliğin gönülde bir parçası oluyorsunuz. Doğa hep masumdur. Şöyle güvertede otururken mavi rüzgar serin serin eser, yakanızı açar. Ne tadına varılmaz mutluluktur o. Cigaranızın dumanı mavi gökte mavileşir, güneş çıplak ayağınızın üzerine yayılarak sıcak sıcak okşar. Hey Hayyam neredesin?!

.........

Dikat etsene, bu mektubumda baştan beri hep Akdeniz havasındayım.Bu yazdıklarım beni Akdeniz'in ölmez gençliği havasına sokuyor. O havayı soluyorum. Dünyanın her yanından insanlar Akdeniz'e gelirler. Gelince de kendilerinin siftah yurtlarına dönmüş gibi bir duygu duyarlar.Sanki yurtları Akdenizmiş de kaderin bir talihsizliği yüzünden asıl yurtları olan Akdeniz'den yoksun kalmışlar.O iskandinavlar kendi gövdelerinden bile eksik kaldıklarını düşünürler. Öyle ya, kürklerle, yünlerle ayılara benzerler. İnsanın çıplak bacağının ötekine sürtmesi bile bir okşayıştır. Atina felsefesine göre varlıkta en büyük fenalık maddedir, ikinci fenalıkta gövdedir. Sokrat, Platon ve Aristotales cenapları ' Bir insan ne kadar gövdesinden ayrılırsa o kadar filozof olur, o kadar ruh olur, gerçeği de ancak ruh bulabilir, ona ancak ruh varabilir' derler. Hoppala !!! Bu görüş Akdeniz sanatının tam zıttıdır. Mısırlılar, Minoen Giritliler ve Bergama yontucuları bunun tam aksini saptadılar. Sanat Akdeniz'de gelişmeyip de nerede gelişecekti ?

Helenler üst insanlar değil, kusurları ve meziyetleri ile alelade insanlardı. Kimi yol objektif olarak bir Helenistan Tarihi yazasım geliyor. Amma yazsam kim okuyacak? Avropailerin kanılarına cepheden saldırmak boşunadır kanısındayım. Çocukluktan beri yalan yanlış olan telkin ve aktarımları yok etmek , kanıları yıkmak kolay değildir. Onun için 6. kıta yollu çevirme taktiklerinin daha iyi sonuç vereceğini sanıyorum.

Fransız mecmuasında yayınlacak aya gidişler üzerine bir yazı yazmak istiyorum bunlara. Aya gitmek fensel bir iştir. Ddenemeye dayanan fen de İyonya'da başlamıştır. Eğer Atina oluş doğrultusuna ket vurmasaydı, 21. yüzyıla kadar beklenmezdi aya gitmek için. Önce dünyayaı yamyassı sandılar sonra toparlak olduğunu anladılar. Sonra topa benzeyen bir top, bir pırlanta olduğunu anladılar. Herhalde bir eşi daha olmayan bir mücevherdir bu dünya. Bu dünya cosmosun şaşılacak bir harikasıdır. Sokrates bir öğrencisine astronomiden ne düşünürsün deye sorar. Çocuk, mevsimlerin faydasından, denizciliğe yararından söz edince, Sokrates hemen gürler ve horlayıcı bir bakışla; Sizin faydasız şeylerden nasıl korktuğıunuza şaşarım der.Sanki felsefi şeylerin hepsinin faydasız olması gerekirmiş gibi. Asıl astronomi gök cisimlerinde ve yıldızlarda değil de, onların çok yükseklerinde ve ötelerinde ruhla görülebilecek ebedi hakikatlerde imiş. Bak yediği halta ! Yani Platon kafası dünyaay egemen olsaydı, aya gidilmez, ideal ay ile uğraşılırdı. Amma İdeal Luna'ya gitmek için insan da lunatic olurdu.

Neyse beni sorarsanız eyiyim yahu. Eskisi gibi önüm açık değil. Dört yanım apartman duvarlarıyla çevrili. Amma çok şükür apartmanların camlı pencereleri var. En tepemdeki katın pencereleri, güneş batarken renk fırtınalarını görüyor. Gördüğünü önümdeki apartmanların camlarına angılıyor. O da odamın duvarının küçük bir parçasına günün elvadasını bir müzik finali gibi tattırıyor. Eh yeter! Kimi yol oturup dalıyorum, aceba dünyanın kabadayı bir filozofu mu yoksa en muteber koca bir eşeğimiyim deye.. İster filozof ister eşşek olayım duvarda angılanan küçük bir pembelikle mutlu oluyorum ya.

Ben artık burada stop ediyorum Azra. Senin başını epeyce ağrıttım. Amma senden başka yazacağım bir kimse de yok... O da bana kafi. Hastalık nöbetleri arasında yazdım bu mektubu sana...

Cevat'ın


 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri