Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Lüks tekneler ve medya

Canım tatlıdır ama çuvaldızı başkalarına batırabilmek için, iğnenin acısına katlanmak zorunda olduğumu biliyorum. Yıllarca aktif gazetecilik yaptım. O süre boyunca, denizle, denizcilikle, yelkenle vb. konularla ilgili bir konu olduğunda, gazeteci arkadaşlarımın, haberi dizgiye vermeden önce bana danışmalarını rica ettim. Çünkü ne zaman bir yelken yarışı haberi olsa başlığı “Yelkenler Fora”, tekne fuarı olsa, “Lüks Yatlar Görücüye Çıktı” diye yayımlanırdı.


Yatçılıkla “lüks” arasındaki bu bağlantı, denizle en geç tanışmış milletlerden biri olduğumuz için olsa gerek, ne yazık ki kolay inanılır bir şehir efsanesi. Denizciliği başka şeylere benzetip örneklendirmeyi sevmiyorum ama bazen anlamamakta direnen zihinleri ikna etmenin başka yolu da yok gibi görünüyor. Elbette teknenin de lüksü var. Hem de öyle lüksü var ki, paranız çok olsa dahi evinizde bulunduramayacağınız, satın alamayacağınız, ancak ve ancak denizde sahip olabileceğiniz özellikleri bile barındırabilir öylesi. Böyle “lüks” teknelerin olması, tekneciliği genelde lüks yapar mı? Gelelim çok sevmediğim örneklere. Arabası olmayan bir dünya insan var ülkemizde. Şart mı araba sahibi olmak? Asla.

Gücü yetmediği için araba almayan olduğu gibi, arabanın derdiyle, parkıyla vs. uğraşmak istemediğinden araba sahibi olmayan da var. Trafikten korktuğu için uzak duran da var, fosil yakıt kullanmanın Dünya’ya ihanet olacağına inandığı için arabasız yaşayanı da. Arabası olanlara bakalım. Arabanın da bin türlüsü var. Çok sevdiğim ama gücüm yetmeyeceği için internetten sevmeye devam ettiğim Aston Martin de “araba”, benimki de! Bentley de “araba”, sokak aralarında “Domates, biber, patlıcan” satan köylümüzün kamyoneti de! Aston Martin ve Bentley gibi kimi markaların, çok pahalı olması, “araba” işini genel olarak “lüks” mü yapar? Elbette hayır. Nasıl ki kesemize, cebimize, yaşam biçimimize uygun bir araba bulma şansımız varsa, aynı şekilde, kesemize, cebimize, yaşam biçimimize uygun tekne bulma şansımız da var. “Lüks” teknelerin olması, tekneciliği “lüks” yapmaz. Tıpkı lüks arabaların, araba sahibi olmayı lüks yapmayacağı gibi.


Kimi ortamlarda, TV programlarında illa ki sorarlar: “Bu iş zengin işi gibi görünüyor uzaktan. Sahiden öyle mi?” Valla ben size bir şey söyleyeyim mi? Bir profesyonel futbolcunun, hem de 20’li yaşlarındayken, kimi ülkelerin bütçelerinden bile daha yüksek paralar kazandığı bir dünyada, futboldan daha fazla “para” kokan bir spor var mıdır bilemiyorum. Farkındayım, çok alakalı bir örnek değil ama olaya bir de böyle bakmalı. Bütün sokaklar top oynayan, “umutlu” çocuklarla dolu. (Yeni umut trendi, kameraya aptal ve aşırı öfkeli bakış fırlatan dizi oyuncusu olma hayali sanırım.)
Bu örnekte kişi, iyi bir futbol oyuncusu olursa, çok para kazanma olasılığına doğru yürüyebilir. Önce mahalle takımı, sonra bilmem kaçıncı küme takımı, sonra giderek yukarı doğru hareketler ve en sonunda süper kazanan bir futbolculuk. Oysa biz amatör denizciler, sürekli cebimizden harcar dururuz. Kimse bize, “aman da ne güzel tekne kullanıyorsun” diye para falan vermez. (Hatta tekne bağlayacak yer üretmeyen sistemin bir müsteşarı, bizim tekne kullanmayı bilmediğimizi, bu nedenle tekne almadığımızı zannediyor, tekne bağlayacak yer kalmayan ülkemizde, muhtemelen teknelerimizi seyirden sonra alıp balkona koyacağımızı düşünerek. Yani, bu işi yaptığımız için yeterince kazık yemiyormuşuz gibi, bir de devlet fırçası yemeye başladık iyi mi! Ama bu başka bir yazının konusu.)


Gelelim iğne-çuvaldız operasyonuna. Evet, gazetecilik yaptım yıllarca, yaparken de işimi doğru yapmaya, bilmediğim bir konuyu ele almamaya, almak zorundaysam da yazmadan önce doğrusu neyse öğrenmeye, bunun için gerekirse haberi/yazıyı bekletip bilenine sormaya, hakkında okumaya özen gösterdim. Yanlışlarım olmuştur. Ama muhabir arkadaşlarımı, işe yeni başlayanları hep okumaya, öğrenmeye ve “doğru iş” yapmaya özendirmek için gayret sarf ettim. Eminim basının her biriminde de benim gibi davrananlar vardı, halen var.


Ama olmuyor! Tekne fuarları bizim için hâlâ, “Lüks teknelerin görücüye çıktığı” platformlar. İşte en son örneği. Nasıl denk getirdiyse, bir aile buldu muhabir. Bir motoryat satın almış aile. Oğulları çok istiyormuş bir tekne. Oğlana mikrofon uzatıldı, çocuk sevincini paylaşmak istedi ama kelime haznesi yetmedi; belki duyguları çok coşkundu, ifade edemedi kendini. Lafları geveledi. Ve hem o çocuk, hem de ailesi, bir anda memleketin alay konusu oluverdi. Daha aklı başında olanlar, “çocuklara pahalı hediye almak” ana başlığı altında konuyu irdelediler! Çünkü o muhteşem(!) haberde altı sürekli çizilen unsur, teknenin fiyatı idi. 100.000 Lira. (Hatırlamıyorum, belki de Euro idi. Ama önemi yok.)


Türkiye, o aile ve çocuğun sözleri ile uğraştığı kadar başka şeylerle uğraşsaydı, bugün belki başka bir konumda olurduk. Ama cebinde parası, denize çıkmaya hevesi ve bu işi yapacak gönlü olan bir aileye kim, hangi hakla saldırabilir ki? Asgarî ücretli babanın çocuğuna elma şekeri almasından farkı nedir ki tekne almanın? Elbette aralarında fiyat farkı var ama bu mudur toplumu denize ve denizciliğe yaklaştırmanın yöntemi? “Tekne çok pahalı bir şey, alanla alay edelim” midir? Asgarî ücretli babanın oturduğu evle, birkaç kilometre ötesinde oturan başka bir ailenin oturduğu müstakil evlerin fiyatı aynı mı ki? Asgarî ücretli ailenin yaşam koşulları ile o tekneyi alabilme gücüne sahip ailenin yaşam koşulları aynı mı ki? Haberin altında dalga geçilmesi, yerilmesi, deşilmesi gereken bir şey varsa, o, “Teknelerin pahalı oluşu” mudur, yoksa “gelir dağılımındaki adaletsizlik” midir? Günün siyasi olaylarına hiç girmiyorum, yeri değil.


İşin sosyo-ekonomik dalı budağı ziyadesiyle fazla. Budamaya kalkarsak gücümüz ve bilgimiz(en azından benimki) yetmez. Lakin bizi ilgilendiren kısmı başka. Medya, artık bu işlere bakış açısını değiştirmeli, gözden geçirmeli(yabancıca konuşmayı sevenler buna ‘revizyon’ diyor.)

Geride bıraktığımız son fuar, (CNR Avrasya Boat Show), editörlüğünü yaptığım Yelken Dünyası dergisinin Mart 2014 sayısında, bu konularda çok deneyimli olan Hasan Kaçmaz’ın bakış açısıyla, “Artık Düsseldorf’tan sonra Avrupa’nın ikinci büyük tekne fuarı!” Türkiye’de gelişen ve büyümekte olan bir sektör var. Medya bunu fark etmeli. O fuarlarda herkese, her keseye göre tekne var. Medya bunu fark etmeli. Arabanın pahalısı-ucuzu olduğu gibi teknenin de pahalısı-ucuzu vardır. Medya bunu fark etmeli. Bir tekne fuarında, sadece “lüks tekneler” sergilenmez, halattan ayakkabıya, yağmurluk ve oltadan, denizci işi anahtarlığa kadar bir dünya şey vardır.

Medya bunu fark etmeli. Elbette asgarî ücretli çalışanın gidip teken sahibi olmasını kimse beklemiyor. Ülkemde asgarî ücretle nasıl hayatta kalındığı, kira ödenip çocuk okutulduğu ayrı bir soru ve sihirli bir bilmece zaten! Türk mucizesidir! Ama bir tekne fuarını, “lüks tekne sergilenen ve sadece parası olanların dolaştığı yerler” olarak pompalamaya gayret edersek, örneğin olta almak isteyen dar gelirli vatandaşı oradan kovalamış oluruz.

Örneğin, belki birkaç sene para biriktirip yazın bir haftalığına bir tekne kiralama hayaliyle yanıp tutuşan bir aileyi oradan kovalamış oluruz. Medya bunu fark etmeli. Ve medya, böyle yapmaya devam ederse, başka devlet mekanizmaları olmak üzere denize uzak duran toplumun, teknecilerin hepsini “tuzu kuru, züppe, işi gücü oynaşta, yolunacak kaz, madem zenginsin-istemeden vermelisin” kriterleri ile algılamaya devam edeceğini fark etmeli artık!


Ve bir son söz: Hangi ekonomik katmandan olursa olsun, bir çocuğun sevinciyle alay etmeye kimsenin hakkı yoktur.

 

Tayfun Timoçin

 


Yazarın diğer yazıları:

Derdimiz ne
Lüks tekneler ve medya
Denizden daha çok zevk almak

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Elbette...


Doğan Ateş KONURALP

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI'nın bir fotoğrafı var bende, yanındak genç şu anda 75 yaşında, akrabamdır. web Sitenize koymayı düşünürmüsünüz.

hüseyin AKDEMİR

Atlantik okyanusunu gecmenın zamanı ve suresi nedir tesekkurler

Denizlerden.com Ekibi

 Duyurularımızda yer vermiştik. Unutmamız mümkün değil...


eyupsatar

bu gün balıkçının doğum günü Google hatırlamış .

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Denizlere gidemediğinizde sığınacağınız tek liman...


Doğan KONURALP

Web siteniz çok güzel hazırlanmış, konu seçimleri, fon müziği, yazarlar, deniz hikayeleri hepsi çok güzel. Belki hayallerim gerçekleşmedi ama sitenizi ziyaret ettiğimde yaşamış gibi hissediyorum.

ahmet toyoglu

selamlar ben 30 yasindayim ve hayalim dunyayi dolasmak buna hazirim ama imkanim yok benim size mail atma nedenim boyle tekne ile gezebilen insanlarla irtiabta gecebilmek yardimci olarak hic bir ucret almadan seve seve calisirim ihtiyac olursa bana firsat verirseniz asla pisman etmem simdiden cok tesekkur eder saygilar.irtibat numaram 0543 917 29 91

Hülya Ceylan

bu yazı kanımı dondurdu amatör dalgıçların dalış limiti 30 metredir herkes o kadar şanslı! olmaz http://denizlerden.com/?action=authors&page=author&no=42&icerik=212

Denizlerden.com Ekibi

 [email protected]


Ekrem Tok

Turizmin incisi Çeşme’de DLH nın geçici devirle Çeşme belediyesine işletilmesi için devrettiği Dalyan köy yat bağlama limanının hali içler acısı. Bilginizi rica ederim. Saygılarımla, Ekrem Tok. Not: Fotoğraf göndermek istiyorum e-posta adresinizi gönderirmisiniz.

metin becikoğlu

sayın yönetici. necati zincirkıran üstadın 1992 yılında trt de yayınlanan uzaklar belgeselinin 1 bölümünü rica etsem gönderebilirmisiniz. yanılmıyorsam birde uyumak istiyorum diye içinde geçen bir şiir. youtube dan ve trt arşivinden baktım ama bulamadımj. zahmet olmazssa yardımcı olabilirmisiniz. çok sevinirim.selam sevgiler metin becikoğlu

Ayhan Şahin

Değerli denizci dostlar merhaba 50-60ft.boyunda olabilecek charter trimaranın yan gövdelerinin inşaası bitti.Bundan sonrası için maddi ve dizayn konusunda katkısı olacak,vede yazın Türkiye de,kışın Karaipler de bizzat charter olarak işletecek,arkadaş ve arkadaşlarla işbirliği yapmak [email protected]

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz Erdoğan bey. yazarlarımızın yazıları sürekli güncelleniyor.

denizden uzak kalmayın..


ERDOĞAN KAYA (erbey)

Sitenizdeki tüm yazarların yazılarını büyük bir zevkle defalarca okudum. Sitede emeği geçenlere ve yazarlara teşekkürler. Bir denizci olarak yazarlardan daha fazla yazılar bekliyoruz. Lütfen yeni yazılar eklesinler. Selamlar.

Cavit Can Tanyeri

http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142 çalan fon müziği George Dalaras a aitir doğrudur fakat la malaguena yı hiçbiryerde bulamamaktayım rica etsem bu parçayı indirebilieceğim bir platform önerseniz .

Rukiye Güney

Ayça Hanım ve Levent Bey Merhabalar, Ocak ayında Antalya'da yapılacak olan ve 550 kişi katılımlı bir etkinlikte konuşmacı olarak sizi sunabilmek için görüşmek istiyorum. Tel. 0 530 151 53 95 Geri dönüşlerinizi rica ederim. Teşekkürler, iyi çalışmalar

deniz kara

sitenizi çok beğendim deniz kokusu eksik olmasın burnumuzda sevgiler sizinle olsun pruvada yelkovan kuşlarının peşisıra özgürlük işte tam burada

Denizlerden.com Ekibi

 La Malaguena  GEORGE DALARAS


Akif Mustafa YANIK

Pardon şu " Eylül Ekim Ayı Balığı" başlığında çalan şarkıyı öğrenmek istedim. http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142

Denizlerden.com Ekibi

 Straight to the heart SINA VODJANI


Akif Mustafa YANIK

Merhaba,Şuan web sitenizin fon çalan fon müziğini öğrenebilirmiyim? Paylaşımlarınız ve emekleriniz için teşekkür ederim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Baharı beklerken

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Derdimiz ne

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Kızım

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri